• Av. Nurdan Gizem Oral

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında Karikatürler


GİRİŞ


Türk Dil Kurumu tarafından; “İnsan ve toplumla ilgili her tür olayı konu alarak abartılı bir biçimde veren, düşündürücü ve güldürücü resim”[1] olarak tanımlanan karikatür, belki de bir anı ifade etmek, ifade ederken güldürmek, güldürürken düşündürmek isteyen sanatçının aynı anda birçok duyguyu iletebildiği en etkili yöntemlerden biridir. Bu anlamda karikatürlerin abartı, eleştiri ve güldürü ögeleri üzerine kurulu olduğunu, kimi zaman iğneleyici tavırları ile ön plana çıktılarını söyleyebiliriz. Karikatürlerde yer alan bu eleştirel ve iğneleyici tavır, ifade özgürlüğü ve kişilik hakkı çatışmasından doğan hukuki ihtilafları gündeme getirmekte ise de karikatürler tek başlarına bir eser niteliğine haiz olması sebebiyle de hukuki uyuşmazlıklara konu olmaktadırlar. Bu çalışmamızda, karikatürlerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunması irdelenmiştir.


GÜZEL SANAT ESERİ OLARAK KARİKATÜRLER


Bilindiği üzere, “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak tanımlanan eser, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında koruma altına alınmış ve eseri meydana getiren kişi, eser sahibi olarak adlandırılmıştır. Bunun yanı sıra bir eserin, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamı altında korunabilmesi için onu meydana getiren kişinin özelliklerini, yani sahibinin hususiyetini taşıması, maddi bir varlığa sahip olması ve Kanunda sayılan eser türlerinden birine dahil olması gerekmektedir. Bu anlamda maddi bir varlığa sahip olmayan, yalnızca düşünceden ibaret, soyut fikirlerin Kanun kapsamında eser olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.


Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eserler; “ilim ve edebiyat eserleri”, “musiki eserler”, “güzel sanat eserleri” ve “sinema eserleri” olarak kategorize edilmiş olup bir eserin, tahdidi olarak sayılan bu kategorilerden birine dahil olması, Kanun kapsamında koruma altına alınabilmesi açısından zorunluluk arz etmektedir. Öyle ki, hukuki bir ihtilafın varlığı halinde mahkemece araştırılacak ilk iş, Kanun kapsamında korunabilecek bir eserin var olup olmadığıdır.


Karikatürler, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun “Güzel Sanat Eserleri” başlığını haiz, 4. maddesi altında açıkça düzenlenmiştir. Anılan madde ise şu şekildedir;


“Güzel sanat eserleri, estetik değere sahip olan;

1. Yağlı ve suluboya tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma,

oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi, serigrafi,

2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar,

3. Mimarlık eserleri,

4. El işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları,

5. Fotoğrafik eserler ve slaytlar,

6. Grafik eserler,

7. Karikatür eserleri,

8. Her türlü tiplemelerdir.

Krokiler, resimler, maketler, tasarımlar ve benzeri eserlerin endüstriyel model ve resim olarak kullanılması, düşünce ve sanat eserleri olmak sıfatlarını etkilemez.”


Madde metninden de anlaşılacağı üzere, bir karikatürün güzel sanat eseri olarak kabul edilebilmesi için öncelikle estetik bir değere sahip olması gerekmekte, estetik değer, güzel sanat eserleri açısından bir ön koşul olarak değerlendirilmektedir. Fakat estetik değer, göreceli ve oldukça soyut bir kavram olduğundan bu hususta doktrinde birçok tanımlama yapılmış ve güzel sanat eserleri bağlamında estetik değer; güzel olan, sanatsal nitelikte, sıradan olmayan ve herkesçe yaratılabilen ürünlerden ayrılan[2] ürünlere atfedilmiştir. Karikatürler nezdinde aranacak estetik değer ise; her somut olay nezdinde, karikatürü kaleme alan karikatüristin sanat yeteneğini ortaya koyup koymamasına göre tayin edilecektir.[3] Dolayısıyla bir karikatür, sahibinin hususiyetini taşıyor ve estetik bir değer barındırıyor ise güzel sanat eseri olarak Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında koruma altına alınacaktır.


Bununla birlikte karikatürler, yalnızca resimlerden yahut resimler ve yazılardan oluşan kompozisyonlardan da teşekkül edebilmektedir. Bu nedenle karikatürler üzerinde yer verilen yazıların, şartları var ise ilim ve edebiyat eseri olarak korunmaları da mümkündür. Ancak çizimler, estetik bir değere sahip ise güzel sanat eserleri altında değerlendirilmektedir.[4] Pek tabii, karikatürist tarafından yaratılan ve karikatürde yer verilen, örneğin Avanak Avni, Muhlis Bey, Arap Kadri gibi tiplemeler, karikatürden bağımsız olarak ayrıca bir eser niteliğine haizdir. Keza Kanun’un 4/8. maddesinde de tiplemeler, güzel sanat eserleri başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle bir tiplemenin hukuka aykırı bir biçimde, eser sahibinden başka bir kimse tarafından kullanılması halinde de eser sahibinin telif haklarının ihlalinden söz edilebilecektir.


ESER SAHİBİNİN KARİKATÜRLER ÜZERİNDE HAKLARI


5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda, eser sahibine birtakım haklar tanınmış ve bu haklar maddi ve manevi haklar olmak üzere iki sınıfa ayrılmıştır. Mali haklar, eser üzerindeki ekonomik haklar olarak tanımlanabilecek olup bu haklar mutlak niteliktedir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda mali haklar; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ve işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı olarak sayılmıştır. Manevi haklar ise niteliği itibari ile ekonomik bir değer ihtiva etmeyen, eser ile eser sahibi arasındaki duygusal ilişkiden doğan haklardır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda manevi haklar; umuma arz, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını men etme ve eser sahibinin zilyet ve malike karşı hakları olarak belirtilmiştir.


Dolayısıyla bir karikatüristin, meydana getirdiği bir karikatür üzerinde; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ve işaret ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı; umuma arz, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını men etme ve eser sahibinin zilyet ve malike karşı hakları mevcuttur. Karikatürist belirtilen haklarını devretmedikçe, bu konuda bir lisans sözleşmesi yapmadıkça, başka bir kimse bu haklardan istifade edemeyecektir. Meğerki, Kanun kapsamında getirilen kullanım istisnalarından biri tezahür etmesin.


Tüm bunların yanı sıra eser sahiplerinin Kanun’da belirtilen haklardan istifade edebilmesi için karikatürün tescili gibi bir zorunluluk bulunmamakta olup karikatür üzerindeki telif hakları, eser sahibinin yaşamı boyunca ve ölümünden itibaren 70 yıl boyunca Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunacaktır.


Belirtilen haklarının ihlal edilmesi halinde ise karikatürist, hakkına tecavüz eden kimse hakkında yasal yollara başvurarak tecavüzün önlenmesini, tecavüz gerçekleşmiş ise bu tecavüzün ortadan kaldırılmasını talep edebilir, telif tazminatı ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunabilir ve aynı zamanda haklarına tecavüz eden kimseler hakkında suç duyurusunda bulunarak ceza davası açılmasını sağlayabilir.


EMSAL YARGITAY KARARLARI BAZINDA DEĞERLENDİRMELER


Giriş bölümünde, karikatürler üzerinden doğan ihtilafların ekseriyetle kişilik haklarına saldırı ve ifade özgürlüğü ikilemi üzerinden doğduğunu belirtmiş idik, karikatürler kapsamında yapılacak içtihat taramalarında da genellikle bu denklem üzerinde durulduğu görülmektedir. Bununla birlikte bir karikatürün, eser sahibinden izinsiz bir şekilde gazete, dergi, kitap ve broşürlere basılması; internet üzerinde yer alan haber sitelerinde yayınlanması ya da sosyal medyada paylaşılması gibi birçok nedenle telif hakkından kaynaklı ihtilafların doğduğu da gözlemlenmektedir.


Aşağıda karikatürler özelinde birkaç Yargıtay kararı incelemesine yer verilmiştir.[5]


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2007/7226 E., 2008/9041 K. sayılı, 07.07.2008 tarihli kararına esas uyuşmazlıkta;


Davacı karikatürist, karikatürlerinde yer alan “Türkleşen Amerikalılar” temasının, bir kola markasının reklamlarında kullanıldığını ve bu temanın reklamlarda ifade ediliş biçiminin kendi eserlerindeki hususiyeti taşıması nedeniyle mali ve manevi haklarının davalı tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek davalı şirket aleyhinde tazminat talebinde bulunmuştur.


Öncelikle belirtmek gerekir ki, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında koruma altına alınan husus yalnızca fikir olmayıp, fikir bir ürüne dönüşmedikçe Kanun kapsamında korunması mümkün değildir. Zira Kanun, bu fikrin ifade ediliş biçimini korumaktadır. Anılan uyuşmazlıkta ise Yerel Mahkeme, “Türkleşen Amerikalılar” temasının karikatür ve reklam filminde farklı biçimlerde ifade edildiğini, karikatüristin hususiyetinin ve ifade ediş tarzının reklam filminde yer almadığını, bu anlamda reklam filminin işleme bir eser niteliğine haiz olmadığını, filmin karikatürden bağımsız bir eser olduğunu belirtmiş ve davanın reddine karar vermiştir.


Her ne kadar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi aynı noktalara temas etmiş ise de yerel mahkeme kararının yeterli inceleme ve araştırmalara dayanmadığını belirtmiş ve “Mahkemenin 5846 sayılı FSEK hükümleri uyarınca, soyut düşüncenin değil, bu düşüncenin ifade ediliş biçiminin korunduğuna ilişkin düşüncesi yerinde ise de, soyut düşüncenin ifade biçimi olan karikatür eserlerindeki eser sahibinin hususiyetinin dava konusu reklam filmlerinde izinsiz olarak kullanılmak suretiyle, davacının mali ve manevi haklarının ihlal edilmediğine ilişkin görüşü yeterli inceleme ve değerlendirmeye dayanmamaktadır. Her ne kadar, davacı eserlerindeki ana tiplemeler davalı reklam filmlerinde yer almamak da ise de, FSEK.nun 1/B.a bendindeki hususiyet unsurunun eserin bütünü itibariyle göz önüne alınması gerekir. Şayet eserin bütününe hakim olan hususiyet unsuru, dava konusu eserde de esinlenme serbestisini aşacak ve baskın unsur oluşturan nitelikte ise, bu takdirde dava konusu reklam filmlerini bağımsız birer eser olduklarından söz edilemeyecektir. Ancak, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında yukarıda açıklanan hususiyet unsuru bakımından yeterli değerlendirme içermemesi, anılan unsurun niteliği itibariyle hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği bir husus olmayıp, teknik bilgi gerektirmesine göre, davacının eserleri ile dava konusu reklam filmlerinin hususiyet unsuru bakımından değerlendirilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” ibareleri ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermiş, hususiyet incelemesinin teknik bir inceleme gerektirdiğine vurgu yapmıştır.


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/5318 E., 2021/3809 K. sayılı, 19.04.2021 tarihli kararına esas uyuşmazlıkta;


Karikatürist, çizimini yaptığı karikatürlerin mali haklarını davacı şirkete devretmiş, davalı sendika ise davacı şirketi protesto etmek amacıyla söz konusu karikatürü sosyal medya hesabında paylaşmıştır. Davacı şirket, anılan karikatür üzerinde telif hakkından doğan mali haklarının davalı şirket tarafından ihlal edildiğini ve itibar kaybına uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı taraf ise karikatürlerin işten çıkarılan işçilerin hakkını savunmak ve bu olayı kamuoyuna duyurmak amacıyla kullanıldığını, davacıya zarar verme kastlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Somut olayda yerel mahkeme;


“Davacı vekili, davadışı ... tarafından çizilen karikatürlerin 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan doğan mali haklarının davacıya devredildiğini, ancak bu karikatürlerin, davalının sosyal medya sayfasında, davacının haklarına ve itibarına zarar verecek şekilde yayınlandığını ileri sürerek, FSEK 68. maddeye göre şimdilik 5.000 TL'nin üç katı tazminatın ödenmesine ve kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının sendikalı işçileri işten çıkardığını, bu durumun haberlere konu olduğunu, dava konusu karikatürlerin bu haksızlığı kamuya duyurmak amacıyla yapıldığını, davacıya zarar verme kastının bulunmadığını, davadışı ...'ın dava konusu karikatürlerinin haklarını davacıya devredip etmediğinin araştırılmasının gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, dava konusu eylemde davalının gülümsetme ve parodi amaçlı karikatür kullandığı, TRIPS 13. maddesinde belirtildiği üzere söz konusu kullanımın, eserin normal kullanımına engel oluşturmadığı gibi eser sahibinin meşru haklarına zarar vermediği ve kâr amaçlı olmadığı, ayrıca sahibinin şeref ve haysiyetini ihlal eder bir yönünün de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.”


ibareleri ile davalının karikatürleri “gülümsetme ve parodi amaçlı” olarak kullandığını, bu kullanımın TRIPS 13. maddesinde de belirtildiği şekli ile eserin normal kullanımını teşkil ettiğini belirterek davanın reddine karar vermiş ve karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından onanmıştır.


Karar içeriğinde yer alan TRIPS, başka bir deyişle Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması’nın, “sınırlamalar ve istisnalar” başlıklı, 13. maddesi; “Üyeler münhasır haklara getirilecek sınırlamaları veya istisnaları eserden normal olarak yararlanma durumu ile çelişmeyen ve hak sahibinin meşru menfaatlerine makul ölçüler dışında zarar veren belirli özel hallerle kısıtlayacaklardır.” düzenlemesini içermektedir. Türkiye, anılan anlaşmaya taraf devletlerden biri olup bu anlaşmaya paralel olarak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser sahipliğinden doğan haklara belirli istisnalar getirilmiş ve bu istisnalar dahilinde eser sahibinin izni olmaksızın eserin kullanılabileceği ifade edilmiştir. Bu istisnalar, Kanun’un 30 ila 40. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Fakat Kanun’da “parodi ve güldürü amaçlı kullanım” yönünde herhangi bir istisna belirtilmemiş, eserin parodi amacıyla kullanımı yönünde Türk Hukuku’nda bir sınırlandırma yapılmamıştır. Bu nedenle uyuşmazlık konusunun haber amaçlı kullanım yahut şahsi kullanım gibi istisnalara dahil edilip edilmediği yönünde bir değerlendirme yapılması yerinde olacaktır.[6]


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2014/19144 E., 2015/13290 K. sayılı 10.12.2015 tarihli kararına konu uyuşmazlıkta;


Bir karikatür, eser sahibinin izni alınmaksızın bir gazetede yayımlanmış ve aynı karikatüre gazetenin internet sitesinde de yer verilmiştir. Her ne kadar davalı taraf, köşe yazısındaki alıntının uluslararası anlaşmalar ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 37. maddesi anlamında iktibas serbestisi sınırları içinde kullanıldığını, davaya konu karikatürün internet üzerinde yayın tarihinden önce alenileştiğini iddia etmiş ise de yerel mahkeme, karikatürün hangi kaynaktan alındığının belirtilmediğine vurgu yapmış ve karikatürün kullanım biçimi itibari ile haber amacıyla köşe yazısına konulmadığını belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Anılan karar şu şekildedir;


“Mahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davaya konu karikatürün FSEK anlamında eser niteliğini taşıdığı, 7.12.2008 tarihli mali hak devir beyanı ve teslim tutanağı ile tutanak ekindeki karikatür örneklerine göre, davaya konu karikatürün S... M...'a ait olduğu ve yayını bakımından mali haklarının FSEK. 18/2. maddesi kapsamında davacıya ait bulunduğu, davaya konu karikatürün hem 30.12.2012 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde davalı A.. H..'ın köşesinde hem de gazetenin internet sitesinde yayınlandığı, bundan dolayı hem davalı A.. H..'ın hem de gazetenin fiziki ve internet ortamındaki yayınını gerçekleştiren davalı şirketin, 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 13/1. maddesiyle 5846 Sayılı FSEK.'in 66/2. maddeleri gereğince müteselsilen sorumlu oldukları, karikatürün kime ait olduğunun, bu karikatürün hangi kaynaktan alındığının belirtilmediği, ayrıca karikatürün köşe yazısında kullanım biçimi itibariyle haber amaçlı kullanımının söz konusu olmadığı, davacının talep edebileceği rayiç bedelin her bir yayın mecrası için 1.000'er TL.'den toplam 2.000 TL olduğu, hem gazetenin fiziki baskısında hem de internet sayfasında gerçekleşen bu yayın sebebiyle FSEK. 68/1. maddesi gereğince takdiren 3 kat hesabıyla toplam 6.000 TL. telif tazminatının talep edilebileceği, FSEK. 68/1. maddesinin 5846 SK.'nın 5. bölümünde hukuk davaları kısmında "Tecavüzün Ref'i" başlığı altında düzenlenmesi sebebiyle telif tazminatına hükmolunmasının ve bir "ref" yöntemi olduğu gözetilerek, tespit ve ref talepleri ile FSEK 69. maddesi gereğince gelecekte gerçekleşmesi muhtemel tecavüzlerden dolayı men talebinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların eyleminin, davacının mali hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, 6.000 TL. telif tazminatının yayın tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davalıların gerçekleşen tecavüzlerinin bu şekilde ref'ine, muhtemel tekrarının men'ine, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.”


Yer verilen karar aynı gerekçeler ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından da onanmış olup karar, karikatürler nezdinde telif hakkının ihlaline ilişkin sonuçları göstermesi yönünden de emsal teşkil etmektedir.


Sanat Hukuku Enstitüsü

Proje Direktörü

Av. Nurdan Gizem Oral

[1] Türk Dil Kurumu, https://sozluk.gov.tr/, (s.e.t 14.10.2022) [2] Prof. Dr. Ahmet M. Kılıçoğlu, “Sınai Haklarla Karşılaştırmalı Fikri Haklar” 7. Bası, Ankara, Turhan Kitabevi, 2021, sf.131 [3] Prof. Dr. Ahmet M. Kılıçoğlu, a.g.e., sf.134 [4] Doç. Dr. Polater, “Fikir ve Sanat Eserleri Hukukuna Göre Güzel Sanat Eserleri ve Eser Sahibinin Hakları”, On İki Levha Yayınevi, sf.69, < https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/7-karikatur-eserleri-978-625-7293-88-4/1> [5] Kazancı İçtihat Bankası (www.kazanci.com.tr) [6] Ayrıntılı karar incelemesi için bkz: Av.Dr.Ozan Ali Yıldız, “Eserin Parodi Amacıyla Kullanılması”, Fikri Mülkiyet Hukuku Kronikleri, 9. Sayı, < https://www.linkedin.com/feed/update/urn:li:activity:6975714986132189184/>