• İpek Kılıç

Hitler Almanya’sında Gelişen Kabare Kültürü



1. Dünya Savaşından itibaren Almanya’da yükselişe geçen kabareler, toplumsal hayata yansıyan siyasetin ve bu siyasete toplumun gösterdiği tepkiyle başladı. Haksızlıkları, baskıları, adaletsizliği kısacası toplumsal sorunları hicivle, müzikle, görsel efektlerle ya da opera gibi sahne sanatlarıyla dile getiren eğlenceli bir tiyatro türü oldu.




İnsanlar savaş sonrası hüznünü kabarelerde hem unutmaya hem de sorgulamaya başladılar. Kabarelerdeki sanatçılar ise bunu göstermekten asla çekinmediler.


İlk kez 19. yüzyılda Paris’te oynanmaya başladığında oyunlar, kafelerde ya da meyhanelerde gösteriliyordu. Bu yüzden de kelime Fransızca bar anlamında olan cabaret’den gelmektedir.


Bu arada aynı dönemlerde yani 1920’lerde Almanya’da yükselişe geçen bir burjuvazi dönemi yaşamaktadır. Rusya’dan, Balkanlar’dan ve daha birçok ülkeden düşünürler ve sanatçılar akın akın Berlin’e gelmekte ve burada yetkin bir sanat ortamı yaratmaktadırlar. Ancak ülkede bir o kadar da sefalet hüküm sürmektedir. Ekonomi dibi görmüş ve işsizlik artmıştı. Öyle ki 1929 yılında Almanya, ‘’insanlık dışı yıl’’ olarak anılmıştı. Zaten bir sonraki sene Almanya’da tüm ipler kopmuş hükümet istifa etmişti.


Tam bu dönemde sanatsal faaliyetlerin duraksayacağı düşünülse de aksine kabareler hiç olmadığı kadar kalabalık oldu.


Nü, egzotizm, erotizm, siyasal hiciv sahnede gösterilmesi başlarda insanları hayrete düşürmüş ama sonra bunun büyüsüne kapılmışlar.


Alt yapı olarak 1. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra başlayan Dada hareketi ile insanlar savaşın getirdiği barbarlığı, batıdaki insanların sanat çevrelerinde gelişen burjuvazimin bayağılığına protesto olarak çıkmıştı. Bu hareket, normları tanımıyor, belirli kalıpları yıkmak için toplumun karşısına kapı gibi duruyordu. İnsanlar ne kadar anlamıyorsa sanatçılar bir o kadar kendi sanatıyla cevap veriyorlardı.


Dadaizm’in taban oluşturduğu bu sanat ortamı için kabare sahne sanatlarında oldukça esnek bir ortam yaratmış oldu. Sanayileşme, Lenin’in Bolşevik fraksiyonun başına geçmesi, ABD başkanı olarak Wilson’un seçilmesi ve Ekim Devrimi gibi olayların toplumu öyle ya da böyle etkilemiş olması, Kabare kültürüne büyük malzeme oldu.



Sanat Hukuku Enstitüsü

Fikir ve Sanat Komisyonu Direktörü

İpek Kılıç