• Av. Mustafa Zorbozan

İcracı Sanatçıların Hakları


I.Giriş

Sanatın ve sanatçının, toplumların gelişimindeki yeri ve önemi kuşkusuzdur. Sanat eserlerinin topluma ulaşmasındaki en önemli etkenlerden biri ise, bahse konu eserin icrasıdır. Çünkü icracı sanatçılar, bir eseri icra ederek o eserin anlam kazanmasını ve topluma ulaşmasını sağlamaktadır. Hatta öyle ki, kimi zaman aynı eserin farklı icracı sanatçılar tarafından icra edilmesi, dinleyicide farklı his ve duygular uyandırmakta, o eser özelinde farklı anlamlar yükleyebilmektedir. Yalnızca bu noktadan bakıldığında dahi icracı sanatçıların sanat faaliyeti içerisinde etkin rolü ve önemi ortaya çıkmaktadır.


Son yıllarda teknolojinin de gelişimi ile birlikte sanat eserlerine ulaşım imkânı da çok daha basit bir hal almış, buna bağlı olarak eser sahipleri ve icracı sanatçılar bakımından hak ihlalleri de daha fazla karşımıza çıkar hale gelmiştir. Bu sebepledir ki Fikri Haklar kavramı giderek önem kazanmış, devletler gerek uluslararası anlaşmalarla gerekse de iç hukuk mevzuatlarına getirdikleri düzenlemelerle icracı sanatçıların haklarını koruma altına almayı amaçlamışlardır. Ülkemizde de icracı sanatçı hakları uluslararası anlaşmalar ve yasal mevzuat hükümleri ile korunmaya çalışılmaktadır.


II. İcracı Sanatçı Kavramı

İcracı sanatçı, bir eseri, eser sahibinin onayı ile eser sahibinin haklarına zarar vermeden özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden kişidir. Gerçekten de Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 80/1’de “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının aşağıda belirtilen komşu hakları vardır.” Şeklinde bir düzenleme ile bağlantılı hak sahiplerini tanımlanırken icracı sanatçılara ilişkin tanımlama da bu şekilde yapılmıştır. Yine Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği de Madde 4/b hükmünde icra sanatçıyı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişileri..” şeklinde tanımlamıştır.


İcracı sanatçı, eser sahibinin mali ve manevi haklarına zarar vermemek kaydıyla, onun iznini alarak eseri özgün biçimde yorumlayabilir. Bu bir müzik eserinin söylenmesi, bir bestenin müzik aletleri ile çalınması, icra edilmesi, bir tiyatro oyununun oynanması şeklinde gerçekleşebilir. FSEK 80. maddenin uluslararası kaynağı olan Roma Sözleşmesine göre, aktörler, şarkıcılar, müzisyenler, dansçılar ile edebiyat ve sanat eserlerini yorumlayan icracılar, yaptıkları icralar üzerinde, canlı icraların topluma iletilmesi ve yayını, canlı icraların tespiti ve kaydı, rızaları doğrultusunda veya rızalarına aykırı olarak yapılmış kayıt ve tespitlerin çoğaltılması, yeniden üretilmesine izin verme ve yasaklama yetkilerine sahiptir.


Her iki Uluslararası Anlaşma da icracı sanatçıları komşu hak sahibi olarak görmüş ve tanımlamıştır. 1961 Tarihli Roma Anlaşması 3. maddesinde, icracı sanatçıyı edebiyat veya sanat eserlerini canlandıran, anlatan, söyleyen, oynayan veya icra eden aktörler, şarkıcılar, müzisyenler ve diğer kişiler olarak tanımlamıştır. WIPO İcralar, Fonogramlar Anlaşması da tanımlara ilişkin 2/a maddesinde, kabaca aynı tanımı yapmış ve ek olarak folklorik ifadelerin yorumlayıcılarını da saymıştır. WIPO Anlaşması 5. maddesinde icracılara manevi hakları da tanımış, tespit edilmemiş icralara ilişkin mali hakları ise 6. maddesinde düzenlemiştir. TRIPS Madde 14 düzenlemesi de icracı sanatçılar için minimum koruma standartlarına uyulmasını öngörmektedir ( ¹ ).


III. İcracı Sanatçı Olarak Korunabilme Şartları


A. Gerçek Kişi Olmak

Bir eserin icrası, gerçekleştirilecek faaliyetin niteliği itibari ile yalnızca gerçek kişiler tarafından gerçekleştirilebilecek olup, icracı sanatçı olarak korunabilmek için eserin icrasını gerçek kişinin ifa etmiş olması gerekmektedir.


B. Sanat Faaliyeti Yürütmek

Bir eseri icra eden gerçek kişinin, icracı sanatçılara yönelik olarak mevzuata yer alan koruma hükümlerinden faydalanabilmesi için aynı zamanda sanat faaliyeti yürütüyor olması gerekmektedir. Şöyle ki, icraları sanat faaliyeti niteliğini haiz olmayan efektçiler, kostümcüler, kameramanlar, rejisör yardımcıları, ses ve görüntü teknisyenleri, makyajcı, suflörler, dekorcular, ışıkçılar icra ettikleri iş itibari ile ne bir eserin kamuya sunulmasına doğrudan katkı sağlamakta ne de bir eserin icrası olarak nitelendirilememektedir. Bu sebeple yalnızca bir müzik eserini seslendiren, yorumlayan sanatçı gibi gerçek kişiler icracı sanatçı olarak koruma yollarından faydalanabilecektir ( ²).


C. Bir Eserin İcrasını Gerçekleştirmek

Gerek yerel mevzuat hükümlerinde gerekse uluslararası anlaşmalarda icracı sanatçı yönünden yer verilen tanımlamalarda da çok açık bir şekilde görüldüğü üzere bir kişinin icracı sanatçı kimliğine sahip olabilmesi için her şeyden önce eser niteliğini haiz bir ürünün icracı gerekmektedir. Eser yoksa icradan ve icracı sanatçıdan bahsetmemiz mümkün olmayacaktır.


Bununla birlikte, sanatçının özgün bir icrada bulunması, icra ettiği işin kendisinin hususiyetini taşıyor olması gerekmektedir. Zira icracı sanatçı esere ruh ve anlam vermekte, sanat kişiliğini yansıtan bir faaliyette bulunmaktadır. Eser güzelliğini ve estetik niteliğini icracı sanatçının bu faaliyetinden almaktadır. Bu sebeple icracı sanatçının sanat becerisi ve kabiliyeti asgari seviyede de olsa icraya yansımış olmalıdır ( ³ ).


IV. Eserin Birden Fazla İcracı Sanatçı Tarafından İcra Edilmesi

Bir eserin birden fazla icracı tarafından icra edildiği durumlarda hakların ne şekilde ve kim tarafından kullanılacağına ilişkin uyuşmazlıklar da ortaya çıkmıştır. Bu husus ile ilgili olarak Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği Madde 11 düzenlemesi ile çözüm getirilmiş; birden fazla icracının bir arada bir eseri icra ettiği durumlarda hak sahipliğinin kim tarafından nasıl kullanılacağı düzenlenmiştir. İlgili hüküm uyarınca, bir sanat eseri birden fazla icracı sanatçı tarafından icra ediliyorsa ve ortaya çıkan eser de kısımlara ayrılabiliyorsa, bu sanatçılardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır. Şayet icra edilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, bu yapımın sahibi onu vücuda getirenlerin birliğidir. Ortaya çıkan ortak yapım ile ilgili tüm hakların kullanımında birbirlerinin haklarına öncelikle riayet etmek zorundadırlar. İcracı sanatçılar hakların korunmasında ortak hareket edebilirler ya da içlerinden birisine yetki verebilirler. Ancak icracı sanatçılardan biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. İcracı sanatçılardan her biri birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir.


V. İcracı Sanatçının Hakları


A. Genel Olarak

Eser niteliği taşımamakla beraber korunmaya layık olan icracı sanatçıların ürünleri üzerinde sübjektif hak tanımak suretiyle koruma konusu haline getirilmelerine verim himayesi denilmektedir. Emek ürünü olan verim ile yaratıcı çaba ürünü olan eser arasındaki ayrım son yıllarda yapılmıştır. Verim himayesinin konusu önceden var olan bir esere bağlı olarak ortaya çıkan emeğin bir somut sonucudur. Bu bakımdan icracı sanatçı da mevcut bir eser üzerinde emek sarf etmektedir. Ancak icracı sanatçıların haklarının ne dereceye kadar eser sahipliğinden doğan haklara sınır teşkil edecekleri tartışılmalıdır ve bu konudaki tartışmalar ise hala devam etmektedir.


Roma Sözleşmesinden önce olduğu gibi, Roma Sözleşmesinden sonra da icracı sanatçıların korunması fikri, hukuk doktrininde tartışılmaya devam etmektedir. Örneğin 1957 tarihli Fransa Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda icracı sanatçıların korunması düzenlenmemiştir ve icracı sanatçıların korunması mahkeme kararları ile mümkün olmaktadır. Aynı müzik eserini değişik sanatçılardan dinlenilmesinin; aynı tiyatro eserinin değişik oyunculardan izlenmesinin değişik yoğunlukta yaşantıları olması, sanatçının icrasının, eserden farklı bir şey olduğunun delilidir. Bundan dolayı icracı sanatçının icrasından doğan haklarının asıl eseri tamamlayan başlı başına bir hak olduğu iddia edilmiştir. İcracı sanatçının emeği üzerindeki hakkın niteliği konusundaki tartışmalar pozitif hukuk yönünden önem taşımaktadır. Bundan dolayı icra sanatçının korunmasıyla yaratıcı sanatçının (dolayısıyla haklarının) korunması arasında iki türlü verimin özelliklerine uygun bir ayrım yapılması zorunludur. İcracı sanatçının sahip olduğu haklarla eser sahibinin hakları eşit olamaz. Zira eser sahibi ve o eseri icra eden için nitelikleri ve kapsamları eşit bir koruma yaratıldığında, eser sahibinin eseri üzerindeki haklarına ve başka bir icracı sanatçının aynı eseri icra etmesine mâni olma sonucu ortaya çıkabilecektir (⁴).


B. Sınır ve Niteliği

İcracı sanatçıların icralarından doğan haklarının niteliği ve sınırlarına ilişkin düzenlemelere Komşu Haklar Yönetmeliği’nin 5. ve 6. Madde düzenlemelerinde yer verilmiştir. Buna göre 5. Madde hükmünde Komşu haklar, eser sahiplerinin maddi ve manevi haklarına zarar veremez. Komşu hak sahipleri bu haklarını kullanırken, eser sahibinin haklarını sınırlandıramazlar.” denilerek icracı sanatçı haklarının eser sahibinin haklarına karşı sınırı çizilmiş, getirilen bu düzenleme ile eser sahibinin eserden doğan haklarının korunması amaçlanmıştır. Yine 6. Madde düzenlemesinde de “İcracı sanatçının icra ettiği eser üzerindeki İcradan doğan hakları herhangi bir şekilde sanatçının topluma yansıyan kişiliğini zedeleyecek biçimde kullanılamaz.” hükmüne yer verilmiş ve icracı sanatçıların haklarının niteliği düzenlenmiştir.


C. İcracı Sanatçının Manevi Hakları


1. İcrasının Sahibi Olarak Adın Belirtilmesini İsteme Hakkı

İcracı sanatçılar, icra ettikleri iş kapsamında gerçek isimlerinin ya da müstear isimlerinin, icralarının 3. Kişilere aktarımı sırasında belirtilmesini isteyebilirler. İcracı sanatçıların bu hakkının kullanımı yalnızca icralarının işaret, ses ya da görüntü nakline yarayan araçlarla 3. Kişilere aktarımı sırasında değil, icradan yararlanmanın söz konusu olduğu her yerde söz konusu olabilmektedir. Öyle ki yararlanmanın şekli fark etmeksizin icradan yararlanma olduğu her halde icracı sanatçıların isimlerinin belirtilmesini talep etme hakkı doğmaktadır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanun Madde 80/1/A hükmü de “İcracı sanatçılar aşağıda belirtilen haklara sahiptir: İcracı sanatçılar, mali haklardan bağımsız olarak ve bu hakları devretmelerinden sonra dahi, tespit edilmiş icraları ile ilgili olarak uygulama şartlarının gerektirdiği durumlar hariç, icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını ve icralarının kendi itibarlarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakkına sahiptirler.” demekle icracı sanatçıların haklarını tanımlanmış ve icracı sanatçıların icralarının sahibi olarak tanıtılma haklarının bulunduğu düzenleme altına almıştır.


2. İcrasının İtibarını Zedeleyecek Şekilde Kullanılmasını Yasaklama Hakkı

İcracı sanatçıların, icralarının itibarını zedeleyecek şekilde kullanılmasını yasaklama hakkı vardır. İcracı sanatçıların bu hakkı Komşu Haklar Yönetmeliği Madde 6’da İcracı sanatçının icra ettiği eser üzerindeki İcradan doğan hakları herhangi bir şekilde sanatçının topluma yansıyan kişiliğini zedeleyecek biçimde kullanılamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.


İcracı sanatçıların bu hakkı, teknik olarak icra ettikleri işin 3. Kişilere aktarımı sırasında estetik ve özgünlük olarak şahsi katkılarını ve itibarlarını zedeleyecek şekilde kullanılmaması amacını taşımaktadır. Bununla birlikte icracı sanatçıların icranın bütünlüğünü bozan bölünme veya değiştirmelere engel olma hakkı da bulunmaktadır.

D. İcracı Sanatçının Mali Hakları


1. Tespit Hakkı

Bir sanat eserinin icracı sanatçı tarafından icrası, tekrarlanma imkânı bulunmayan geçici bir niteliğe sahiptir. Bu sebeple, icracı sanatçının emeği, bilgisi ve yeteneği ile ortaya koyduğu icranın farklı çevre ve insanlara da aktarılması için çeşitli araçlar vasıtası ile tespit edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin bir tiyatro eserinin sahnelendikten sonra orada olmayan kişilerce yeniden izlenme olanağı, icranın tespiti gerçekleştirilmedikçe mümkün olmayacaktır. Bu sebeple gelişen teknolojinin de etkisiyle birçok sanat eserinin icrası tespit edilmekle farklı çevrelere ulaştırılabilmektedir.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Madde 80/2 icrayı tespit hakkını münhasıran icracı sanatçıya tanımıştır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, tespit işleminin amacına uygun şekilde, bir başka deyişle icrayı tekrarlanabilir kılacak şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda bir tiyatro oyunun fotoğrafının çekilmesi, sahnede oynanan oyunun tekrarlanmasına imkân vermeyeceği için FSEK Madde 80/2 uyarınca bir tespitten söz edilemeyecektir.


2. Çoğaltma Hakkı

Çoğaltma Hakkı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 80/2 hükmünde münhasıran icracı sanatçıya tanınmış bir diğer haktır.


Çoğaltma hakkı, icranın tekrarına imkân veren eser nüshasının meydana getirilmesi anlamına gelmektedir. Söz konusu hakkın kullanımı için eser nüshasının birden fazla kez çoğaltılması gerekmez, tek bir nüsha elde etmek de çoğaltma hakkı kapsamındadır. Bu sebeple, çoğaltma hakkının söz konusu olabilmesi için, öncelikle icranın tespit edilmiş olması gerekmektedir. Çoğaltma işleminin bir veya birden fazla nüsha şeklinde olması önem arz etmemekte olup, buradaki korunan değer, icranın tekrarına imkân veren nüshalarını elde etme ve izin verme hakkının icracı sanatçıya ait olmasıdır.


3. Yayma Hakkı

İcracı sanatçının yayma hakkı, icra tespitinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satışı, kiralanması, ödünç verilmesi veya diğer yollarla dağıtımına, başka bir deyişle yayımına, izin verme veya yasaklama hususundaki yetkisini ifade etmektedir.


Burada icracı sanatçıya yayma hakkı kapsamında tanınan kiralama, icranın tespit edildiği maddi araçların kullanımının belli bir maddi menfaat karşılığı 3. Kişilere bırakılmasıdır. Nitekim Komşu Haklar Yönetmeliği kiralama ile ilgili olarak Madde 4 düzenlemesi de “... üzerine seslerin ya da görüntülerin ya da her ikisinin kaydedildiği maddi araçların bir kopyasının ticari amaçla belli bir süre için ücret karşılığında zilyetliğinin el değiştirmesi.” Şeklinde bir düzenleme ile benzer bir yaklaşımda bulunmuştur. Buna karşın yayma hakkı kapsamında tanınan ödünç vermede de icranı tespit edildiği araçlarının kullanımının belirli bir süreliğine 3. Kişilere bırakılması söz konusu olsa da burada kiralama ile arasındaki fark herhangi bir maddi menfaat ya da ticari kazanım söz konusu olmaksızın zilyetliğin el değiştirmesidir. Satış yolunda ise genel satış kuralları geçerli olmakla icranın tespitinin gerçekleştirildiği araçların 3. Kişilere satışı söz konusu olmaktadır (⁵).


4. Temsil Hakkı

Temsil, bir eserin icrasının, duyulara doğrudan hitap edebilecek nitelikte gerçekleştirilmesidir. Temsil hakkı ile yayma hakkının birbirinden ayrımı da tam olarak burada karşımıza çıkmaktadır. Yayma hakkında, eserin icrasının ses ve görüntü nakline yarayan araçlarla çoğaltılmış nüshaları aracılığı ile yayma söz konusu iken temsil hakkı eserin bir defaya mahsus olmak üzere duyulara hitap edecek şekilde eserin icra edilerek 3. Kişilere aktarılmasını konu edinmektedir.


Temsil hakkına FSEK Madde 80/1A-2’de yer verilmiş ise de herhangi bir tanımlama yapılmamış, yalnızca FSEK 24 hükmünde eser sahibinin temsil hakkına yer verilmiştir. Doktrindeki genel kabule ve FSEK düzenlemesine göre temsil hakkının kullanımı doğrudan ve dolaylı temsil olmak üzere iki farklı şekilde gerçekleşebilmektedir. Doğrudan temsil, bir eserin herhangi bir araç olmaksızın söylenmesi, oynanması, çalınması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Dolaylı temsilde ise daha önce tespiti gerçekleştirilmiş bir eserin işaret ses ve görüntü nakline yarayan araçlar kullanılarak 3. Kişilere aktarılması yoluyla ortaya çıkmaktadır. İcracı sanatçıların icralarının doğrudan temsili söz konusu olamamakta yalnızca dolaylı temsil yoluyla hakkın kullanımı söz konusu olabilmektedir.


5. Umuma (Kamuya) İletim Hakkı

İcracı sanatçının umuma (kamuya) iletim hakkı, sanatçı tarafından eserin icrasının ses ve görüntü nakline yayını, kablolu yayın veya benzeri usullerle kamuya iletimine ve yeniden iletimine izin erme veya yasaklama hususundaki münhasır yetkisini ifade etmektedir. Bunun yanı sıra, icranın internet vasıtasıyla umumun erişimine sunulması da bu hak kapsamına dahildir.


FSEK Madde 80/1-A b.2’de de icra sanatçının, icrasının işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletilmesi ve tekraren iletilmesi konusunda izin verme ya da yasaklama konusunda yetkinin münhasıran icracı sanatçıya ait olduğu düzenlenmiştir. Yine FSEK Madde 80/1-A b.4’de “icracı sanatçı, tespit edilmiş icrasının veya çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtımına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda icrasına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla, icraların dağıtım ve sunulması icracı sanatçının yayma hakkını ihlal etmez.” düzenlemesi ile bu hususa yer vermiştir. Böylelikle bu düzenleme ile de görüldüğü üzere, umuma iletimden söz edebilmek için, kullanıcıların fikri ürüne kendileri tarafından belirlenen yer ve zaman ulaşabiliyor olmaları gerekliliği bulunmaktadır.


E. Sonuç

İcracı sanatçı hakları, tarih boyunca genel olarak eser sahibinin haklarının arkasından gelmiş ise de sanat faaliyetinin topluma ulaşmasında en az eser sahibinin hakları kadar önemli olduğu unutulmamalı, etkin koruma yolları daha da arttırılmalıdır.


Gerek yerel mevzuatta yer alan tanımlama eksiklikleri gerekse de kanun ile yönetmelik arasında mevcut tartışmalı hususlar giderilmeli, icracı sanatçı hakları ile ilgili olarak düzenlenmiş çeşitli uluslararası anlaşmalara uyum sağlanarak bu konuda evrensel bir bütünlük sağlanmalıdır.


Sanat Hukuku Enstitüsü

Yönetim Kurulu Başkanı

Av. Mustafa Zorbozan


Kaynakça:


1) İlhami Güneş, FSEK’te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama, s.171-172.

2) Ayiyer, Fikir Ürünleri, s. 72.

3) Gökyayla, İcracı, s. 763.

4) Mehmet Kılıç, İcracı Sanatçılar ve Hakları, s.600.

5) Dr. Gökçen Türker, İcracı Sanatçıların Hakları, Yetkin Yayınları, 2016, s.111