• İpek Kılıç

Mozart’ın İlk Hiti ‘’ Saraydan Kız Kaçırma’’


Die Zauberflöte Operası’nın ilk afişi

19. yüzyılda Avrupalıların doğuya olan ilgisi artmıştır. Öyle ki Osmanlı Devleti’nin askeri politikaları ve kapladığı alan öyle büyüktü ki insanlar da merak eder oldular. Avrupa operalarında Türk imgesine yer verilmesi, yine 19. yüzyıla uzanan tarihi süreç içinde Avrupa ve Türk Devletleri’nin sosyal, siyasal, askeri ve kültürel ilişkiler sonucu doğurmuştur.


Osmanlı ordularının II. Viyana Kuşatması’nda bozguna uğraması ile Avrupalılar tarafından tehdit edici olarak algılanan düşman, ‘’Farklı’’ bir kültüre sahip olduğundan Avrupalılar tarafından ilgi çekiciydi. Müzik içerisinde kökleşen Alla Turca sadece müzik içerisinde yaygınlaşan bir kavram olsa da kadınların giyim kuşamlarına kadar bir moda haline (Turquerie) geldiğini de söyleyebiliriz. Bu egzotik ve farklı kültür mimariye kadar her alanda karşılaştığımız bir kültür/moda haline gelmiştir. Zaten oryantalizmle doğru orantıda, hemen hemen aynı dönemlerde karşımıza çıkmaktadır. Avrupa’da moda olan Alla Turca akımının etkisi ile Türk kültürünü, enstrümanlarını ve müziğini yakından tanıma fırsatı bulan Mozart’ın, özellikle Mehter Müziği’nden etkilendiği ve Milli Alman Operası’nın ilk mükemmel eseri sayılmakla tarihi bir değer taşıdığını gözlemlediğimiz Saraydan Kız Kaçırma Operası’nda, bu etkileri yansıttığı anlaşılmaktadır. Mozart yirmi altı yaşında Saraydan Kız Kaçırma Operası’nı çıkarmasıyla ünlü bir opera bestecisi olmuştur. Bu operanın Mozart’ın ilk hiti olduğunu pek tabii söyleyebiliriz. Çünkü Viyana Klasikleri arasında hiçbir sanatçı opera sanatının geleceğini onun kadar etkileyememiştir.

Mozart (1756-1791)

Bunu biraz daha ayrıntılı açıklamamız gerekirse eğer; Klasik dönemin “Viyana Klasikleri” olarak da adlandırılan üç büyük bestecisi, Joseph Haydn (1732-1809),Wolfgang Amadeus Mozart (1756-1791) ve Ludwig van Beethoven (1770-1827)’dır. Beethoven Klasik ve Romantik dönem arasında bir köprü olarak tanımlanmış, 1790’dan 1830’a dek uzanan ve “Beethoven Çağı” olarak adlandırılan bu dönemde senfoni, piyano, keman ve çello için konçertolar, piyano sonatı ve birçok oda müziği eserleri ile ön planda olmuştur. Haydn ise, en çok oratoryoları ile beğenilmiş ve Mozart ile birlikte dönemin en önemli çalgı müziği biçimi olan üç bölümlü sonat formunu yeniden düzenleyip, dört bölümden oluşan ‘klasik sonat’ formuna dönüştürmüşlerdir. Klasik sonat, hızlı bir birinci bölüm, ağır tempolu bir ikinci bölüm, bir menuet1 olan üçüncü bölüm ve hızlı bir son bölümden oluşmuştur. Sonat2 formu Haydn’la birlikte gelişmeye başlamış, Mozart ile birlikte de zenginleşmiştir. Mozart’ı, I.Viyana Okulu ekollerinden olan çağdaşları Joseph Haydn ve Ludwig Beethoven’dan ayırt eden en önemli özelliği opera sanatındaki üstün yaratıcılığıdır. W. A. Mozart’ın Türkleri konu alan yapıtı Saraydan Kız Kaçırma Operası, sanatçının hayatı boyunca sahnelenen operaları arasında, en başarılısı olmuş, 16 Temmuz 1782 yılında Viyana’da büyük bir başarı ile ilk kez izleyici karşısına çıkmıştır. Gottlieb Stephanie’nin metnini yazdığı opera, Türk enstrümanları ve müziğinden büyük etkiler taşımaktadır. Viyana’ya kadar ulaşanmehter birliklerinden etkilenen besteci, Türk Müziği’nin, ritmik, ezgisel ve tınısal özelliklerini vurgulamak amacı ile bu eserin orkestrasına büyük davul, zil, klarnet, üçgen3 ve gibi enstrümanlar ekleyerek kendi anlayışına göre yeni bir opera stili yaratmıştır.


Saraydan Kız Kaçırma’nın ilk afişi (1782)

Mozart’ın bu ünlü operası 16. yüzyılın ortasında Selim Paşa’nın köşkünde geçen bir hikâye üzerine kuruludur. Eser, merak konusu olan Osmanlı yaşayışını, saray ve harem konularını gözler önüne sermiştir. Alman İmparatoru II. Joseph devrinin siyasal havası içinde ve Türk-Alman ilişkilerinin en çetin döneminde kaleme alınmıştır. Avrupa‘da 19. yüzyıl itibaren 200‘ü geçkin Türkleri konu olan operalar yazılmıştır ve çoğunun konusunu Osmanlı padişahları, onların yaşam tarzları ve harem olayları oluşturmaktadır. En çok operalara konu olan padişahlar arasında Kanuni Sultan Süleyman (20 kez), Timur'la olan savaşından dolayı I. Beyazıt (15 kez), Fatih Sultan Mehmet (10 kez), Sultan İbrahim, II. Ahmet ve II. Osman bulunmaktadır. Padişahların yanı sıra operalara konu olan Vezir-i azamlar da bulunmaktadır. Vezir-i azam Kara Mustafa‘yı konu alan ―Kara Mustaphaǁ operasının en büyük özelliği, 2. Viyana Kuşatmasını anlatması ve kuşatma daha bitmeden sahnelenmesidir. Johann Wolfgang Franck‘ın yazdığı bu eser zamanında büyük ilgi ve rağbetle karşılansa da sonradan partitürler kayıplara karışmış, eserin bazı aryaları kalmıştır. 4

Saraydan Kız Kaçırma’nın konusu; Belmonte adlı bir İspanyol soylusunun, uşağı Pedrillo ile birlikte, sevgilisi olan Konstanze'yi ve onun İngiliz hizmetkarı Blonde'yi tutsak olarak bulundukları Selim Paşanın Akdeniz kıyılarındaki sarayından veya yazlık köşkünden ve Paşa'nın harem bekçisi olan Osminin elinden kurtarmak için yaptığı girişimlerdir. Saraydan Kız Kaçırma Operası ile Mozart bugüne kadar Avrupalıların gözündeki kötü, barbar ve acımasız Türk imajını değiştirerek, Selim Paşa karakterindeki insan sevgisini vurgulayan bir anlayış ile ‘gönlü yüce Türk’ ya da ‘bağışlayıcı Türk’ imgesini pekiştirmiş ve Singspiel5 türünün de etkisi ile Selim Paşa’ya konuşma rolü vererek bu karakteri daha da önemli bir hale getirmiştir.

Müzik Profesör’ü Mutlu Torun’unun bir röportajından Saraydan Kız Kaçırma üzerine yorumu,

Kendisinden önceki müzisyenler ya kiliseye intisap ediyor yahutta bir prens ya da bir kralın yanında yaşıyor. Mesela Haydn, Kont Eskinazi ve ailesinin yanında yaşıyor. Oradaki hizmetliler ve temizlikçiler ile aynı muameleyi görüyor ve servis kapısından girebiliyor. Fakat buna mukabil eser bestelemek için çok imkânı var. Kont ondan bir parça istiyor, orkestra hazır, hemen yapılıyor, dinleniyor vs... Mozart bu sisteme karşı isyan ediyor ve bu sistemde yaşamak istemiyor. Bu sistemde yaşamak istemediği için parayı nereden kazanacak: Konserlerden. O zamanlarda konserlerde sıralar kiralık ve o zamanki sistem her ne olursa olsun Mozart, diğer bestecilere nazaran müziğini herkese beğendirmek zorunda. Haydn öyle değil. Kont Eskinazi beğense tamam olacak, Saksonya-Weimar dükü beğenirse Bach memnun olacak. Mozart zaman zaman bu sistemin bir parçası olmak istiyor fakat pek beceremiyor galiba. Mozart bir opera yazdığı sırada bu operanın da herkes tarafından sevilmesi, onun bir yandan da hayatını idam ettireceği parayı kazanması bakımından gerekli. Bir toplulukta kendisinin beğenilmesini istiyor. Yazdığı şeyleri insanların sevmesi lazım ki paza kazansın, öyle ki tam o dönemde Alla Turca modası var.


Bu eserin Türk Motifleri’nin ve Alla Turca stili incelerken dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, bir Türk’ün gözünden değil de bir batılının gözünden Türk Müziği’nin nasıl algılandığı. Mozart bu eseri yazdığı sırada Türkiye’de de sahnelenecek bu opera diye düşünmüyordur, tahmin ediyorum. Bu eser Avrupa’da dinlenecektir, dolayısı ile bu operayı Avrupa’da Avrupalılar’ın müzik diliyle yapması son derece normaldir. Ayrıca şunu da tahmin edebiliriz: bazı besteciler oturup nasıl Türk Müziği’ne benzetebilirim diyerek kurgular. Fakat Mozart, operanın Türk Müziği bölümlerini besteler iken, hiç kurgulamadan direkt yazıyor olmalı. Çünkü Mozart’ın öyle bir yaratılışı var, bu onun doğal yönü ve dehasıdır.


Yapılan eser analizleri sonucunda Mozart‘ın ̳Türk konulu‘ eserleri kronolojik olarak aşağıda sunulmuştur:


1. “Le gelosie del seraglio” KV Anh. 109/135a (1772)


2. Violin Concerto No:5 in A DUR, KV219 (1775)


3. Zaide, Singspiel KV344 (1779-1780)


4. “Die Entführung aus dem Serail” KV384(1782)


5. Piano Sonata No:11 in A DUR, KV331 (1783)


Ayrıca Mozart’ı konu alan Amedeus (1979) Imdb top 250 film arasında 72. sıradadır.


DİPNOTLAR

1 Rokoko döneminde toplantı ve balolarda çalınan danstır. Üç büyük klasikler özellikle senfonilerinde hep kullanmışlardır. 2 Sonatlar dört ana bölümlü olan piyano, keman, viyolonsel solo çalgılarla, piyano eşliğinde yaylı ya da üflemeli çalgılardan birine yazılan kompozisyonlardır. 3 Üçgen çalgı, perküsyon veya vurmalı çalgı ailesine ait olan ve bir idiofon tipi müzik aletidir. 4 Feridunoğlu, Lale (2004). Müziğe Giden Yol, İstanbul: İnkilap Kitabevi. 5 Singspiel bir tür Almanca müzikli dram olarak geliştirilmiş ve günümüzde bir opera janrı olarak kabul edilmiştir.