• Av. Aslı Taşdelen

OYUNCU SÖZLEŞMESİ


GİRİŞ

Film endüstrisi Türkiye’de özellikle son yıllarda hızla gelişen ve büyüyen bir sektördür. Bu gelişmelere paralel olarak, sinema endüstrisindeki hukuki sorunlar gün geçtikçe artmaktadır.


Sinema eserleri, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) uyarınca korunmaktadır. Sinema eseri niteliğini haiz eserler sinema filmi, dizi film, reklam filmi, belgesel film gibi birçok farklı formatta karşımıza çıkmaktadır. Sinema eserlerinin meydana getirilmesi birçok insanın organize bir şekilde çalışmasını ve sinema eseri kamuya aktarılana dek eser sahipleri, oyuncu ve diğer bağlantılı hak sahipleri, yapımcı ve sipariş veren arasında çeşitli sözleşmeler akdedilmesini gerektirmektedir. Bu sözleşmelerden bir tanesi de oyuncu ile yapımcı arasında imzalanan oyuncu sözleşmesidir. Çalışmamızın konusunu oluşturan oyuncu sözleşmesi uygulamada en çok hukuki sorun ile karşılaşılan konu olması sebebiyle sözleşmenin tarafları olan oyuncu ve yapımcının hak ve yükümlülüklerinin ve borca aykırı davranışların neler olduğunun belirlenmesi önem arz etmektedir.


Çalışmamızda sırasıyla oyuncu sözleşmesinin tanımı, konusu, özellikleri, tarafları, unsurları, hukuki niteliği, sözleşmeye uygulanacak hükümler, sözleşmenin şekli, tarafların borçları ve son olarak sözleşmenin sona ermesi açıklanmıştır.


I. SÖZLEŞMENİN TANIMI VE KONUSU

Oyuncu sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (“TBK”) veya diğer özel kanunlarda düzenlenmediği gibi öğretide de oyuncu sözleşmesinin tanımı yapılmamıştır. Oyuncu sözleşmesi, kanunda düzenlenmediği için isimsiz sözleşmeler arasında yer almaktadır.


Oyuncu sözleşmesinin konusunu, oyuncunun kendisine verilen rolü oynayarak bir sinema eserini icra etmesi ve icrası üzerinde sahip olduğu mali haklarını veya bunları kullanma yetkilerini yapımcıya devretmesi ve yapımcının da oyuncuya bedel ödemesi oluşturur.



II. SÖZLEŞMENİN ÖZELLİKLERİ

Oyuncu ve yapımcının karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları oyuncu sözleşmesinin kurulması için yeterli olup başka bir şart aranmamaktadır. Bu sebeple oyuncu sözleşmesi rızai bir sözleşmedir.[1]


Tarafların her ikisinin de borç altına girdiği sözleşmelere tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme denir.[2] Oyuncu sözleşmesinde, oyuncunun kendisine verilen rolü oynayarak sinema eserini icra etme ve icrası üzerinde sahip olduğu mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini yapımcıya devretme borcu var iken yapımcının da oyuncuya bedel ödeme borcu vardır. Hem oyuncu hem de yapımcı karşılıklı olarak borç altına girdikleri için oyuncu sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.


Sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmeler, diğer bir adıyla sürekli edimli sözleşmeler, borçlunun yüklendiği edimi zaman içinde, sürekli bir eylemle yerine getirebildiği durumlarda söz konusu olmaktadır.[3] Oyuncu sözleşmesinde oyuncunun ifa etmesi gereken iki edimi vardır. Birincisi, sinema eserini icra etmesi yani iş görme edimidir, ikincisi ise icrası üzerinde sahip olduğu bağlantılı haklarını veya bu hakların kullanma yetkisini devretmesidir. Oyuncunun iş görme edimi ani edimli olmayıp zamana yayılmaktadır, aynı şekilde hakları devir ediminde de oyuncunun devrettiği hakları ile bağının devir ile kopmadığı, devirden sonra da devam ettiği kabul edilmektedir.[4] Bu sebeplerle oyuncu sözleşmesi aynı zamanda sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme niteliğindedir.


Oyuncu sözleşmesi kapsamında oyuncu rolünü oynayarak yalnızca sinema eserini icra etmeyi değil, aynı zamanda sonucu da taahhüt etmektedir. Oyuncu sözleşmesi bu yönüyle iş görme sözleşmelerinden olan eser sözleşmesi niteliği taşımaktadır.


Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir (TBK m. 20). Oyuncu sözleşmesinde yer alan ve yapımcının ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden ve tek taraflı olarak hazırlamış olduğu sözleşme hükümleri genel işlem koşulu niteliğine sahiptir ve bu durumda TBK m. 20-25 arasında yer alan hükümler uygulama alanı bulacaktır. TBK m. 20/2 uyarınca oyuncu sözleşmesinde yer alan genel işlem koşulu niteliğinde hükümlerin yer ve sıralarının farklı olması veya farklı kelime ve cümlelerle ifade edilmesi bu hükümlerin genel işlem koşulu niteliği taşımasını engellememektedir. TBK m. 21 uyarınca yapımcının genel işlem koşulunun içeriği hakkında açıkça oyuncuyu bilgilendirmesi, sözleşmede genel işlem koşulu bulunduğu konusunda uyarıda bulunması ve sözleşmenin bir nüshasını oyuncuya vermesi gerekmektedir. Aksi halde, oyuncunun aleyhine olan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler yazılmamış sayılacaktır. Oyuncu, sözleşmede yer alan genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler hakkında bilgilendirilmiş ise bu durumda TBK m. 25 kapsamında bu hükümlerin içerik denetiminin yapılması gerekmektedir. Nitekim, TBK m. 25 uyarınca genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağı için sözleşmede yalnızca taraflardan biri açısından belirlenen (uygulamada genellikle yalnızca oyuncu için belirlenmektedir) ve borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi halinde uygulanması öngörülen ceza koşulunun kesin hükümsüz sayılması gerekir.[5]


III. SÖZLEŞMENİN TARAFLARI

Oyuncu sözleşmesi oyuncu ve yapımcının karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulur.


A. OYUNCU

FSEK m. 80/1.1’de icracı sanatçı “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar…” şeklinde tanımlanmıştır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4/b’de ise icracı sanatçının “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişileri” ifade ettiği belirtilmiştir.


Bir eseri kendi zihinsel çaba ve çalışması sonucu ortaya çıkaran eser sahibinin yanı sıra eserin kamuya aktarılmasına ve toplumda yaygınlaşmasına katkı sağlayan icracı sanatçıların hakları da telif hukuku ile koruma görmektedir. Bu kişiler FSEK uyarınca bağlantılı hak sahibi sıfatını haizdirler. FSEK m. 1/B.(j) uyarınca bağlantılı haklar, eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla komşu hak sahipleri ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcılarının sahip oldukları hakları ifade etmektedir. Bağlantılı haklar iki kategoriye ayrılmaktadır. Bağlantılı hakların ilkini, komşu hak sahiplerinin sahip oldukları haklar oluştururken; ikincisini ise film yapımcılarının sahip oldukları haklar oluşturur. FSEK m. 1/B.(k) uyarınca komşu haklar ise eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının sahip oldukları hakları ifade eder. Dolayısıyla bağlantılı haklar icracı sanatçılar, fonogram yapımcıları ve radyo-televizyon kuruluşlarının komşu hakları ve buna ek olarak film yapımcılarının sahip olduğu haklardan oluşur. Bağlantılı hak sahibi her grup farklı mali yetkilere sahip olup, bu kişiler arasında manevi haklara sahip olan tek grup icracı sanatçılardır.


FSEK uyarınca icracı sanatçı olarak kabul edilen oyuncu, komşu hak sahibidir. Oyuncu, yapımcı ile akdettiği oyuncu sözleşmesi kapsamında kendisine verilen rolü oynayarak sinema eserini icra eder. Dolayısıyla oyuncu bir eser meydana getirmez ve eser sahibi değildir. FSEK kapsamında icracı sanatçı açısından korunan değer, icracı sanatçının eseri kendi hususiyetini taşıyacak şekilde yorumlayarak icra etmesidir. Dolayısıyla burada korunan fikri ürün icracı sanatçının icrasıdır. Oyuncular, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun icracı sanatçılara sağladığı haklardan ve hukuki korumadan faydalanırlar.



Bir kişinin icracı sanatçı sıfatını haiz olabilmesi ve FSEK uyarınca sağlanan haklardan ve telif korumasından faydalanabilmesi için öncelikle bu kişinin gerçek kişi olması gerekmektedir.[6] Tüzel kişiler icracı sanatçı olamazlar. Bununla birlikte, icracı sanatçının bir eser icra etmesi, icrasının özgün olması ve icrasını üçüncü kişiler için gerçekleştirmiş olması gerekmektedir.[7]


İcracı sanatçıların sahip olduğu hak ve yetkiler FSEK m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 7 ve devamında sayılmıştır. İcracı sanatçılara tanınan manevi haklar; icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını talep etme hakkı ve icralarının kendi itibarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakkıdır. İcracı sanatçılara tanınan mali haklar ise icrası üzerinde tespit hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ve umuma iletim hakkıdır. Mali haklar devir ve intikale konu olabilir iken manevi haklar esasen devredilemez, yalnızca manevi hakları kullanma yetkisi devredilebilir.

İcracı sanatçıların hakları, icranın tespitinin yapıldığı tarihten başlayarak, yetmiş yıl devam eder. İcra tespit edilmemiş ise bu süre, icranın ilk aleniyet kazanmasıyla başlar (FSEK m. 82/5).


FSEK’in icracı sanatçılara ilişkin hükümleri, “1. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, 2. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmamakla birlikte; icraları, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde gerçekleştirilen, bu Kanun hükümlerinin uygulandığı ses taşıyıcılarına dahil edilen ve bir ses taşıyıcısına tespit edilmemiş ancak bu Kanun hükümlerinin uygulandığı fonogramlara veya ilk film tespitlerine dahil edilen ve bir fonograma veya bir filme tespit edilmemiş ancak bu Kanun hükümlerinin uygulandığı radyo-televizyon yayınlarıyla yayınlanan icracı sanatçılara” uygulanır (FSEK m. 82/1). FSEK’te yer alan bağlantılı haklarla ilgili hükümler, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu bir uluslararası antlaşma hükümlerine göre korunan icracı sanatçılara, yapımcılara ve radyo-televizyon kuruluşlarına da uygulanır (FSEK m. 82/4).


Oyuncu meslek birliğine üye ise oyuncunun sahip olduğu mali haklarının devri veya kullanım yetkisinin devri hususunda yetkili olan meslek birliği de oyuncu adına sözleşmeye taraf olabilir.


B. YAPIMCI

Türk Dil Kurumu Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü’nde yapımcı “Bir filmin çevrilişiyle ilgili bütün yönetim işlerini üzerine alan, sermayesini veren kimse, prodüktör.” olarak tanımlanmıştır. FSEK m. 80/2 uyarınca yapımcı, filmin ilk tespitini gerçekleştiren bir bağlantılı hak sahibidir.


Yapımcı, sinema eserinin meydana getirilmesi için gerekli sermayeyi temin eder ve icracı sanatçıları bir araya getirerek organizasyonu ve yönetimi sağlar. Bir sinema eserinin meydana getirilmesi genel olarak yüksek maliyetli bir iştir, bu sebeple yapımcı sinema eseri üzerindeki menfaatlerini güvence altına almak amacıyla eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleriyle birçok sözleşme yapar ve haklarını veya bu hakların kullanım yetkilerini devralır.[8]


Yapımcı gerçek kişi veya tüzel kişi olabilir.


Yapımcı kural olarak işi bizzat yapmakla yükümlüdür ancak alt yapımcı da tayin edebilir.[9] Bununla birlikte, yapımcı, başka bir yapımcıyla veya yapımcılarla bir araya gelerek sözleşmede taraf olarak yer alabilir. Bu durumda sinema eseri ortak yapım adını alacak ve yapımcılar ortak yapımcı sıfatını haiz olacaktır.[10]


Yapımcının FSEK uyarınca bağlantılı hak sahibi sıfatı ile kanunun sağladığı haklardan ve korumadan faydalanabilmesi için eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları veya bunları kullanma yetkisini devralması ve bu devir işleminden sonra filmlerin ilk tespitini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Filmin anlaşılabilecek, çoğaltılabilecek veya iletilebilecek şekilde bir araca kaydedilmesi halinde ilk tespitin yapılmış olduğu kabul edilir.[11] Yapımcı, tüm hak sahiplerinden tespit için izin aldıktan ve tespiti gerçekleştirdikten sonra FSEK kapsamında yapımcı sıfatını kazanır ve FSEK’te sayılan mali haklara kendiliğinden sahip olur.


Yapımcı, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları veya bunları kullanma yetkisini devraldıktan sonra eser sahibinin eser üzerinde ve icracı sanatçının icrası üzerinde sahip olduğu ve devrettiği mali haklara (tespit hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ve umuma iletim hakkına) veya bunları kullanma yetkisine sahip olur ve bu hak veya yetkileri kapsamında tasarrufta bulunabilir.


FSEK m. 82/2 uyarınca FSEK’in ilk film tespitleri ile ilgili hükümleri “1. Yapımcıları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan veya, 2. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan, fonogramlara ve filmlere uygulanır.”.

FSEK m. 80/3 uyarınca bir sinema eserinde olağan şekilde adı bulunan gerçek veya tüzel kişi aksine bir kanıt bulunmadıkça filmin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcı olarak kabul edilir.


IV. SÖZLEŞMENİN UNSURLARI

Oyuncu sözleşmesinin dört unsuru bulunmaktadır. Bunlar FSEK kapsamında icraya elverişli bir eserin varlığı, oyuncunun sinema eserini icra etmesi, mali haklarını veya bunların kullanım yetkilerini yapımcıya devretmesi ve yapımcının oyuncuya bedel ödemesidir.



A. FSEK KAPSAMINDA İCRAYA ELVERİŞLİ BİR ESERİN VARLIĞI

Oyuncu sözleşmesinin kurulabilmesi için öncelikle Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında icraya elverişli bir eserin mevcut olması gerekmektedir. FSEK’te fikir ve sanat eserleri; ilim ve edebiyat eserleri, müzik eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleri olmak üzere dört kategoride ve sınırlı sayı ilkesiyle bağlı olmak üzere sayılmıştır. Bir kimsenin FSEK uyarınca icracı sanatçı sıfatını kazanması ve kanunun tanıdığı haklardan faydalanabilmesi için bu dört eser türünden birine dahil olan bir eseri icra etmesi gerekir. Kanunda öngörülen eser tiplerinden yalnızca müzik, sinema ve bazı ilim ve edebiyat eserleri icraya elverişlidir.[12] Oyuncu sözleşmesi bakımından icraya elverişli eserler tiyatro veya sinema eserleridir. Eserlerin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metin olan senaryo, tiyatro ve sinema eserlerinin icra edilebilmesine olanak sağlamaktadır.


5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması İle Desteklenmesi Hakkında Kanun m. 3/b uyarınca sinema filmi, “Sinema sanatına özgü dil ve yöntemler ile meydana getirilen belgesel, kurgu, animasyon ve benzeri türlerde; konulu veya konusuz, uzun veya kısa metrajlı, tespit edildiği materyale bakılmaksızın elektronik, mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisinden ibaret filmler”dir. Sinemayı oluşturan unsurlar senaryo, diyaloglar, özgün müzik, yönetim, yapım ve eserin tespit edildiği materyal ile tespitin gösterileceği cihazdır.


FSEK m. 5 uyarınca ise sinema eserleri “her nevi bedii, ilmi, öğretici veya teknik mahiyette olan veya günlük olayları tespit eden filmler veya sinema filmleri gibi, tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir.”. Hareketli görüntünün tespitinde kullanılan kayıt tekniği, görüntü dizisinin hangi formatta çekildiği veya içeriği önemsizdir. Bir hareketli görüntü dizisinin FSEK uyarınca sinema eseri olarak korunabilmesi için sinema eserinin tespit edilmesi, gösterilmeye elverişli görüntüler dizisinden oluşması ve eser sahibinin hususiyetini taşıması gerekli ve yeterlidir. Öğretide, bu şartlara ek olarak, eserin bir yönetmene ve bir senaryoya sahip olması gerektiği de ileri sürülmektedir.


B. OYUNCUNUN SİNEMA ESERİNİ İCRA ETMESİ

Oyuncu, oyuncu sözleşmesi ile kendisine verilen rolü oynayarak FSEK m. 5 anlamında bir sinema eserini icra etme borcu altına girmektedir. Oyuncunun yer aldığı sinema eserinin senaryosu kapsamında kendisine verilen karakteri canlandırması, oyuncunun icra faaliyetini oluşturur. Oyuncu, eser sahibi konumunda olmadığı için sinema eserini icra etmesi FSEK kapsamında eser niteliğini haiz değildir; ancak sonuç taahhüt eden iş görme niteliğinde bir icrası söz konusudur ve bu icrası TBK anlamında eser niteliğinde kabul edilmektedir.


Oyuncunun sinema eserini icra etmesi sonucunda FSEK kapsamında bağlantılı haklarının doğumu için icra faaliyetinin birtakım nitelikleri haiz olması gerekmektedir:


(1) Oyuncunun icra ettiği eserin FSEK m. 5 anlamında bir sinema eseri olması gerekir. Yukarıda da açıkladığımız üzere, bir eserin FSEK uyarınca sinema eseri olarak korunabilmesi için sinema eserinin tespit edilmesi, gösterilmeye elverişli görüntüler dizisinden oluşması ve eser sahibinin hususiyetini taşıması gereklidir.


(2) FSEK m. 8/3 uyarınca sinema eserlerinde yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır. İcracı sanatçı eser sahibi olmaması nedeniyle sinema eserini icra edebilmek için yönetmen, özgün müzik bestecisi, senarist ve diyalog yazarından eser üzerindeki FSEK m. 24 anlamında temsil hakkını veya temsil hakkını kullanma yetkisini devralmak zorundadır. FSEK m. 56/2 uyarınca, eser sahibi tarafından verilen iznin içeriğinden aksi anlaşılmadıkça, eser sahibinin verdiği izin, hakkın kullanım yetkisinin devri (ruhsat/lisans verilmesi) niteliğindedir. FSEK m. 24/3 uyarınca eser sahibinin ya da eser sahibi meslek birliğine üye ise yetki belgesinde belirttiği yetkiler çerçevesinde meslek birliğinin vereceği iznin yazılı olması gerekmektedir. Eser üzerinde iştirak halinde veya müşterek eser sahipliği söz konusu ise tüm eser sahiplerinden izin alınması gerekir. Eserin koruma süresi dolmuş ise bu eserden herkes yararlanabileceği için eser sahibinden izin alınmasına gerek yoktur.


Oyuncu, bu izni aldıktan sonra sinema eserini icra eder. Oyuncu, sinema eserini icra ettikten sonra icrası üzerinde mutlak hak sahibi olur ve icrası üzerinde sahip olduğu haklarını eser sahibi dahil olmak üzere herkese karşı ileri sürebilir. Oyuncu, eser sahiplerinden gerekli izni almadan sinema eserini icra ederse bu durumda icracı sanatçı sıfatını kazanamayacak ve kanunun icracı sanatçılara sağladığı haklardan faydalanamayacaktır. Oyuncu, sinema eserini icra ederken FSEK m. 80 uyarınca eser sahibinin haklarına zarar vermemek zorundadır.


İcracı sanatçı eser sahibinden gerekli izni aldıktan sonra eser sahibi ile kararlaştırdığı izin kapsamında hareket etmek zorundadır, aksi halde eser sahibinin sözleşmeden cayma hakkı vardır. FSEK m. 58’e göre “Mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir.”. Dolayısıyla icracı sanatçı kararlaştırılan süre içinde veya süre belirlenmediyse uygun bir süre içerisinde yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmezse ve bu sebeple eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayma hakkını kullanabilir. Eser sahibinin cayma hakkını kullanabilmesi için m. 58/2’de belirlenen prosedürü uygulaması gerekmektedir.


Eser sahibi tarafından icracı sanatçıya verilen izin, belirli bir süre veya amaç ile sınırlı olarak verildiyse bu sürenin dolması veya amacın gerçekleşmesi ile birlikte izin kendiliğinden sona erer, bu durumda haklar kendiliğinden eser sahibine döner veya eser sahibi hayatta değilse mirasçılarına geçer.


(3) FSEK uyarınca icracı sanatçılar, sanatsal faaliyetleri sebebiyle korunurlar. Bu sebeple icracı sanatçı olan oyuncunun, bir sinema eserini icra ederken esere sanatsal bir katkıda bulunması gerekmektedir. Örneğin kameraman, ışıkçı, ses ve görüntü teknisyeninin icracı sanatçı sayılmamasının sebebi sanatsal bir faaliyette bulunmamalarıdır.[13]


(4) Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4/b’de ve FSEK m. 80/1.1’de icracı sanatçı için yapılan tanımlardan da anlaşılacağı üzere icracı sanatçının icrasının FSEK kapsamında korunabilmesi için icrasının özgün olması gerekmektedir. İcracı sanatçı eseri özgün bir şekilde yorumlamalı, kendi kişisel ve sanatsal özellikleriyle icra etmeli ve esere sanatsal bir katkıda bulunmalıdır. İcranın herkesi yapabileceği şekilde, alelade yapılması durumunda telif korumasından yararlanması mümkün değildir.


Bu şartlara ek olarak, öğretide kimi yazarlar tarafından icracı sanatçının gerçekleştirdiği icra faaliyetini üçüncü kişiler için yapması gerektiği savunulmaktadır. Kanaatimizce, bir icra faaliyeti üçüncü kişiler için yerine getirilmiyor olsa dahi daha sonra üçüncü kişilere ulaşma olasılığı bulunmaktadır. Faaliyetin gerçekleştiği anda üçüncü kişiler için yerine getirilmiyor olması icracı sanatçının buna ilişkin haklardan faydalanmasını engellememelidir.


C. OYUNCUNUN MALİ HAKLARINI VEYA BUNLARI KULLANMA YETKİSİNİ DEVRETMESİ

Oyuncu sözleşmesinin bir diğer unsuru da oyuncunun icrası üzerinde sahip olduğu mali haklarını veya bu hakları kullanma yetkisini yapımcıya devretmesidir. Oyuncu, sinema eserini icra etmesi neticesinde FSEK kapsamında icracı sanatçı sıfatını kazanır ve icrası üzerinde bağlantılı hak sahibi olur. Yapımcının söz konusu sinema eserinden faydalanabilmesi ve oyuncu sözleşmesi ile hedeflediği amacına ulaşabilmesi (sinema eserini gösterime sunmak, çoğaltmak vb.) için oyuncunun icrası üzerinde sahip olduğu mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini devralması gerekir. Nitekim FSEK m. 80/1.2’de filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcısının, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra eser üzerinde tespit, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim haklarına sahip olacağı belirtilmiştir.


Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği “hakların devir ve intikali” başlıklı 23. maddesi uyarınca “Komşu hak sahiplerinin haklarının devir ve intikali, 5846 sayılı kanun ile genel hükümler çerçevesinde yürütülür”. Dolayısıyla 5846 sayılı FSEK’te eser sahibinin haklarının devrini düzenleyen hükümler, bağlantılı hakların devri konusunda da kıyasen uygulanacaktır.


FSEK m. 48 uyarınca eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve içerik itibariyle sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler. Mali hakların yalnızca kullanım yetkisi de devredilebilir. Kanaatimizce FSEK m. 48/3 hükmü oyuncu sözleşmesinin yapısına ve amacına uygun düşmediği için oyuncu sözleşmesi açısından uygulama alanı bulmamalıdır.


D. YAPIMCININ ÜCRET ÖDEMESİ

Oyuncu sözleşmesinin ele alacağımız son unsuru ise yapımcının oyuncuya ödediği ücrettir. Oyuncunun sinema eserinin senaryosu kapsamında kendisine verilen karakteri canlandırması ve icrası üzerindeki mali haklarını veya haklarını kullanma yetkisini yapımcıya devretmesi karşısında, yapımcının da oyuncuya ücret ödemesi gerekmektedir. Nitekim FSEK m. 80/1.A-(5)’e göre icracı sanatçılar mali haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile yapımcıya devredebilirler. Yapımcının, oyuncunun yükümlülükleri karşısında ücret ödemesi zorunlu bir unsur değildir ancak uygulamada sözleşmelerin pek çoğunda ücret kararlaştırılmaktadır.


Taraflar sözleşme kapsamında oyuncuya ödenecek bedeli serbestçe belirleyebilirler. Oyuncuya ödenecek ücretin sözleşmede belirlenmemiş olması sözleşmenin kurulmasına engel değildir. TBK m. 481 uyarınca eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenecektir.


V. SÖZLEŞMENİN HUKUKİ NİTELİĞİ

Oyuncu sözleşmesi, TBK’da veya diğer kanunlarda düzenlenmediği için isimsiz sözleşmeler arasında yer almaktadır. İsimsiz sözleşmeler karma sözleşmeler, kendine özgü sözleşmeler ve birleşik sözleşmeler olmak üzere üç çeşittir. Doktrinde oyuncu sözleşmesinin hangi tip isimsiz sözleşmelerden olduğu hususunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Aşağıda kendi görüşümüz ele alınacaktır.


Oyuncu sözleşmesi kapsamında oyuncunun rolünü icra etmek ve icrası üzerindeki mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini yapımcıya devretmek olmak üzere iki taahhüdü vardır. İlk olarak, oyuncunun sinema eserinde kendisine verilen rolü senaryoya uygun bir şekilde icra etmesi sonucun taahhüt edildiği bir iş görme sözleşmesi niteliğindedir. Hem iş görmenin hem de sonucun taahhüt edildiği iş görme sözleşmeleri, kural olarak eser sözleşmesi niteliğindedir.[14] Maddi bir varlığı olmayan iş görme sonuçları da eser sözleşmesinin konusunu oluşturabileceğinden, oyuncu sözleşmesi bu bakımdan eser sözleşmesi niteliği taşımaktadır. İkinci olarak, oyuncunun icrası üzerindeki mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini yapımcıya devretmesi gerekmektedir.

Mali hakların veya hakları kullanma yetkisinin devri FSEK m. 48 ve devamında düzenlenmiştir. Dolayısıyla oyuncunun bu taahhüdü FSEK m. 48 vd. hükümlerinde düzenlenen mali hakların veya hakları kullanım yetkisinin devrine ilişkin sözleşmelerin bir unsurudur. Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, oyuncu sözleşmesinin kanunda düzenlenmeyen ancak kanunda düzenlenmiş olan çeşitli sözleşme tiplerine ait unsurların birleşmesi ve kaynaşması sonucu ortaya çıkan bir sözleşme olması sebebiyle karma sözleşme niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Oyuncu sözleşmesinde taraflardan birinin (oyuncunun) çeşitli sözleşmelere ait birden fazla edimi yüklenmesi ve çeşitli sözleşme tipine ait unsurların sözleşmenin bir tarafında (oyuncunun tarafında) toplanması, oyuncu sözleşmesinin karma sözleşmelerden kombine sözleşme[15] niteliği taşıdığını göstermektedir.


VI. SÖZLEŞMEYE UYGULANACAK HÜKÜMLER

Oyuncu sözleşmesi, kanunda düzenlenmeyen ve kanunda düzenlenen birden fazla sözleşme tipine ait unsurların birleşmesi sonucu oluşan bir sözleşme olması sebebiyle karma sözleşme niteliğindedir. Öğretide ve Yargıtay kararlarında karma sözleşmeler için kıyas ve yaratma teorileri benimsenmiş olup bunlar oyuncu sözleşmesi açısından da uygulama alanı bulacaktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/7043 Esas, 2018/1066 Karar ve 12.02.2018 tarihli kararında bu husus şu şekilde belirtilmiştir:

“Bir sinema eserinin meydana getirilmesinde mali yatırımda bulunarak hak sahibi olan yapımcılar, FSEK m. 52 uyarınca, ancak eser sahipleriyle yapmış oldukları sözleşme ve onların verdikleri izin çerçevesinde sinema eseri üzerinde hak sahibi olabilecektir. Bu anlamda yapımcılar ile icracı sanatçılar arasındaki sözleşme, iş görme sözleşmesidir. Ancak icracı sanatçı bu sözleşmeyle sadece sözleşmede üstlendiği işi (icrayı) yerine getirmekle kalmayıp, aynı zamanda oluşacak sinema eseri üzerindeki bağlantılı haklarını da devretmektedir. Anılan sebeplerle bu tür sözleşmelerden doğan alacaklara TBK 470 vd. maddeleri ile nitelikleri elverdiği ölçüde, 5846 s. FSEK hükümlerinin ve özellikle 80. maddedeki hükümlerin birlikte uygulanması gerekir.”


Dolayısıyla oyuncu sözleşmesine, eser sözleşmesine ilişkin TBK m. 470 ve devamı hükümleri ile FSEK’te düzenlenen mali hakkın devrine ve hakkın kullanım yetkisinin devrine ilişkin hükümlerin mahiyetine uygun düştüğü ölçüde kıyas yoluyla uygulanması gerekmektedir. TBK’da veya FSEK’te iş görme borcuna ilişkin bir hüküm bulunmaması halinde TBK m. 502/2’de yer alan “Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır” hükmü sebebiyle vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması gerekmektedir. Kanunda uygulanacak bir hüküm bulunmaması halinde öncelikle örf ve âdet hukuka bakılmalı, örf ve âdet hukukunda da uygulanacak bir kural bulunmuyor ise hâkimin Türk Medeni Kanunu (“TMK”) m. 1 hükmü gereği hukuk yaratması gündeme gelecektir. Bu aşamada, hâkim kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir hüküm koyacaktıysa o şekilde hareket edecektir.


Ek olarak, maddi bir varlığı olmayan iş görme sonuçlarının eser sözleşmesi niteliğinde olduğu kabul edilse dahi, TBK m. 474-478 arasında düzenlenen ayıba ilişkin hükümlerin oyuncu sözleşmesinin niteliğine uygun düşmemesi, bu hükümlerin daha çok maddi bir varlığı olan eserler için hazırlanmış olması, yapımcının henüz eser tamamlanıp teslim edilmeden TBK m. 473/2 uyarınca oyuncuya müdahale etme imkanının olması ve oyuncunun icra faaliyetinin her aşamasında yönetmenin gözetimi ve denetimi altında olması sebebiyle icrasının gereği gibi yerine getirilip getirilmediğinin tespiti için icranın tamamlanmasının gerekmemesi gerekçeleriyle sözleşmeye uygulanmaması gerektiği kanaatindeyiz.



VII. SÖZLEŞMENİN ŞEKLİ

TBK’da eser sözleşmesinin şekline ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak FSEK m. 80/2.5 uyarınca “Komşu hak sahipleri ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların verdikleri izinlerin yazılı olması zorunludur.”.


Dolayısıyla sözleşmenin yazılı olarak yapılması gerekmektedir. Burada yer alan yazılı şekil şartı, geçerlilik şartıdır. Ayrıca, FSEK m. 52 uyarınca “Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.”. Oyuncu sözleşmesi kapsamında oyuncu mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini devredeceğinden, bu sözleşmenin yazılı olmasının yanı sıra sözleşme konusu her bir mali hakkın sözleşme içerisinde ayrı ayrı gösterilmesi gerekmektedir. Aksi halde, kanunda belirtilen şekle uyulmadan sözleşme yapıldığı için sözleşme kesin hükümsüz sayılacaktır. Ayrıca, oyuncu sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu için sözleşmede her iki tarafın imzasının bulunması gerekmektedir.


Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 23 uyarınca FSEK m. 51’in bağlantılı hak sahiplerine kıyasen uygulanacağından, ileride çıkarılacak mevzuat ile icracı sanatçıya tanınması muhtemel mali hakların devrine veya kullanılmasına yönelik sözleşmeler kesin hükümsüzdür. Benzer şekilde, ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların kapsamının genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini içeren sözleşmeler de kesin hükümsüzdür.


Oyuncu sözleşmesinin sözlü olarak yapılması halinde tarafların sözleşme kapsamında borçlarını yerine getirip getirmediklerine bakmak gerekmektedir. Eğer tarafların anlaşmasının üzerinden uzun bir süre geçtiyse ve taraflardan en az biri sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmişse, şekil şartına uyulmaması sebebiyle sözleşmenin geçersiz olduğunun ileri sürülmesi TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecektir. Bu durumda geçersizliğin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.


VIII. TARAFLARIN BORÇLARI

A. OYUNCUNUN BORÇLARI

1. OYUNCUNUN SİNEMA ESERİNDE KENDİSİNE VERİLEN ROLÜ İCRA ETME BORCU

Oyuncu sözleşmesi kapsamında oyuncunun sinema eserini icra ederek iş görme edimini yerine getirmesi gerekmektedir. Oyuncunun bu iş görme edimi eser sözleşmesi niteliğindedir ve bu açıdan TBK’da yer alan eser sözleşmesi hükümlerinin kıyasen oyuncu sözleşmesine uygulanması gerekmektedir. Eser sözleşmelerinde yüklenicinin eseri meydana getirme borcunun yanı sıra eseri iş sahibine teslim etme borcu da bulunmaktadır. Dolayısıyla oyuncu edimin sonucundan da sorumludur.


İcracı sanatçı olan oyuncu, sinema eserini icra ederek maddi nitelikte olmayan bir sonuç ortaya koymaktadır. Bu sebeple, oyuncunun icra faaliyetini tamamladıktan sonra teslim borcunu ne şekilde ifa edeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Öğretide, maddi varlığı olmayan bir eserin meydana getirilmesine ilişkin sözleşmelerde teslim borcunun ifa edilmiş sayılması için eserin iş sahibi tarafından görülecek şekilde bitirilmiş ve tasarrufa hazır duruma getirilmiş olması veya eserin üzerine cisimlendiği maddi şeyin verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla oyuncunun sinema eserini icra faaliyetini yönetmen ve yapımcı gözetiminde tamamlaması veya oyuncunun icrasının kayıt cihazlarına kaydedilmesi ve bu kaydın yapımcının zilyetliğine geçmesi ile teslim borcu ifa edilmiş sayılacaktır.


TBK m. 473 gereğince oyuncunun işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da yapımcıya yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre oyuncunun işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, yapımcı teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. Yapımcı, oyuncunun kusurlu olması halinde bu hükme dayanarak uğramış olduğu menfi zararı, (sözleşmeden dönme yerine) aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı veya bundan vazgeçtiğini derhal bildirmek şartıyla müspet zararının tazminini isteyebilir.[16] Bununla birlikte, meydana getirilmesi sırasında, eserin oyuncunun kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, yapımcı bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde oyuncuya, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir. Bu hüküm oyuncunun özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması halinde de uygulama alanı bulacaktır.


2. OYUNCUNUN SADAKAT VE ÖZEN BORCU

Sadakat ve özen borcu, birbirileriyle sıkı ilişki içerisinde olan ve birbirini tamamlayan iki ayrı yükümlülüktür. TBK m. 471/1 uyarınca oyuncu, üstlendiği edimleri yapımcının haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.


Sadakat borcu sözleşme öncesi, sözleşme ifa edilirken ve sözleşme sonrası mevcuttur. Sadakat borcu kapsamında yüklenicinin iş sahibinin yararını gözetmesi ve zararına olacak davranışlardan kaçınması gerekmektedir. Dolayısıyla oyuncu sözleşmesinde de oyuncunun yapımcının yararını gözetmesi ve onun zararına olacak davranışlardan kaçınması gerekmektedir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin sır saklama yükümlülüğü sadakat yükümlülüğü kapsamında değerlendirildiği için oyuncunun sır saklama yükümlülüğü de bulunmaktadır. Sözleşme kapsamında edimler ifa edilmiş ve eser teslim edilmiş olsa dahi yüklenici sadakat borcuna aykırı davranışlar sergilerse aleyhine tazminat yükümlülüğü doğacaktır. Örneğin oyuncu sözleşmesinde oyuncu yapımın içeriği veya canlandıracağı karakter hakkında yapımcıdan izin almadan açıklama yapar veya bilgi verirse sır saklama yükümlülüğünü ihlal etmiş olacaktır.[17]


Oyuncunun sadakat yükümlülüğü kapsamında sahip olduğu yükümlülüklerden bir diğeri de rekabet etmeme yükümlülüğüdür. Bu kapsamda sözleşmede açık bir hüküm bulunmasa dahi rekabet etmeme yükümlülüğü söz konusu olacaktır. Dolayısıyla oyuncunun özellikle sözleşme devam ederken emek ve iş gücünü yapımcı yararına sarf etmesi gerekmektedir.


Oyuncu, eser tamamlanmadan önce sadakat borcuna aykırı davranırsa yapımcı TBK m. 473/2 ve m. 484 uyarınca sözleşmeyi sona erdirebilir. Nitekim TBK m. 484 uyarınca “İşsahibi, eserin tamamlanmasından önce yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir.”.


Özen borcu ise yüklenicinin sözleşmeden doğan borcunu yerine getirirken iş sahibinin haklı menfaatlerini korumasını ve sonucun gerçekleşmesini engelleyecek nitelikteki davranışlardan kaçınmasını ifade etmektedir. TBK m. 471/2 uyarınca yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Sanat kuralları da mesleki ve teknik kurallar kapsamında değerlendirilmektedir. Dolayısıyla oyuncunun oyuncu sözleşmesi kapsamında özen yükümlülüğü belirlenirken öncelikle sözleşme hükümlerine bakılmalı, bununla birlikte dürüstlük kuralı ve meslek ve tekniğin bilinen kuralları yönünden de değerlendirilme yapılmalıdır.


Özen yükümlülüğü, oyuncunun sinema eserinin senaryosu kapsamında canlandıracağı karakterin gerektirdiği özellikleri taşımasını, karakterin gerektirdiği fiziksel görünümü korumasını ve senaryoya çalışmasını da gerektirmektedir. Örneğin oyuncunun bir enstrüman çalmasını gerektiren bir rol söz konusu ise ancak oyuncu bu beceriye sahip değilse ve bu beceriyi elde etmesi için zaman da yoksa bu durumda bu işi kabul etmemesi gerekir. Aksi halde özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş olacaktır. Yine oyuncunun özen yükümlülüğü kapsamında oynadığı karakterin gerektirdiği fiziksel görünüme sahip olması ve bunu koruması gerekmektedir. Oyuncunun rolü gereği fiziksel görüntüsünde yapacağı değişiklikler açısından bu değişikliklerin oyuncunun vücut bütünlüğü ve sağlığı üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir. Eğer oyuncudan talep edilen değişiklikler oyunun vücut bütünlüğü ve sağlığı üzerinde kişilik haklarını ihlal niteliğinde bir etki yaratıyorsa, bu durumda bu değişiklik oyuncu tarafından yerine getirilmek zorunda değildir.


Oyuncunun özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi halinde TBK m. 112 ve devamı hükümleri uygulama alanı bulacaktır. TBK m. 112’ye göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”. Dolayısıyla oyuncunun özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarda bulunması halinde yapımcı tazminat talep edebilir. Bu durumda oyuncunun tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtulabilmesi için özen yükümlülüğüne uygun hareket ettiğini ve kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmesi gerekir. Özen borcuna aykırılık halinde yine TBK m. 473/2 hükmü uygulama alanı bulabilir.


Uygulamada bazı oyuncu sözleşmeleri kapsamında oyuncunun sözleşme süresince evlenmeme, hamile kalmama gibi taahhütlerde bulunduğu görülmektedir. Evlenme ve hamile kalma gibi tasarruflar kişiye sıkı sıkıya bağlı olup kişinin üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği haklardır. TMK m. 23’e göre “Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz.”. Bununla birlikte TBK m. 27/1 uyarınca “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.”. Sonuç olarak, icracı sanatçı olan oyuncunun kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları olan evlenme, hamile kalma gibi hakları üzerindeki taahhütleri TBK m. 27/1 uyarınca kesin hükümsüzdür.


3. OYUNCUNUN KENDİSİNE VERİLEN İŞİ BİZZAT YAPMA BORCU

TBK m. 471/3 uyarınca “Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir.”. Kural olarak yüklenici, meydana getirilecek eseri bizzat kendisi yapmak ve teslim etmek zorundadır. Ancak eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özelliklerinin önem taşımaması halinde yüklenici işi başkasına da yaptırabilir. Oyuncu sözleşmesi açısından baktığımızda, eserin meydana getirilmesinde ve sözleşmeden beklenen sonucun elde edilmesinde icracı sanatçı olan oyuncunun kişiliği ve yetenekleri önem arz etmektedir. Dolayısıyla TBK m. 471/3 hükmü oyuncu sözleşmeleri açısından da uygulanacaktır.


Oyuncu, oyuncu sözleşmesi kapsamında sahip olduğu borçlarını şahsen ifa etmekle yükümlüdür. Ancak TBK m. 471/3 hükmü emredici nitelikte olmayıp, taraflar sözleşme ile aksini kararlaştırabilirler.


4. OYUNCUNUN FSEK’TEN DOĞAN MALİ HAKLARINI VEYA BUNLARI KULLANMA YETKİSİNİ DEVRETME BORCU

Oyuncunun oyuncu sözleşmesi kapsamında sahip olduğu borçlardan bir diğeri de icrası üzerinde sahip olduğu mali haklarını veya bu hakları kullanma yetkisini yapımcıya devretme borcudur. Oyuncu, sinema eserini icra etmesi neticesinde FSEK kapsamında icracı sanatçı sıfatını kazanır ve icrası üzerinde bağlantılı hak sahibi olur.


Oyuncu, icracı sanatçı olarak icrası üzerinde mutlak hak sahibidir ve icrası üzerinde sahip olduğu haklarını eser sahibi dahil olmak üzere herkese karşı ileri sürebilir.


Mali hakların veya kullanım yetkisinin devri konusunda FSEK’te ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği’nde özel bir düzenleme yer almamaktadır. Ancak Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 23’ün yaptığı atıf sebebiyle bağlantılı hakların devrine ilişkin işlemlerde FSEK’te yer alan eser sahibinin haklarına ilişkin hükümler kıyasen uygulama alanı bulmaktadır.


Yapımcının söz konusu sinema eserinden faydalanabilmesi ve oyuncu sözleşmesi ile hedeflediği amacına ulaşabilmesi için oyuncunun icrası üzerinde münhasıran sahip olduğu mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini yapımcıya devretmesi gerekir. İcracı sanatçının icrası üzerinde sahip olduğu mali haklar FSEK m. 80/1.A-(2,3,4) ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 7’de sınırlı sayı ilkesine tabi olarak düzenlenmiştir. Mezkûr FSEK hükümlerine bakmak gerekirse:

(2) Bir eseri, sahibinin izniyle özgün bir biçimde yorumlayan icracı sanatçı, bu icranın tespit edilmesine, bu tespitin çoğaltılmasına, satılmasına, dağıtılmasına, kiralanmasına ve ödünç verilmesine, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine ve temsiline izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibidir.

(3) İcracı sanatçı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespit edilmiş icralarının, aslı veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme veya yasaklama hakkına sahiptir.

(4) İcracı sanatçı, tespit edilmiş icrasının veya çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtımına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda icrasına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla, icraların dağıtım ve sunulması icracı sanatçının yayma hakkını ihlal etmez.

Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 7 düzenlemesi ise şu şekildedir:

“Aşağıdaki durumlarda icracı sanatçının;

a) Daha önce tespit edilmemiş icralarının tespiti,

b) Ticari amaçla çoğaltılmış icralarının kopyalarının kiraya verilebilmesi,

c) İlk tespiti izinsiz yapılan icraların çoğaltılması,

d) Çoğaltma izni verdiği tespitin amaç dışında çoğaltılması,

e) Ticari amaçla kamuya sunulan bir tespitten yapılmayan veya bir radyo ve televizyon yayını icraların, radyo ve televizyon kuruluşları tarafından yayınlanması için yazılı izni gereklidir.”


İcracı sanatçılar icraları üzerinde bu hükümlerde sayılan haklara sahiptirler ve yalnızca hükümde bahsedildiği şekilde haklarını kullanabilirler. İcracı sanatçılara tanınan manevi haklar; icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını talep etme hakkı ve icralarının kendi itibarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakkıdır (FSEK m. 80/1.A-(1)). İcracı sanatçılara tanınan mali haklar ise icrası üzerinde tespit hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ve umuma iletim hakkıdır. Mali haklar devir ve intikale konu olabilir iken manevi haklar esasen devredilemez, yalnızca manevi hakları kullanma yetkisi devredilebilir.


Oyuncu, icrası üzerinde sahip olduğu tespit hakkını devrederek yapımcıya icrasını kayıt atına alması imkanını; çoğaltma hakkını devrederek icranın ses ve görüntü nakli sağlayan bir cihaza kaydedilmesi ve bir veya birden fazla nüshasının oluşturulması imkanını; yayma hakkını devrederek icranın aslının ya da çoğaltılan nüshalarının kiralanması, satılması, kamuya ödünç verilmesi ya da diğer yollarla dağıtılması imkanını; temsil hakkını devrederek icrasının kamuya açık yerlerde okunması, çalınması, oynanması ve gösterilmesi imkanını; umuma iletim hakkını devrederek ise icrasının kişilerin istedikleri yer ve zamanda yararlanmalarını sağlayacak şekilde telli veya telsiz vasıtalarla yayınlanması imkanını, yapımcıya vermektedir.


Mali hakları devir yetkisi kural olarak icracı sanatçıya yani oyuncuya aittir. Oyuncu devir yetkisini bizzat kullanabileceği gibi bunu üçüncü bir kişiye veya meslek birliklerine de devredebilir. Oyuncunun ölümü halinde ise devir yetkisi mirasçılarına geçecektir.


FSEK m. 20 uyarınca mali haklar birbirine bağlı değildir ve mali haklardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez. FSEK m. 48 uyarınca bağlantılı hak sahipleri kendilerine tanınan mali hakları süre, yer ve içerik itibariyle sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler. Dolayısıyla oyuncular da oyuncu sözleşmesi kapsamında icraları üzerinde sahip oldukları mali haklarını birbirinden bağımsız olarak ve süre, yer ve içerik itibariyle sınırlı veya sınırsız olarak, karşılıklı veya karşılıksız olarak yapımcıya devredebilirler. Oyuncunun mali haklarını belirli bir süre ile sınırlı olarak devretmesi durumunda bu sürenin sonunda mali haklar oyuncuya geri dönecektir (FSEK m. 59). Mali hakların devrine ilişkin herhangi bir tereddüt olması halinde dar yorum yapılması gerekir. Bu durumda sözleşmenin amacına ulaşması için gerekli olan hakların devredildiği, sözleşmenin amacı ve konusu dışında kalan hakların devredilmediği kabul edilmelidir.


FSEK m. 80/7 uyarınca bağlantılı hak sahiplerinin haklarına birtakım sınırlamalar getirilmiştir. Buna göre, bazı hallerde hakkın kullanılması için bağlantılı hak sahibinin yazılı izni gerekli değildir. Bu haller: “1. Fikir ve sanat eserlerinin kamu düzeni, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma veya haber amacıyla ve kazanç amacı güdülmeksizin icra edilmesi ve kamuya arzı. 2. Fikir ve sanat eserleri ile radyo-televizyon programlarının yayınlanma ve kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması. 3. Radyo-televizyon kuruluşlarının kendi olanaklarıyla kendi yayınları için yaptıkları kısa süreli geçici tespitler. 4. Bu Kanunun 30 uncu, 32 nci, 34 üncü, 35 inci, 43 üncü, 46 ncı ve 47 nci maddelerinde belirtilen hallerde.”. Dolayısıyla bu hallerde icracı sanatçının haklarının kullanılması için yazılı iznine ihtiyaç duyulmamaktadır.


FSEK m. 80/9 uyarınca bağlantılı haklara sahip olanların da eser sahipleri gibi tecavüzün ref’i, tecavüzün men’i ve tazminat davası açma hakları bulunmaktadır.


Oyuncu icrası üzerindeki mali haklarını yapımcıya devrettiğinde, devretmiş olduğu hakları kendi malvarlığından çıkarak yapımcının malvarlığına girmektedir. Dolayısıyla mali hakların devri işlemi bir tasarruf işlemi niteliğindedir. Mali hakların iktisabı aslen ve devren olmak üzere iki şekilde gerçekleşebilmektedir. Mali hakkın aslen iktisabı, mali hakkın eser sahibi veya mirasçılarından devralınması anlamına gelirken; mali hakkın devren iktisabı, mali hakkın eser sahibi veya onun mirasçılarının devrettiği kişilerden devralınması anlamına gelir. Mali hakkın devren kazanılması için FSEK m. 49/1 uyarınca eser sahibinin veya mirasçılarının izninin alınması ve bu iznin yazılı olarak ve her bir devir için ayrı ayrı alınması gerekmektedir.


İcracı sanatçı, mali haklarını devretmek yerine yalnızca kullanım yetkisini de devredebilir (ruhsat/lisans). Bu durumda icracı sanatçının mali hakları kendi malvarlığında kalmakta ancak kullanma ve yararlanma yetkisi devralana geçmektedir. FSEK m. 56 uyarınca ruhsat, mali hak sahibinin başkalarına da aynı ruhsatı vermesine engel değilse basit ruhsat, yalnız bir kimseye mahsus ise tam ruhsattır. Kanun veya sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça her ruhsat basit sayılmaktadır. Dolayısıyla oyuncu da oyuncu sözleşmesi kapsamında yapımcıya basit veya tam ruhsat verebilir. Yapımcıya basit ruhsat vermesi halinde oyuncu başka kimselere de basit ruhsat verebilir ancak tam ruhsat vermiş ise icrayı kullanma ve ondan yararlanma yetkisi yalnızca yapımcıya ait olacaktır.


Oyuncunun oyuncu sözleşmesi kapsamında mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini yapımcıya devretmesi gerekmektedir. Oyuncunun sözleşmede belirlenen zamanda mali hakları devretmemesi halinde TBK m. 117/2 uyarınca temerrüde düşer. Bu kapsamda, oyuncu sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu için TBK m. 123-126 arasında yer alan hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu durumda yapımcı, borcunu ifa etmesi için oyuncuya uygun bir süre verebilir (m. 123), borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteyebilir, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir, sözleşmeden dönebilir (m. 125) ve sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir (m. 126).


5. OYUNCUNUN DEVRETTİĞİ YA DA KULLANIM YETKİSİNİ DEVRETTİĞİ MALİ HAKLARIN VE BUNLARA İLİŞKİN TASARRUF YETKİSİNİN VARLIĞINI TEKEFFÜL BORCU

Oyuncu sözleşmesi kapsamında oyuncunun devrettiği ya da kullanım yetkisini devrettiği mali hakların mevcut olması (FSEK m. 53) ve oyuncunun bu hakları devir konusunda tasarruf yetkisine sahip olması (FSEK m. 54) gerekmektedir.


FSEK m. 53’e göre mali bir hakkı başkasına devreden veya kullanım yetkisini veren kimse, iktisap edene karşı hakkın varlığından TBK m. 191 ve TBK m. 193 uyarınca sorumludur. Oyuncunun mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini bir edim karşılığında (oyuncu sözleşmesi açısından bu edim ücret olacaktır) devretmesi halinde, devir sırasında devrettiği hakların mevcut olduğunu ve devir konusunda tasarruf yetkisine sahip olduğunu garanti ettiği kabul edilmektedir (TBK m. 191). Oyuncunun devir konusunda tasarruf yetkisine sahip olup olmadığı hususunda devir tarihinin dikkate alınması gerekir.


Oyuncunun devretmiş olduğu mali hakların oyuncunun varlığında olmaması, koruma sürelerinin dolmuş olması veya bunlardan vazgeçilmesi, önceden başka bir üçüncü kişiye devredilmesi ya da tam ruhsat verilmiş olması hallerinde oyuncu, yapımcının zararını tazmin etmek zorundadır.[18] TBK m. 193 uyarınca yapımcı, oyuncudan, ödediği ücretin faizi ile birlikte geri verilmesini, devrin sebep olduğu giderleri, devraldığı hakları elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri ve diğer zararlarını talep edebilir.


Oyuncunun mali hakları devir konusunda tasarruf yetkisine sahip olması gerekmektedir. FSEK m. 54’e göre mali bir hakkı veya kullanma yetkisini devre yetkili olmayan kimseden iktisap eden, iyi niyetli olsa dahi korunmaz. Yetkili olmaksızın mali bir hakkı başkasına devreden veya kullanma yetkisini veren kimse; yetkili bulunmadığını diğer tarafın bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat etmedikçe tasarrufun hükümsüz kalmasından doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Kusur halinde mahkeme, hakkaniyet gerektiriyorsa daha geniş bir tazminata hükmedebilir. Dolayısıyla oyuncunun devrettiği mali hakları devir konusunda tasarruf yetkisine sahip olmaması halinde yapımcı veya yapımcıdan bu hakları devralan üçüncü kişiler iyi niyetli olsalar dahi korunmayacaklardır. Oyuncu, tasarruf yetkisinin olmadığını diğer tarafın bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat etmedikçe yapımcının tasarrufun geçersizin olmasından kaynaklanan zararını gidermekle yükümlüdür. Yapımcının haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan talepleri saklıdır. Dolayısıyla yapımcı devrin geçersizliğinden dolayı bir zarara uğramışsa haksız fiil hükümlerine göre tazminat talep edebilir ya da ödemiş olduğu ücretin iadesini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilir.


B. YAPIMCININ BORÇLARI

1. BEDEL ÖDEME BORCU

Oyuncunun sinema eserini icra etmesi ve mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini yapımcıya devretmesi karşılığında yapımcı da oyuncuya bedel ödeyecektir. Nitekim FSEK m. 80/1.A-(5) uyarınca “İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile yapımcıya devredebilirler”.


Yapımcının bedel ödeme borcu açısından FSEK’te m. 80 dışında bir hüküm bulunmaması sebebiyle TBK’nın eser sözleşmesine ilişkin hükümleri de oyuncu sözleşmesine kıyasen uygulanabilecektir. Eser sözleşmelerinde ücret, götürü bedel veya yaklaşık bedel olarak belirlenebilmektedir. Ücret, sözleşmenin kuruluşundan sonra da belirlenebilir ancak bu durumda kuruluş anında bedelin belirlenebilir nitelikte olması gerekir.


Götürü bedel, sözleşme kurulurken iş sahibinin ödeyeceği bedelin taraflarca önceden ve kesin olarak kararlaştırıldığı ücret türüdür. TBK m. 480/1 uyarınca eğer bedel götürü bedel olarak kararlaştırılmışsa kural olarak sonradan arttırılması talep edilemez. Bu kuralın istisnasını ise TBK m. 480/2 oluşturmaktadır: “Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir.”. Dolayısıyla m. 480/2’de belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde oyuncu, sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını talep edebilecektir.


Bedel önceden tahmini olarak belirlenmiş ve kesin bedelin eserin tamamlandığında ortaya çıkacağı kararlaştırılmışsa yaklaşık bedel söz konusudur. TBK m. 481 uyarınca eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir. Dolayısıyla oyuncuya ödenecek ücret oyuncu sözleşmesinde kararlaştırılmamışsa bu durumda oyuncuya ödenecek bedelin oyuncunun emeğine ve icrasının başarısına göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

TBK m. 479/1’e göre “İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur.”. Ancak bu hükmün oyuncu sözleşmesinin karakterine uygun düştüğü hallerde uygulanması gerekmektedir.


Yapımcının bedel ödeme borcunda temerrüde düşmesi halinde FSEK’te ve eser sözleşmesine dair hükümlerde bir düzenleme bulunmadığı için temerrüde ilişkin genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Daha önce belirttiğimiz üzere, oyuncu sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması sebebiyle burada TBK m. 123-126 arasında yer alan hükümler uygulama alanı bulabilecektir. Dolayısıyla yapımcının ücret ödeme borcunda temerrüde düşmesi halinde oyuncu borcunu ifa etmesi için yapımcıya uygun bir süre verebilir (m. 123), borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteyebilir, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir, sözleşmeden dönebilir (m. 125) ve sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir (m. 126).


2. OYUNCUNUN MANEVİ HAKLARINI GÖZETME BORCU

İcracı sanatçının, icrası ile arasındaki kişisel bağı FSEK kapsamında kendisine tanınan manevi hakları ile somutlaşmaktadır. Bağlantılı hak sahipleri arasında manevi haklara sahip olan tek grup icracı sanatçılardır. Yapımcı, oyuncunun icrası üzerindeki manevi haklarını gözetmekle yükümlüdür. FSEK kapsamında icracı sanatçı sıfatını haiz olan oyuncunun manevi hakları FSEK m. 80/1.A-(1)’de sayılmıştır. Buna göre:

“(1) İcracı sanatçılar, mali haklardan bağımsız olarak ve bu hakları devretmelerinden sonra dahi, tespit edilmiş icraları ile ilgili olarak uygulama şartlarının gerektirdiği durumlar hariç, icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını ve icralarının kendi itibarlarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakkına sahiptirler.”


Hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere, oyuncunun manevi hakları mali haklarından bağımsızdır. Dolayısıyla icracı sanatçı olan bir oyuncu mali haklarını yapımcıya devretmiş olsa da icrası üzerindeki manevi hakları kendi varlığında yer almayı sürdürmektedir. Mali hakların aksine, manevi haklar devre ve intikale konu olamazlar, üzerlerinde basit ve tam ruhsat tanınamaz, haczedilemez, miras yoluyla intikal etmez, ölüme bağlı tasarrufların konusu olmaz ve süresizdir; manevi haklardan vazgeçilmesi de mümkün değildir. Ancak icracı sanatçı manevi hakları kullanma yetkisini bir başkasına bırakılabilir.


İcracı sanatçılara tanınan manevi haklar; icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını talep etme hakkı, icralarının kendi itibarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakkı ve icradan doğan hakların kişiliğini zedeleyecek şekilde kullanılmasını yasaklama hakkından (Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 6) oluşmaktadır. İcracı sanatçı bu hakları üzerinde münhasıran yetkilidir.


3. BAĞLANTILI HAKLARIN BİZZAT YAPIMCI TARAFINDAN KULLANILMASI

FSEK m. 49/1’e göre “Eser sahibi veya mirasçılarından mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap etmiş olan bir kimse, ancak bunların yazılı muvafakatiyle bu hakkı veya kullanma ruhsatını diğer birine devredebilir.”.

Dolayısıyla oyuncu sözleşmesi kapsamında oyuncunun mali haklarını veya kullanım yetkisini devralan yapımcı, ancak oyuncunun ya da mirasçılarının yazılı izni ile devir işlemini gerçekleştirebilir. Her bir devir işleminde oyuncunun veya mirasçılarının yazılı izninin alınması gerekmektedir. Bununla birlikte, sözleşmeye bir hüküm eklenerek üçüncüye kişilere devir konusunda yapımcıya bir hak tanınabilir. Yapımcıya üçüncü kişilere devir hususunda hak tanınmaması halinde, yapımcının devraldığı hakları bizzat kullanma yükümlülüğü doğacaktır.


İcracı sanatçı haklarını meslek birliği aracılığıyla da kullanabilir. Bu durumda yapımcının üçüncü kişilere devir yetkisi hususunda izni meslek birliğinden alması gerekmektedir (Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük m. 4/1).


İcracı sanatçının icrası üzerinde sahip olduğu mali hakların rehin, haciz veya iflas masasına dahil olarak para çevrilme yolu ile üçüncü kişilere geçmesi durumunda icracı sanatçıdan veya mirasçılarından izin alınması gerekmemektedir.[19]


4. DEVRALINAN YA DA KULLANIM YETKİSİ DEVRALINAN MALİ HAKLARI KULLANIM BORCU

Yapımcının, oyuncunun manevi haklarına zarar vermemek için devraldığı mali hakları kullanması gerekmektedir. Yapımcı, eğer sözleşmede bir süre belirlendiyse bu süre içerisinde, süre belirlenmediyse dürüstlük kuralı (TMK m. 2) doğrultusunda makul bir süre içerisinde mali hakları gereği gibi kullanmış olmalıdır.


FSEK m. 58 uyarınca devre ya da lisansa konu mali hakların, yapımcı tarafından sözleşmede belirlenen süre içinde veya eğer bir süre kararlaştırılmamışsa icaba göre uygun bir zaman içinde kullanılmaz ve oyuncunun menfaatleri esaslı bir şekilde ihlal edilirse, oyuncu sözleşmeden cayabilir.


IX. SÖZLEŞMENİN SONA ERMESİ

Oyuncu sözleşmesini sona erdiren sebepler değerlendirilirken de yine TBK’nın eser sözleşmesine ilişkin hükümleri ile FSEK hükümlerinin kıyasen uygulanması gerekmektedir.


1. SÖZLEŞMENİN TARAFLARIN ANLAŞMASI İLE SONA ERMESİ (İKALE SÖZLEŞMESİ)

Türk Borçlar Hukuku’na hakim olan sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde taraflar akdetmiş oldukları sözleşmeyi her zaman karşılıklı olarak anlaşarak sona erdirebilirler. İşte tarafların sözleşmeyi sonlandırmak amacıyla yapmış oldukları anlaşmaya ikale sözleşmesi denilmektedir. İkale sözleşmesi bir tasarruf işlemi niteliğindedir ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve borçlarını ortadan kaldırır. İkale sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Oyuncu ve yapımcı da akdetmiş oldukları oyuncu sözleşmesini her zaman karşılıklı olarak anlaşarak sona erdirebilir, bunun için aralarında ikale sözleşmesi oluşturabilirler.


Oyuncu sözleşmesinin ifa edilmeye başlandıktan sonra ikale sözleşmesi akdedilirse, oyuncu sözleşmesi ileriye etkili olarak sona erecektir. Oyuncu sözleşmesinin ifasına başlanmadan ikale sözleşmesi akdedilirse bu durumda oyuncu sözleşmesi geçmişe etkili olarak sona erecektir.


Oyuncu sözleşmesinin ikale ile sona ermesi halinde tarafların tazminat yükümlülüğü yoktur.


2. SÖZLEŞMEDE KARARLAŞTIRILAN BOZUCU ŞARTIN GERÇEKLEŞMESİ

Bozucu şart, geçerli bir şekilde kurulmuş olan hukuki işlemin hukuken sonuç doğurmasını veya hükümden düşmesini gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz bir olaya bağlanmasıdır.[20] Oyuncu sözleşmesi de bozucu şarta bağlı olarak kurulabilir. Sözleşmede bozucu şart kararlaştırılması halinde belirlenen bozucu şart gerçekleşene kadar sözleşmenin hüküm ve sonuçları geçerli bir şekilde uygulanacaktır. Bozucu şartın gerçekleşmesi halinde sözleşmenin hüküm ve sonuçları kendiliğinden ortadan kalkar. TBK m. 173 uyarınca aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça sona erme, ileriye etkili olarak gerçekleşmektedir.


3. SÖZLEŞMENİN İPTAL EDİLMESİ

Oyuncu sözleşmesi, iptal hakkı kullanılarak sona erdirilebilir. Sözleşmenin iptalinin söz konusu olabilmesi için TBK’da düzenlenen irade bozukluğu (m. 30 vd.) veya aşırı yararlanma (m. 28) hallerinin söz konusu olması gerekmektedir. Sözleşmenin iptali tek taraflı bir hukuki işlem olup oyuncu sözleşmesi açısından ileriye etkili sonuç doğurmaktadır. Sözleşmenin ifasına başlanmamış olması halinde sözleşme geçmişe etkili olarak sona erecektir. İptal hakkının kullanılması herhangi bir şekil şartına tabi değildir.


İptal hakkının aşırı yararlanma için TBK m. 28/2’de, irade bozuklukları için TBK m. 39/1’de belirtilen hak düşürücü süreler içerisinde kullanılması gerekmektedir.


4. SONRAKİ KUSURSUZ İMKÂNSIZLIK

Borçlunun sözleşmenin meydana gelmesinden sonra ortaya çıkan ve sorumlu tutulamayacağı sebeplerle borçlandığı edimi yerine getiremiyor olması halinde sonraki kusursuz imkânsızlık söz konusu olmaktadır. Örneğin oyuncunun kendi kusuru olmaksızın ayırt etme gücünü kaybetmesi veya sakatlanması kusursuzluk imkânsızlık teşkil eder. Borçlunun edimini geçici olarak yerine getiremiyor olması kusursuz imkansızlık hali olarak nitelendirilemez.[21] Kusursuz imkânsızlık halinde TBK m. 136 uyarınca borç sona erecektir.


TBK m. 486 uyarınca “Yüklenicinin kişisel özellikleri göz önünde tutularak yapılmış olan sözleşme, onun ölümü veya kusuru olmaksızın eseri tamamlama yeteneğini kaybetmesi durumunda kendiliğinden sona erer. Bu durumda işsahibi, eserin tamamlanan kısmından yararlanabilecek ise, onu kabul etmek ve karşılığını vermekle yükümlüdür.”. Bu hükmü oyuncu sözleşmesi açısından ele alırsak, oyuncunun ölümü veya kusuru olmaksızın icrasını tamamlama yeteneğini kaybetmesi halinde sözleşme kendiliğinden sona erecektir. Bu durumda yapımcı, icranın tamamlanan kısmından yararlanabilecek durumda ise onu kabul etmek ve karşılığında oyuncuya hak ettiği ücreti ödemekle yükümlüdür. Oyuncunun sinema eserini icra etmiş fakat henüz mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini devretmemiş olması halinde, mali haklarını velisi veya vasisi aracılığıyla da devredebileceğinden sözleşmenin bu nedenle sona ermemesi gerekir.


FSEK m. 50/3 uyarınca “Eser tamamlanmadan önce, eser sahibi ölür veya tamamlama kabiliyetini zayi eder, yahut kusuru olmaksızın eserin tamamlanması imkansız hale gelirse zikri geçen taahhütler kendiliğinden münfesih olur. Diğer tarafın iflas etmesi veya sözleşme uyarınca devraldığı mali hakları kullanmaktan aciz duruma düşmesi yahut kusuru olmaksızın kullanmanın imkansız hale gelmesi hallerinde de aynı hüküm caridir.”. Bu hüküm, Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 23 uyarınca oyuncu sözleşmeleri açısından da uygulama alanı bulabilecektir. Dolayısıyla icracı sanatçı olan oyuncunun, kendi kusuru bulunmaksızın icrasını tamamlaması imkânsız hale gelirse, sözleşme kapsamında yerine getirmeyi taahhüt ettiği borçları kendiliğinden sona erecektir.


Kusursuz imkansızlık hali bazı durumlarda oyuncu gibi yapımcı açısından da söz konusu olabilir.


5. YAPIMCI YÜZÜNDEN İFANIN İMKANSIZLAŞMASI

TBK m. 485 uyarınca “Eserin tamamlanması, işsahibi ile ilgili beklenmedik olay dolayısıyla imkânsızlaşırsa yüklenici, yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerini isteyebilir. İfa imkânsızlığının ortaya çıkmasında işsahibi kusurluysa, yüklenicinin ayrıca tazminat isteme hakkı vardır.”. Dolayısıyla sinema eserin tamamlanması yapımcı ile ilgili beklenmedik bir olay dolayısıyla imkansızlaşırsa oyuncu, icrasının ücretini ve bu ücrete dahil olmayan giderlerini talep edebilir. Eserin tamamlanması yapımcının kusuru nedeniyle imkânsız hale geldiyse, oyuncunun ayrıca tazminat isteme hakkı da bulunmaktadır.


6. KİŞİLİĞİN SONA ERMESİ (ÖLÜM)

Kişiliğin sona ermesi nedeniyle oyuncu sözleşmesinin sona ermesi halinde sözleşme ileriye etkili olarak sona ermektedir. Kişiliğin sona ermesi aynı zamanda sonraki kusursuz imkansızlık nedenidir ve sözleşme tazminat yükümlülüğü olmadan sona erer.[22]


TBK m. 486 uyarınca “Yüklenicinin kişisel özellikleri göz önünde tutularak yapılmış olan sözleşme, onun ölümü veya kusuru olmaksızın eseri tamamlama yeteneğini kaybetmesi durumunda kendiliğinden sona erer. Bu durumda işsahibi, eserin tamamlanan kısmından yararlanabilecek ise, onu kabul etmek ve karşılığını vermekle yükümlüdür.”. Oyuncu sözleşmesinin oyuncunun kişisel özellikleri göz önünde tutularak yapılan bir sözleşme olması sebebiyle oyuncunun ölümü halinde sözleşme kendiliğinden sona erecektir. Bu durumda yapımcı, icranın tamamlanan kısmından yararlanabilecek durumda ise onu kabul etmek ve karşılığında oyuncuya hak ettiği ücreti ödemekle yükümlüdür.


FSEK m. 50/3 uyarınca “Eser tamamlanmadan önce, eser sahibi ölür veya tamamlama kabiliyetini zayi eder, yahut kusuru olmaksızın eserin tamamlanması imkansız hale gelirse zikri geçen taahhütler kendiliğinden münfesih olur. Diğer tarafın iflas etmesi veya sözleşme uyarınca devraldığı mali hakları kullanmaktan aciz duruma düşmesi yahut kusuru olmaksızın kullanmanın imkansız hale gelmesi hallerinde de aynı hüküm caridir.”. Dolayısıyla eser tamamlanmadan önce oyuncunun veya yapımcının ölmesi halinde sözleşme kendiliğinden sona erecektir. FSEK m. 50/3 hükmünün lafzından da anlaşıldığı üzere, eser tamamlandıktan sonra taraflardan biri ölürse bu durumda sözleşme sona ermeyecektir. Bu durumda tarafların mirasçıları sözleşmenin tarafı haline gelirler.


Yapımcının gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir. Yapımcının gerçek kişi olması ve ölmesi halinde, eğer yapımcının kişiliği sözleşmenin kurulmasında etkiliyse ve ölümü sözleşmenin uygulanmasını etkileyecek nitelikteyse sözleşme sona erecektir.[23] Yapımcı tüzel kişi ise ve tüzel kişiliği sona erdiyse, tüzel kişiliğin sona ermesi oyuncunun ölümü ile aynı sonuçları doğuracaktır.


Yapımcı bir kişiden oluşabileceği gibi birden fazla kişiden de oluşabilir. Sözleşmenin yapımcı tarafında birden çok gerçek veya tüzel kişinin yer alması halinde, eğer yapımcılardan/yapımcı şirketlerden biri ölürse bu durumda sözleşmeye diğer yapımcılarla/yapımcı şirketlerle devam edilecek ve sözleşme sona ermeyecektir.


7. OYUNCUNUN İŞE ZAMANINDA BAŞLAMAMASI VEYA İŞİN VADEYE YETİŞMEYECEĞİNİN ANLAŞILMASI

TBK m. 473/1 uyarınca “Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.”. Anılan hüküm gereğince oyuncunun işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da yapımcıya yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre oyuncunun işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, yapımcı teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. Yapımcının bu şekilde sözleşmeyi sona erdirebilmesi için oyuncuyu ihtar etmesi ve süre vermesi gerekmektedir.[24]


Yapımcı, oyuncunun kusurlu olması halinde bu hükme dayanarak uğramış olduğu menfi zararı, (sözleşmeden dönme yerine) aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatı veya bundan vazgeçtiğini derhal bildirmek şartıyla müspet zararının tazminini isteyebilir.[25]


8. YAPIMCININ TAZMİNAT KARŞILIĞI SÖZLEŞMEYİ FESHETMESİ

Sözleşmenin tazminat karşılığı feshedilmesi TBK m. 484’te düzenlenmiştir. TBK m. 484 uyarınca “İşsahibi, eserin tamamlanmasından önce yapılmış olan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilir.”. Dolayısıyla mezkûr hüküm uyarınca yapımcının, oyuncuya herhangi bir sebep gösterme zorunluluğu olmadan sözleşmeyi sona erdirebilme yetkisi vardır. Yapımcı, eser tamamlanmadan önce oyuncuya icra ettiği kısmın karşılığını ödemek ve oyuncunun bütün zararlarını gidermek şartıyla sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir.


9. MALİ HAKLARIN KORUMA SÜRESİNİN VEYA ANLAŞMA SAĞLANAN SÜRENİN DOLMASI

İcracı sanatçıların mali hakları, icranın tespitinin yapıldığı tarihten başlayarak yetmiş yıl devam etmektedir (FSEK m. 82/5). Bu sürenin sona ermesi halinde oyuncunun icrası üzerinde sahip olduğu mali haklar serbest kalacak, herkes tarafından kullanılabilir hale gelecek ve dolayısıyla sözleşme sona erecektir.


FSEK m. 48 uyarınca icracı sanatçı veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve içerik itibariyle sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilirler. İcracı sanatçı mali haklarını süre ile sınırlı olarak yapımcıya devretmişse, sözleşme ile kararlaştırılan sürenin sona ermesi halinde sözleşme sona erecek ve mali haklar herhangi bir işleme gerek olmaksızın (FSEK m. 59/1) oyuncuya geri dönecektir.


10. YAPIMCININ BORÇ ÖDEMEKTEN ACZE DÜŞMESİ VEYA İFLAS ETMESİ

TBK m. 50/3 uyarınca yapımcının iflas etmesi veya sözleşme uyarınca devraldığı mali hakları kullanmaktan aciz duruma düşmesi yahut kusuru olmaksızın kullanmanın imkânsız hale gelmesi hallerinde sözleşme kendiliğinden sona erecektir.


11. CAYMA HAKKININ KULLANILMASI

Cayma hakkı FSEK m. 58’de düzenlenmiştir. FSEK m. 58’e göre “Mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir.”. Dolayısıyla yapımcı sözleşmede kararlaştırılan süre içinde veya süre belirlenmediyse uygun bir süre içerisinde yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmezse ve bu sebeple icracı sanatçının mali veya manevi menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse icracı sanatçı sözleşmeden cayma hakkını kullanabilir. Cayma hakkından sözleşme ile önceden vazgeçilemez.


İcracı sanatçının cayma hakkını kullanmak istemesi halinde, sözleşmedeki hakların kullanılması için yapımcıya noter vasıtasıyla uygun bir süre vermesi zorunludur. Hakkın kullanılması, yapımcı için imkansızsa veya yapımcı hakları kullanmayı reddederse ya da yapımcıya süre verilmesi halinde icracı sanatçının menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşecekse bu durumda süre vermeye gerek yoktur. Verilen süre sonuçsuz kalırsa veya süre vermeye gerek yoksa noter aracılığıyla yapılacak ihbar ile cayma hakkı kullanılmış olur. Cayma hakkının kullanılması ile birlikte sözleşmenin feshedildiği kabul edilecek[26] ve oyuncunun devrettiği mali haklar kendisine geri dönecektir.


Oyuncunun cayma hakkını kullanabilmesi için yapımcının kusurunun bulunması şart değildir. Yapımcının mali hakkı kullanmamakta kusuru yoksa veya icracı sanatçının kusuru daha ağır ise hakkaniyet gerektiği hallerde yapımcı, uygun bir tazminat isteyebilir.


12. OLAĞANÜSTÜ FESİH

Dürüstlük kuralına göre tarafların sözleşmeye devam etmesini beklenemez hale getiren şeylere haklı neden denir. Tam iki tarafa borç yükleyen ve sürekli borç doğuran sözleşmelerde esas olan tarafların birbirine güven duymasıdır. Tarafların birbirilerine duydukları güveni yitirmeleri halinde sözleşmeye devam etmeleri onlar çekilmez hale geleceğinden sözleşme haklı nedenle olağanüstü olarak feshedilecektir.[27] Dolayısıyla oyuncu sözleşmesi kapsamında oyuncu ve yapımcının dürüstlük kuralı uyarınca sözleşmeye devam etmelerinin beklenemez hale gelmesi durumunda taraflar sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir. Haklı neden her somut olayda ayrıca değerlendirilecektir. Sözleşmenin olağanüstü feshi şekle tabi olmadığı gibi kusur şartı da aranmamaktadır. Fesih ile sözleşme ileriye etkili olarak sona erecektir.






SONUÇ

Oyuncu sözleşmesinin konusunu, oyuncunun kendisine verilen rolü oynayarak FSEK m. 5 anlamında bir sinema eserini icra etmesi ve icrası üzerinde sahip olduğu mali haklarını veya bunları kullanma yetkilerini yapımcıya devretmesi ve yapımcının da oyuncuya bedel ödemesi oluşturur.


Oyuncu sözleşmesi isimsiz, rızai, tam iki tarafa borç yükleyen, sürekli borç ilişkisi doğuran, genel işlem koşulu içeren bir iş görme sözleşmesidir.


Oyuncu sözleşmesinin tarafları oyuncu ve yapımcıdır. Oyuncu ve yapımcı 5846 sayılı FSEK uyarınca bağlantılı hak sahibidir ve kanunun kendilerine tanıdığı haklardan yararlanırlar.


Oyuncu sözleşmesinin unsurları; FSEK kapsamında icraya elverişli bir eserin varlığı, oyuncunun sinema eserini icra etmesi, mali haklarını veya bunların kullanım yetkilerini yapımcıya devretmesi ve yapımcının oyuncuya bedel ödemesidir.


Oyuncu sözleşmesi bir karma sözleşmedir. Karma sözleşmeler arasından ise kombine sözleşme niteliği taşımaktadır.


Oyuncu sözleşmesine, eser sözleşmesine ilişkin TBK m. 470 ve devamı hükümleri ile FSEK’te düzenlenen mali hakkın devrine ve hakkın kullanım yetkisinin devrine ilişkin hükümlerin mahiyetine uygun düştüğü ölçüde kıyas yoluyla uygulanması gerekmektedir.


Oyuncu sözleşmesinin yazılı olması ve sözleşme konusu her bir mali hakkın sözleşme içerisinde ayrı ayrı gösterilmesi gerekmektedir.



Oyuncu, eserin kamuya aktarılmasına ve toplumda yaygınlaşmasına katkı sağlar, eseri özgün bir şekilde yorumlar, kendi kişisel ve sanatsal özellikleriyle icra eder ve esere sanatsal bir katkıda bulunur. Oyuncunun sinema eserini icra edebilmesi için yönetmen, özgün müzik bestecisi, senarist ve diyalog yazarından eser üzerindeki FSEK m. 24 anlamında temsil hakkını veya temsil hakkını kullanma yetkisini devralması gerekir. Oyuncu, bu izni aldıktan sonra sinema eserini icra eder ve böylece diğer şartları da sağladığı takdirde FSEK kapsamında bağlantılı hak sahibi sıfatını kazanır. Yapımcı, sinema eserinin meydana getirilmesi için gerekli sermayeyi temin eder ve icracı sanatçıları bir araya getirerek organizasyonu ve yönetimi sağlar, sinema eseri üzerindeki menfaatlerini güvence altına almak amacıyla eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleriyle birçok sözleşme yapar ve haklarını veya bu hakların kullanım yetkilerini devralır. Yapımcı bu devir işleminden sonra filmlerin ilk tespitini gerçekleştirir ve böylece bağlantılı hak sahibi sıfatını kazanır. Bundan sonra yapımcı, oyuncunun icrasını plak, kaset, CD, DVD, bilgisayar vb. cihazlara kaydedebilir, bunları saklayabilir, bunların kopyasını alabilir, icranın aslını veya çoğaltılan nüshalarını satabilir, kiralayabilir, kamuya ödünç verebilir, radyo, televizyon, uydu vb. araçlarla kamuya iletebilir, sinema eserinin sinemalarda veya televizyonda gösterilmesini ya da gerçek kişilerin seçtikleri zamanda sanal ve elektronik ortamda icralara ulaşmasını sağlayabilir.


Oyuncu sözleşmesi kapsamında oyuncunun borçları; sinema eserinde kendisine verilen rolü icra etme borcu, işi bizzat yapma borcu, icrası üzerindeki mali haklarını veya bunları kullanma yetkisini devretme borcu ve devrettiği ya da kullanım yetkisini devrettiği mali hakların ve bunlara ilişkin tasarruf yetkisinin varlığını tekeffül borcudur. Yapımcının borçları ise bedel ödeme borcu, oyuncunun manevi haklarını gözetme borcu, bağlantılı hakları bizzat kullanma borcu, devralınan ya da kullanım yetkisi devralınan mali hakları kullanma borcudur.


Oyuncu sözleşmesini sona erdiren haller ise ikale sözleşmesi, bozucu şartın gerçekleşmesi, sözleşmenin iptali, sonraki kusursuz imkânsızlık, yapımcı sebebiyle ifanın imkansızlaşması, kişiliğin sona ermesi, oyuncunun işe zamanında başlamaması veya işin vadeye yetişmeyeceğinin anlaşılması, tazminat karşılığı fesih, mali hakların koruma süresinin veya anlaşma sağlanan sürenin dolması, yapımcının borç ödemekten acze düşmesi veya iflas etmesi, cayma hakkının kullanılması ve olağanüstü fesihtir.


Sanat Hukuku Enstitüsü

Yönetim Kurulu Üyesi

Av. Aslı Taşdelen


KAYNAKÇA

Akmeşe Takcı, Nurbanu, Oyuncu Sözleşmesi, 1. Baskı, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 2020.

Doğan, Gülmelahat, Sürekli Borç İlişkilerinde Borçlunun Temerrüdü, Ankara Barosu Dergisi, 2014/4.

Gündem, Onur, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar, Bu Hakların Sınırlandırılması ve Korunması, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2006.

Kaçmaz, Mine, Sinema Eserlerinde İcracı Oyuncu Sözleşmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2019.

Nomer, N. Haluk, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14. Baskı, İstanbul, Beta Yayıncılık, 2015.

Sarıhan, Banu Bilge, Menajerlik Sözleşmesi, 1. Baskı, Konya, Sayram Yayınları, 2016.

Suluk, Cahit / Karasu, Rauf / Nal, Temel, Fikri Mülkiyet Hukuku, 3. Baskı, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2019.

Kazancı İçtihat Bankası (www.kazanci.com.tr)

[1] Nurbanu Akmeşe Takcı, Oyuncu Sözleşmesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2019, s. 7. [2] Haluk N. Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14. Baskı, İstanbul, Beta Yayıncılık, 2015, s. 33. [3] Gülmelahat Doğan, Sürekli Borç İlişkilerinde Borçlunun Temerrüdü, Ankara Barosu Dergisi, 2014/4, s. 391. [4] Akmeşe Takcı, a.g.e., s.8.; Mine Kaçmaz, Sinema Eserlerinde İcracı Oyuncu Sözleşmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2019, s. 23. [5] Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 16. [6] Cahit Suluk/Rauf Karasu/Temel Nal, Fikri Mülkiyet Hukuku, 3. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2019, s. 126. [7] Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 21. [8] Nitekim FSEK m. 18/3’te “Bir eserin yapımcısı veya yayımcısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabilir” denilmiştir.; Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 23. [9] Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 23. [10] Kaçmaz, a.g.e., s. 12. [11] Kaçmaz, a.g.e., s. 10. [12] Onur Gündem, “Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar, Bu Hakların Sınırlandırılması ve Korunması”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale, 2006, s. 8. [13] Gündem, a.g.e., s. 7.; Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 28 [14] Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 46. [15] Banu Bilge Sarıhan, Menajerlik Sözleşmesi, 1. Baskı, Konya, Sayram Yayınları, 2016, s. 27 [16] Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 70. [17] Kaçmaz, a.g.e., 66 [18] Kaçmaz, a.g.e., s. 76; Akmeşe Takcı, a.g.e., 90 [19] Kaçmaz, a.g.e., s. 85. [20] Haluk N. Nomer, a.g.e., s. 424. [21] Kaçmaz, a.g.e., s. 117 [22] Kaçmaz, a.g.e., s. 130. [23] Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 108 [24] Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 110 [25] Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 70. [26] Kaçmaz, a.g.e., s. 133. [27] Akmeşe Takcı, a.g.e., s. 118