• Melisa Karaca

Taking Sides – Tarihsel Arka Plan ile İnceleme


Wilhelm Furtwängler, ikinci dünya savaşı yıllarında Berlin Filarmoni Orkestrası’nın şefiydi. Alman orkestra şefi, müzik çevrelerince 20. yüzyılın en büyük orkestra şeflerinden biri olarak kabul edilir. Savaş zamanı Almanlar her zaman olduğu gibi müzikten vazgeçmiyorlar, hatta müziğe daha fazla sarılıyorlardı. Örneğin bir propaganda filminde Richard Wagner’in Götterdämmerung’u ile savaşma ilhamını bulan bir luftwaffe pilotunun hikayesi anlatılıyordu. Bu sırada Alman olmayan unsurlar her alanda olduğu gibi müzikte de dışlanıyordu. Buna; çok değerli sanat insanları olan ve aslında Nazilerin iktidarda güçlenmesine kadarki süreçte Almanya’nın sanat hayatının çok önemli bir parçasını oluşturan bazı Yahudi orkestra şeflerinin ve orkestra üyelerinin baskılarla farklı ülkelere göç etmek zorunda bırakılması, Wolfgang Amadeus Mozart gibi müziğinde evrensel temalar barındıran bestecilerin Almanlaştırılma çabaları kapsamında sahnelenen operalarında ve diğer bestelerinde değişiklik yapılması benzeri rejim faaliyetleri de dahildi.


Filmde, bütün bunları gören ancak ülkesini terk etmeden sanatını icra etmeye devam eden, üstelik müziğin kalbi Berlin Filarmoni’de orkestra şefliği teklifini kabul eden Wilhelm Furtwängler, savaşın sona ermesinin ardından bir Amerikan askeri tarafından Nazilik suçlamalarıyla sorguya çekilmektedir. Furtwängler sessiz kaldı ve sadece vatanında sanatını icra etmeye devam etti diye bu onu Nazilerin bütün suçlarına ortak etmekte midir? Diğer yandan bütün özel günlerde, örneğin Hitler’in doğum günü konserinde Berlin Filarmoni ile birlikte o vardır, Stalingrad muharebesinin kaybı haberi, Hitler’in ölümü haberi radyoda onun Anton Bruckner 7. Senfoni kaydıyla birlikte verilmiştir. Şef, hiç istemediğini ve rejim karşıtı olduğunun herkesçe bilindiğini söylese de propagandanın çok önemli bir aracı olmuş mudur olmamış mıdır?













Filmde sorgu tarihinde hala hiçbir şey olmamış gibi şefliğe devam eden Herbert von Karajan’a - İkinci Furtwängler dönemi sonrası Berlin Filarmoni Orkestrası’nın şefliği görevini uzun yıllar sürdürmüştür, o da selefi gibi 20. yüzyılın en büyük orkestra şeflerinden biri olarak kabul edilir - ufak bir atıf vardır. Karajan en başından beri Nazi partisi üyesidir ve konserlerini marşlarla açmaktadır, Furtwängler sitem etmektedir, neden sadece kendisi suçlanmaktadır ve böylesine dışlanmaktadır? Kendisi yıllar boyunca partiye üye bile olmamıştır, üstelik gücünü elinden geldiğince rejim tarafından dışlanan meslektaşlarına destek olmak amacıyla kullanmıştır.



Filmde sorguyu gerçekleştiren Amerikan askeri ise Avrupa’nın yüksek sanatını ve sanat geleneğini anlamaktan uzak bir karakter olarak betimlenmiştir. Avrupa’nın en prestijli orkestrası olan Berlin Filarmoni Orkestrası’nın şefi olmak ve sanatının kitlelerce takdir edilmesi kavramının sanat insanı için ifade ettiği önemi umursamamaktadır. Askerin gayesi elitler arasından suça ortaklık etmiş birini bulmaktır, bunun için dönemin en ünlü Alman sanat insanından daha iyisi de yoktur. Sessiz kalmak ve üst mevkide görevini sürdürmek de onun için tarihin gördüğü en büyük savaş suçlarına yeterince ortak olmak anlamına gelmektedir.


Sadece birkaç farklı ortamda ve çoğunlukla sorgu odasında geçen film bütün sorgu sürecini ve bu hassas çatışmayı bizlere bir tiyatro sahnesi karşısındaymışız tadıyla sunmaktadır. Bir haklı ya da haksız var mı sorusunu cevaplamak ve bir taraf tutmak ise izleyiciye düşmektedir.


Sanat Hukuku Enstitüsü

Fikir ve Sanat Komisyonu Direktörü

Melisa Karaca