top of page
  • Stj. Av. Ece Arat

Televizyon Formatlarının Hukuki Koruması

GİRİŞ


Televizyon (“TV”) formatları bakımından kanunlarda bir tanımlama yapılmamış olmakla birlikte, formatı, bir programın genel hatları ile nasıl işleyeceğini, program bölümlerinin akışını ve müzik, stüdyo, zaman gibi söz konusu programı diğerlerinden ayıracak özgün özellikleri içeren “sahibinin hususiyetini taşıyan’’ program olarak tanımlamak mümkündür.


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda (“FSEK”) eser çeşitleri, ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserler, güzel sanat eserleri, sinema eserleri, işleme ve derlemeler olarak 5 ana grupta sayılmış olup, televizyon formatları bu gruplardan birine dahil olmamaktadır. Dolayısıyla televizyon formatlarının eser koruması kapsamına dahil edilip edilmeyeceği hususunda tartışmalar mevcuttur.


I. TELEVİZYON FORMATLARINA GENEL BAKIŞ


Televizyon program formatının kanunlarda yahut ilgili mahkeme kararlarında bir tanımı yapılmış olmamakla birlikte, Çolak’a göre, televizyon program formatları, “Dijital iletişim de dâhil olmak üzere herhangi bir yayın biçimine konu programın birden çok sayıda bölümünden her birinin ne şekilde yapılacağını, ne şekilde cereyan edeceğini gösteren ve programın adı, akışı, programın sunucusunun konum ve tutumu stüdyo içi ve stüdyo dışı izleyicilerin konumlan ile programa katılma biçimleri, stüdyo tasarımı, kamera hareketleri, kullanılacak anahtar ifadeler ve sloganlar ile müzikler gibi tüm programın tüm karakteristik özelliklerini içeren ve sahibinin hususiyetini taşıyan çerçeve plan ya da taslaklar”dır.[1]


Televizyon program formatları genel olarak dizi ya da şov programı formatı şeklinde gerçekleştirilmektedir. Örneğin Kim Milyoner Olmak İster, O Ses Türkiye, Yemekteyiz gibi programlar şov programı formatı için örnek olarak gösterilebilirken; Medcezir ve Kavak Yelleri ise dizi programı formatına örnek teşkil eder. [2]Bu şov programlarında genellikle dekor, sunucu, programın akış şekli belli bir kalıp içinde olmaktadır. Programın adı ve söz konusu şov programının konsepti bütünleşmiştir. Örneğin Kim Milyoner Olmak İster adlı yarışmada, soruların cevaplanmasını beklerken çalan gerilim müziğinden sunucunun soru aralarında yarışmacı ile yapmış olduğu konuşmaya kadar her şey bu formatın kapsamı içerisinde yer alır.


Dizi formatlarında ise mevzubahis dizinin adı, karakterleri, olay kurgusu bakımından çerçeve oluşturacak birtakım başlıkların bulunması ve bunların açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Televizyon dizi programları, genel itibariyle, her bölümde aynı ya da benzer dekorlar kullanılarak, hikayeler belirli bir kalıp içinde gelişim gösterir ve nispeten kısa bir zamanda ve kısıtlı bir ekonomik bütçeyle hazırlanır. [3]


II. TELEVİZYON FORMATLARININ FSEK ÇERÇEVESİNDE HUKUKEN KORUNMASI


Öncelikle belirtmek gerekir ki, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun temel koruma konusu eserdir. Bu bakımdan yukarıda da zikredildiği üzere televizyon formatlarının eser niteliğini haiz kabul edilip edilmediği sorun teşkil etmektedir. Zira televizyon formatları, eser olarak kabul edildiği takdirde FSEK korumasından yararlanabilecektir.


Eklemek gerekir ki, fikri mülkiyet hukuku çerçevesinde baktığımızda bir eser, meydana getirme aşamasındayken temel fikrin kendisi korunmaz, bu fikrin açıklanış biçimi korunur. Örneğin bir aşk romanı yazma fikri korunmayacağı gibi o aşk romanının karakterleri, olay örgüsü yani bu fikrin açıklanış biçimi olan o roman koruma kapsamına girecektir. Dolayısıyla program formatlarında da aynı şekilde salt format fikri korunmayacaktır.


Fikrin açıklanış biçiminin ise yazılı, görsel, sözel vb. olması mümkündür. Bu sebeple televizyon program formatının FSEK’te sayılan eser gruplarından birine dahil olması ve sahibinin hususiyetini taşıması koşulu ile eser korumasından yararlanabileceğini söylemek de mümkün olacaktır.


Türk doktrininde televizyon program formatlarının eser sayılacağını söyleyen görüşler olduğu gibi; eser kapsamına girmeyeceğini belirten görüşler de mevcuttur. Yargıtay ise mevcut kararlarında somut olaya bağlı olarak televizyon program formatlarının korunacağını kabul etmekte olup koruma kapsamının temel ilkelerine yer vermemiştir. Zira, 2004 yılında yayınlanan “En Zayıf Halka’’ isimli yarışma programına ilişkin ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararı onayarak eser türünü belirlemeden korumadan yararlanacağına hükmetmiştir.[4] Buna karşılık, 2011 yılında vermiş olduğu ilgili bir kararında televizyon program formatlarının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 2. maddesi çerçevesinde ilim ve edebiyat eseri olarak kabul edilebileceğinden bahsetmiştir.


Yargıtay, söz konusu kararda; “… televizyon program formatlarının yazılı bir metin halinde ve sabit olarak tekrarlanabilir şekilde tespit edilmesi, özgün olması ve buna bağlı olarak hususiyet taşıması koşullarıyla FSEK'nın 2. maddesi anlamında bir ilim ve edebiyat eseri sayılabileceği, somut olayda davacı tarafından metin haline getirilerek oluşturulmuş yazılı bir format belgesinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının televizyon program formatına dayalı olarak eser sahipliği iddiasıyla talepte bulunamayacağı..’’şeklinde bu husustaki görüşünü belirtmiştir.[5] Yargıtay bu kararında her ne kadar televizyon program formatlarının hangi koşullarda eser koruması kapsamına gireceğini belirtmiş olsa da, aynı şekilde televizyon program formatlarının tanımını yapmamış ve kesin bir dille FSEK’te sayılan eser gruplarından birine dahil etmemiştir. Benzer bir kararında ise Yargıtay, “Davacıya ait Who Wants To Be A Millionarie (Kim Milyoner Olmak İster)” adlı 249 sayfalık format metninde yarışma programının baştan sona bütün detaylarıyla belirlendiği, programın çerçevesinin çizildiği, program sırasında seyircilerin, yarışmacının ve sunucunun oturacağı yerin, sunucunun reklam arası verirken kullanacağı sözcüğün, kamera ışıklarının konumunun, çekim tekniklerinin, soru sayısı ve ödüllerin, sunucunun ne şekilde davranacağının, internet ve SMS bağlantılarının, soruların ekranda görüntülenme biçiminin ve kullanılan renklere kadar tüm ayrıntıların öngörülerek anlatıldığı, bu durumda davacı formatının FSEK 2. maddesi anlamında ilim ve edebiyat eseri olarak korunması gerektiği” şeklinde karar vermiştir. Dolayısıyla bir televizyon programı formatının eser koruması kapsamına girip girmeyeceği her somut olayın içinde bulunduğu koşullara göre değerlendirilecektir. [6]


Doktrinde, şayet format hususiyet taşıyorsa telif korumasından yararlanması gerektiği fakat bu telif korumasının yalnızca hususiyeti bulunan birimlerle sınırlı kalacağı savunulmaktadır. Buna karşılık formatın bütünü hususiyet içeriyorsa telif koruması programın tamamını kapsayacaktır.[7] Ayrıca, televizyon program formatının kendisinden ziyade mevzubahis programın ismi yahut sloganı koruma altına alınmak istenirse FSEK 83-84 hükümleri gereğince eser ad, alamet, işaret, resim ve sesleri formattan bağımsız olarak kanunun koruma kapsamına dahil edilebilecektir.


Bu koşullar sağlanmadığı takdirde FSEK çerçevesinde bir koruma sağlanamayacağından Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) uyarınca genel haksız rekabet korumasına gidilmesi mümkündür. Bu hususu da İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, yayınlanmamış olan 2003/239, 2007/152 sayılı kararında “… Eğer televizyon formatı kopya değilse, orijinal ise yani soyut konseptin ötesinde çok somut özgün ayrıntılar içeriyorsa, özgünlük taşıyorsa, belli bir felsefe ve atmosferi varsa fikir eseri olarak, orijinal değilse ve şartları varsa paraziter veya haksız rekabet hükümleriyle korunacağı kabul edilmektedir.” şeklinde belirtmiş bulunmaktadır. [8]


SONUÇ


5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa göre bir fikrin eser korumasından yararlanabilmesi için evleviyetle sahibinin hususiyetini taşıması -yani özgünlük- ve bu kanunda numerous clausus olarak sayılmış olan eser gruplarından birine dahil olması gerekmektedir. Ne var ki, “Bir televizyon programının karakteristik özelliklerini içeren ve programın her bir bölümünde farklı biçimde muhtevası doldurulabilecek olan temel bir yapı”[9] şeklinde tanımlanabilecek olan televizyon program formatları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda sayılan eser gruplarından birine dahil edilmemiştir. Dolayısıyla televizyon program formatlarının fikri mülkiyet hukuku çerçevesinde eser korumasından yararlanıp yararlanamayacağı konusunda netlik bulunmamaktadır.


Kanaatimizce, Yargıtay kararlarına da konu olduğu üzere televizyon program formatlarının, programda kullanılacak olan ses, ışık, görsel, slogan cümleler gibi özelliklerinin detaylı bir şekilde yazılarak taslak metin haline getirilmesinden yola çıkarak, sahibinin hususiyetini de taşıdığı takdirde FSEK madde 2’de düzenlenmiş olan ilim ve edebiyat eserleri kapsamında değerlendirilerek eser korumasından yararlanması mümkündür. Buna karşılık söz gelimi koşulları barındırmayan formatlar ise TTK anlamında haksız rekabet korumasından yararlanabilecektir.


Sanat Hukuku Enstitüsü

Yönetim Kurulu Üyesi

Stj. Av. Ece Arat


KAYNAKÇA


1. https://karararama.yargitay.gov.tr/YargitayBilgiBankasiIstemciWeb/

2. ARIKAN Mustafa., Fikri Mülkiyet Hukukunda Televizyon Program Formatlarının Korunması. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 2009; 17(2): 129-170.

3. ER Sefa, Televizyon Program Formatlarının ve Televizyon Programlarının Telif Hukuku Kapsamında Korunması, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 2019; 23(3): 239-261.

4. SULUK Cahit/KARASU Rauf/NAL Temel; Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara 2020

[1] Uğur Çolak, “Televizyon Program Formatlarının Korunması”, FMR, 2004, C. IV, Sa. 3, s. 11-34. (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XXIII, Y. 2019, Sa. 3 245) [2] Türkiye’de “Kim Milyoner Olmak İster’’ adıyla uzun zamandır yayınlanan yarışma programı birçok ülkede “Who Wants To Be A Millionaire’’ adıyla ekranlarda yerini almaktadır. O Ses Türkiye; yapımcısı John De Mol tarafından “The Voice’’ adıyla piyasaya sunulmuş olup birçok ülkede yayınlanmaktadır. “Yemekteyiz’’ “Come Dine With Me’’ programının uyarlaması olup yine pek çok farklı coğrafyada televizyon ekranlarında yerini almaktadır. Bunlara karşılık Medcezir isimli Türk Dizisi Josh Schwartz’ın yapımcısı olduğu “The O.C’’ dizisinden, Kavak Yelleri ise Amerikan yapımı “Dawson’s Creek’’ adlı eserden televizyonlarımıza uyarlanmıştır. [3] Mahmut Tali Öngören , Televizyon-Film Yapım Yöntemleri, Ankara 1976. (Mustafa Arıkan, "Fikri Mülkiyet Hukukunda Televizyon Program Formatlarının Korunması". Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 17 (2009 ): 129-170 s.143 [4] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 21.09.2004 tarihli ve 2003/12452 E., 2004/8678 K [5] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/8810 E., 2013/11841 K. (https://karararama.yargitay.gov.tr/) [6] Sefa Er, "Televizyon Program Formatlarının ve Televizyon Programlarının Telif Hukuku Kapsamında Korunması". Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 23 (2019): s.248- 249 (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 29.03.2016 tarihli ve 2015/7276 E, 2016/3447 K. ) [7] Cahit Suluk/ Rauf Karasu/ Temel Nal, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2020 s. 53 [8] https://gun.av.tr/tr/goruslerimiz/makaleler/turk-hukukunda-televizyon-formatlarinin-korunmasi [9] Mustafa Arıkan, "Fikri Mülkiyet Hukukunda Televizyon Program Formatlarının Korunması” Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 17 (2009 ) s.163

bottom of page