• Merve Ünlü

“Telif Hakları Alanında Meslek Birlikleri Yönetmeliği” ile Gelen Bazı Önemli Değişiklikler

Fikri mülkiyet hukuku kapsamındaki toplu hak yönetimine ilişkin sistemsel sorunlar, uzun bir süredir gerek Avrupa Komisyonu Türkiye Raporlarından[1], gerek Kalkınma Planlarına[2] kadar birçok yerde güncellenmesi gerekli olan bir konu olarak karşımıza çıkmaktaydı. Bu gerekliliğe sebep olan problemler, en başta meslek birliği enflasyonu olmakla birlikte, yetersiz temsil gücü, şeffaf olmayan katı, içe dönük yapı ve yetersiz teknolojik alt yapı olarak görülmekteydi.[3]

Telif hakları alanında meslek birlikleri, yirmi yılı aşkın bir süredir yürürlükte olan Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri ile Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük (“Tüzük”) ile düzenlenirken, hem bu süreçte 5846 sayılı Kanun başta olmak üzere yapılan mevzuat değişiklikleri, hem de teknolojik gelişmeler doğrultusunda söz konusu Tüzük, günümüz ihtiyaçlarına daha uyumlu bir hale getirilmesi ve toplu hak yönetimi sistemindeki mevcut sorunlara çözüm olması amacıyla, 7 Nisan 2022 tarihte yürürlükten kaldırılmış ve Telif Hakları Alanında Meslek Birlikleri Yönetmeliği (“Yönetmelik”) resmi gazetede yayınlanmıştır.

Meslek birlikleri işleyişinin daha etkin ve şeffaf hale getirilmesi amacıyla yürürlüğe giren Yönetmelik birçok alanda değişiklik getirmekle birlikte, mevcut meslek birlikleri ve federasyonların da en geç 1 Ocak 2023 tarihinde kadar yapacakları olağanüstü genel kurul toplantısı ile tüzüklerini ve birliğin işleyişine dair diğer düzenlemeleri yeni Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirmeleri gerekmektedir.

Bu yazıda, meslek birliklerine üyelikten, meslek birliklerinin sona ermesine kadar Yönetmelikte yapılan bazı önemli değişikleri tüzük düzenlemeleri ile karşılaştırarak inceleyeceğiz.


a. Üyeliğe İlişkin Değişiklikler

Toplu hak yönetimi konusunda mevcut problemlere çözüm olması açısından yapılan değişiklikler arasında, üyeliğe ilişkin önemli değişikler mevcut. Bu değişikliklerden en önemlilerinden biri, meslek birliklerine kendi üyelik türlerini oluşturabilme imkânı sağlanmış olmasıdır. Bu konuda eski düzenlemede, asil, yararlanan ve aday üye olarak sınırlı olan üyelik türlerinin, meslek birliklerinin tüzüklerinde, adil ve orantılı olmak kaydıyla, üyelik süresi veya birlikten elde edilen telif gelirine dayanarak farklı türlerde oluşturulabilmesi imkânı tanınmıştır. Fakat meslek birliklerinin, gelir ve tazminat dağıtımında, sosyal faaliyetlerde ve benzeri işlerde üyelik türleri arası ayrım yapılması yasaklanmıştır.


Dönemin şartlarına ve teknolojik gelişmelere uyumlu olarak, üyelik başvuru süreçlerinde de süreçleri kolaylaştırıcı birtakım değişikler mevcut. Yönetmelik’in 12. maddesindeki düzenleme doğrultusunda, eski düzenlemede aranan üyelik başvurusunu yazılı olarak yapılması gerekliliğine Yönetmelik’te yer verilmemiş ve başvurusunun karara bağlanmasına ilişkin süre, otuz günden altmış güne çıkarılmıştır. Ayrıca eski düzenlemede, “kanunda, tüzükte ve başvurulan birliğin tüzüğünde öngörülen nitelik ve ölçütleri taşıyanlar üyeliğe kabul edilirler” denilirken, Yönetmelik ek olarak yetki belgesi verilmesini üyeliğe kabul için gerekli görmüştür.


Üyeliğin sona ermesi konusunda ise, eski düzenlemede mevcut olan nedenlere ek olarak 13. maddede “üyelik için aranılan niteliklerin sonradan kaybedilmesi” ve “yetki belgesinin konusuz kalması” nedenleri eklenmiştir. Eski düzenlemede mevcut olan üyelikten ayrılmak için gerekli olan yazılı şekil şartına ise, Yönetmelik’in ilgili 14. maddesinde yer verilmemiştir. Bununla birlikte, yine üyelik türlerine ilişkin değişikliğe benzer şekilde, Tüzük’te sınırlı sayıda belirtilmiş olan üyelikten çıkarma sebepleri yerine, birliklere tüzüklerinde bu sebepleri belirleyebilme serbestisi tanınmıştır. Meslek birliklerinin etkinliklerinin artmasına ve süreçlerin kolaylaştırılmasına yönelik bir diğer değişiklik ise, madde 15’te belirtilen, üyelikten çıkarma kararı konusunda noter aracılığı ile bildirilmesi gerekliliği yerine yeni düzenlemede taahhütlü posta yeterli görülmüş olmasıdır. Yönetmelik’te ayrıca bu karara bir ay içinde haysiyet kuruluna itiraz ve yargı yolu öngörülmüştür.


Bir diğer değişiklik konusu ise, meslek birliklerinin yabancı kuruluşlarla olan ilişkilerine ilişkin 17. Madde meydana gelmiştir. Tüzük döneminde, birliklerin, uluslararası meslek birliklerine üye olmaları bakanlık iznine tâbi iken Yönetmelik ile bakanlığa bildirilmesi yeterli olarak belirtilmiştir.


b. Meslek Birliği Kurulabilecek Alanlar ve Kuruluşa İlişkin Değişikler

Meslek birliği kurulabilecek alanlar, uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak adına Yönetmelik’te yeniden düzenlenmiştir. Söz konusu Yönetmelik’in 4. maddesi ve Tüzük’ün 7. maddesi karşılaştırıldığında, eser sahipleri, bağlantılı hak sahiplerine ek olarak kitap yayımcıları kategorisi eklenmiş olması, eser sahipleri bakımından kurulabilecek birlikler kısmından işleme ve derleme eser sahiplerine yer verilmemiş olması ve “filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcılar” yerine “film yapımcıları” ifadesi kullanılmış olması yapılan değişikler arasındadır.


Meslek birliklerinin kurulmasına ilişkin olan madde 5’te, asgari olarak eser sahipleri ve icracı sanatçılar bakımından 56, yapımcı, kitap yapımcısı veya radyo televizyon kuruluşları bakımından 28 üye olma niteliklerini taşıyan gerçek veya tüzel kişilerin izin almak üzere bakanlığa başvurması gerektiği belirtilmiştir.


Kuruluşa ilişkin en önemli değişiklerden biri ise, aynı alanda faaliyet gösteren meslek birliği bulunması durumunda karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada yeni düzenlemenin 6. maddesi ile 5. maddede belirlenen sayılardan az olmamak ve o alanda faaliyet gösteren en yüksek üyeli meslek birliğinin üye sayısının üçte biri kadar gerçek ya da tüzel kişi tarafından başvuru şartına ek olarak, başvuru sırasında, meslek birliğinin faaliyete geçtikten sonraki 3 mali yıl için beklenen gelir ve gider tablosu sunulması şartı getirilmiştir. Bu tür meslek birliklerine verilecek izin, ayrıca birliğin idari ve ekonomik yetkinlik ile temsil kapasitesinin toplu lisanslamaya elverişli olması şartına bağlanmıştır.


c. Meslek Birliklerinin Görev ve Yetkilerine İlişkin Değişiklikler

Eski düzenleme döneminde, meslek birliklerinin görev ve yetkileri “eser sahipleri ve bağlantılı hak sahipleri, ortak çıkarlarını korumak, kanun ile tanınmış hakların idaresi ve takibi ile alınacak tazminat ve telif ücretlerinin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak” olarak belirtilmişken, bu konuda da Yönetmelik’in 9. maddesinde oldukça ayrıntılı düzenleme mevcuttur. Söz konusu madde ile meslek birliklerine, yönettikleri haklarla ilgili eserlere ve bağlantılı hak konularına ilişkin veri tabanını oluşturmak, güncellemek ve ilgililerin bilgisine sunmak, aynı alanda faaliyet gösteren meslek birlikleri bakımından ortak veri tabanı oluşturmak, yönettikleri haklarla ilgili tarife ve artış gerekçeleri ile bu tarifelere ilişkin indirim ve ödeme kolaylıklarını ait olduğu yılın dokuzuncu ayının sonuna kadar duyurmak gibi, bir takım yeni yükümlülükler getirilmektedir.


d. Organlara İlişkin Değişiklikler

Organlar konusunda yapılan değişikliklere değinmek gerekirse, Yönetmelik’in 37. maddesiyle getirilen değişiklik, Tüzük döneminde sadece üyeler arasından seçilebilen yönetim kurulu, denetleme kurulu, haysiyet kurulu ve teknik-bilim kurullarına, meslek birliklerinin tüzüklerinde gösterilmek kaydıyla birliğe üye olmayan kişiler seçilebilir olmasıdır. Bunun için genel kurulda hazır bulunan oyların onda birinin teklifi ile aday gösterilmeleri ve genel kurul tarafından seçilmeleri gerekmektedir. Bu kişilerin sayısı, kurul üye tam sayısının salt çoğunluğunu geçemeyecektir.


Genel kurulun işleyiş, yapı ve toplantı usullerine dair de bir takım önemli değişiklikler getiren Yönetmelik’le birlikte meslek birliklerine kendi üyelik türlerini belirleme imkanı tanınması dolayısıyla, asli üyelerden seçilmesi gereken genel kurul üyeleri, yönetmelik ile “oy kullanmaya yetkili üyeler arasından” seçilecek şekilde düzenlenmiştir.

Diğer yandan, genel kurulla ilgili olarak toplantıya çağırılma konusunda önemli yenilikler söz konusudur. Yönetmelik doğrultusunda, genel kurulun toplantıya çağırılmasında, sürecin kolaylaştırılması adına, en geç 30 gün önceden bildirilmesi gerekirken, bu süre 15 güne düşürülmüş olmasının yanında, yazılı olarak bildirilmesi, üyenin bildirdiği elektronik posta adresine veya iletişim numarasına mesaj gönderilmesi yeterli görülmüştür. Tüzük döneminde bu konu, taahhütlü posta ile gönderilmesi ya da imza karşılığı elden verilmesi zorunluluğu şeklinde düzenlenmekteydi.


Ayrıca, Yönetmelik doğrultusunda toplantının en az 15 gün önce valiliğe ve bakanlığa bildirilmesi yerine sadece bakanlığa bildirilmesi yeterli olmakla birlikte, Tüzük’teki bakanlığın toplantıda bir hükümet komiseri bulundurmasıyla ilgili bölüme ise Yönetmelik’te yer verilmemiştir. Genel kurul toplantısı usulü ve genel kurul sonuç bildirimi ise, Tüzük’teki düzenlemeye nazaran Yönetmelik’in 25 ve 26. maddelerinde oldukça ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.


Organların görev ve yetkileri açısından incelendiğinde, genel kurul konusunda, Yönetmelik’in 21. maddesi (karş. Tüzük, m.22) yönetim kurulu konusunda ise Yönetmelik 28 (karş. Tüzük m.28) organların görevlerine ilişkin Yönetmelik’in amaçları doğrultusunda birtakım değişikler öngörmektedir.


Yönetim Kurulu’nda ise, Tüzük döneminde, üyelerden birine veya birkaçına devredilebilen temsil yetkisinin, üyelerden birine, genel sekretere ya da üçüncü kişiye devri imkanı tanınmış olması, seçiminden sonraki başkan yardımcı ve sayman seçim süresi 3 günden 7 güne çıkarılması gibi birtakım değişiklikler mevcuttur.


Denetleme Kurulu da yönetmeliğin temel amaçlarından olan şeffaflık ve hesap verilebilirliğin artırılması doğrultusunda değişiklikler barındırmaktadır. Bu doğrultuda, yapılacak denetimin içeriği tüzükte Yönetim Kurulu’nun hesap ve işlemleri olarak ifade edilmişken, Denetleme Kurulu’nun görev ve yetkileri Yönetmelik’in 31. maddesinde ayrıntılı olarak belirtilmiş. Diğer yandan 6 ayı geçmeyen aralıklarla denetim yapılması gerekliliği, 1 yıla çıkarılmış olmakla birlikte, bu raporları Yönetim Kurulu’na ve toplandığında genel kurula sunacağı belirtilmiştir. Söz konusu denetimlerin nasıl yapılacağıyla ilgili olarak 69. madde ayrıntılı bir düzenleme içermektedir.


Bir diğer önemli organ olan Haysiyet Kurulu’nda ise, birlik Haysiyet Kurulu’nun kararlarına karşı yedi gün içinde federasyon Haysiyet Kurulu’na itiraz edilebileceğine ilişkin bölüme yönetmelikte yer verilmemiş, Haysiyet Kurulu kararlarına karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiştir.


e. Defterler ve Kayıtlara İlişkin Değişiklikler

Daha önce de belirtildiği üzere, bahse konu Yönetmelik’in temel amaçları arasında şeffaflık ve hesap verilebilirliğin artırılması olması nedeniyle, defter ve kayıtlara ilişkin olarak Yönetmelik’te önemli hükümler bulunuyor. Eski düzenleme olan Tüzük’ün 47. maddesinde, tutulacak defterlerin sadece isimleri belirtilmekle yetinilmişken, yeni düzenlemede, defterlerin içerikleriyle ilgili de düzenlemeler bulunmaktadır.


Sistematik olarak bakıldığında, Yönetmelik defterler konusunda ikili bir ayrıma gitmektedir. İlk başlık altında, işletme hesabı esasında tutulacak defterler yer alıyor. Eski düzenlemede üyelere ilişkin tutulması öngörülen asıl üye, yaralanan üye ve aday üye defterleri üyelik türlerinde yapılan değişiklik doğrultusunda, tek başlık altında “üye kayıt defteri” olarak toplanmış. Bu doğrultuda işletme hesabı esasında tutulacak defterler ve uyulacak esaslar ilgili maddede şu şekilde sıralanmış;

1) İşletme hesabı defteri: Birlik adına alınan gelirler ve yapılan giderler açık ve düzenli olarak bu deftere işlenir.

2) Karar defteri: Yönetim Kurulu kararları tarih ve numara sırasıyla bu deftere yazılır ve kararların altı toplantıya katılan üyelerce imzalanır.

3) Üye kayıt defteri: Birliğe üye olarak giren gerçek kişilerin kimlik bilgileri, tüzel kişilerin ise vergi kimlik numarası ve yetkili temsilcisinin kimlik bilgileri ile birliğe giriş ve çıkış tarihleri varsa üyelik türüne göre bu deftere işlenir. Üyelerin ödedikleri giriş ve yıllık aidat miktarları bu deftere işlenebilir.

4) Evrak kayıt defteri: Gelen ve giden evraklar, tarih ve sıra numarası ile bu deftere kaydedilir. Gelen evrakın asılları ve giden evrakın kopyaları dosyalanır. Elektronik posta yoluyla gelen veya giden evraklar çıktısı alınmak suretiyle saklanır.

5) Demirbaş defteri.


Diğer bir başlık olan, Bütçe, kesin hesap ve bilanço defteri Tüzükte tek bent olarak ve “bütçe, kesin hesap ve bilanço defteri” şeklinde düzenlenmişken, Yönetmelikte oldukça ayrıntılı bir düzenleme mevcut ve bu düzenleme doğrultusunda, Yevmiye defteri ve Büyük defter olmak üzere iki defter olarak öngörülmüştür. Bu defterlerin tutulma usulünde ve kayıt şeklinde, 213 sayılı Kanun ile bu Kanunun Hazine ve Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden yayımlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri esaslarına uyulacağı belirtilmiş. Ayrıca bu iki defterin elektronik ortamda tutulmalarına ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’nca çıkarılan tebliğlerde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, diğer defterler ise bakanlıkça oluşturulan veya izin verilen yazılımlar kullanılarak elektronik ortamda da tutulabileceği düzenlenmiştir.


Kayıtların tutulması konusunda ise, Yönetmelik’in 48-52. maddelerinde, yine Yönetmelik’in amaçları doğrultusunda, defterlerin elektronik ortamda tutulması imkanından ve bunun hangi şekillerde yapılacağı, yapılan yanlışların ne şekilde düzeltileceği, söz konusu kayıtların defterlere ne zaman kaydedileceği, defterlerin ne şekilde tasdik edileceği ve gelir gider belgeleri ile ilgili olarak ayrıntılı düzenlemeler söz konusudur.


f. Şeffaflık

Yapılan değişikliklere ek olarak, şeffaflık ve hesap verilebilirliğin artması amacıyla Yönetmelik’in getirdiği birtakım yenilikler de söz konusudur. Tüzük m.40/A’da sözleşmelerde göz önünde bulundurulacak ölçütler belirlenmiştir. Bunun karşısında, Yönetmelik m.18’de temsilcilik sözleşmelerine ilişkin kapsamlı düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenleme aynı zamanda meslek birliklerine üyelerine yılda en az 1 kere belirtilen konularda bilgilendirme yükümlülüğü getirerek şeffaflığı artırmayı amaçlamaktadır. Bilgilendirme konuları ise aynı maddede şu şekilde sayılmıştır:

a) Meslek birliği tarafından bir temsilcilik sözleşmesi çerçevesinde yönettikleri haklara ilişkin, her bir hak kategorisi ve kullanım türü için tahakkuk eden gelir ve ödenen tutar ile tahakkuk eden ancak ödenmeyen gelirler.

b) Kesilen birlik payı.

c) Birlik payı dışında yapılan kesintiler.

ç) Temsilcilik sözleşmesi kapsamında yapılan ya da reddedilen sözleşmeler hakkında bilgiler.

d) Genel kurul tarafından alınan hakların yönetimi ile ilgili olan kararlar


Yönetmelik’in 56. maddesinde ise meslek birliklerine yıllık şeffaflık raporu düzenleme yükümlülüğü getirilmiştir.

Bu doğrultuda, meslek birliklerinin, her yıl ağustos ayı sonuna kadar bu Yönetmelik’in ekinde yer alan Meslek Birlikleri Tarafından Hazırlanacak Yıllık Şeffaflık Raporunda Yer Alması Gereken Bilgilerde belirtilen konuları içeren şeffaflık raporu düzenleme ve en az beş yıl boyunca internet sitesinde yayınlama yükümlülükleri bulunmaktadır.

Bununla birlikte, Yönetmelik’in 58. maddesinde meslek birliklerinin internet sitelerine ilişkin düzenleme söz konusudur. Bu düzenleme uyarınca meslek birlikleri kurumsal internet sitelerinde; birlik tüzüğü ve yönergeleri, üyeliğe ilişkin hususlar, tip yetki belgesi, aidatlar, kesinti oranları, temsil sözleşmesi yapılan uluslararası kuruluşların listesi, şikayet başvuru süreçleri, tarifeler, indirim ve ödeme kolaylıkları, standart lisans sözleşmeleri, üye ve repertuvar bilgileri, genel kurul kararları, zorunlu organların üyeleri, iletişim bilgileri ve yıllık şeffaflık raporu yayımlamalı ve güncel tutmalıdırlar.


g. Meslek Birliklerinin Sona Ermesine İlişkin Değişiklikler

Son olarak, Yönetmelik ile meslek birliklerinin sona ermesine ilişkin de bir takım değişiklik söz konusudur. Yeni düzenleme ile genel kurul kararı ile gerçekleşecek fesihte bakanlığa bildirilme süresi 5 günden 15 güne çıkarılmış, eski düzenlemede, mahkeme kararıyla fesih olarak düzenlenen ilk genel kurul toplantısının altı ay içinde düzenlenmemesi hali ise artık kendiliğinden sona erme hali olarak düzenlenmiştir.


Yönetmelik ile gelen bir diğer önemli kendiliğinden sona erme hali ise, kuruluş üye sayısı koşulunun sonradan kaybedilmesidir. Yönetmelik’in 44. maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda, bu sona erme hali bütün meslek birlikleri açısından 5. maddede belirtilen sayıların altına düşme durumunu kapsamakla birlikte, ayrıca aynı alanda çalışan birden fazla meslek birliği olması durumunda, alanda en fazla üyesi olan meslek birliğinin üye sayısının üçte birinden daha az üyeye sahip olunması durumu da kapsamaktadır.


Yönetmelik’le gelen diğer kendiliğinden sona erme halleri ise, birlik tüzüğü gereğince zorunlu organların oluşturulmasının olanaksız hale gelmesi, bakanlıkça yapılan denetim bakanlığın daveti üzerine yapılacak olağanüstü genel kurul toplantısının yapılamamasıdır.


Son olarak Yönetmeliğin 45. maddesinde birliğin sona ermesi durumunda tasfiyenin nasıl yapılacağı konusu da ayrıntılı olarak düzenlenmiş.


h. Sonuç

Yazının başında da belirtildiği üzere, mevcut meslek birlikleri ve federasyonların, en geç 1 Ocak 2023 tarihinde kadar yapacakları olağanüstü genel kurul toplantısı ile tüzüklerini ve birliğin işleyişine dair diğer düzenlemeleri yeni Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirmeleri gerekmektedir.


Bu doğrultuda, meslek birliği enflasyonu, yetersiz temsil gücü, şeffaf olmayan katı, içe dönük yapı ve yetersiz teknolojik alt yapı gibi Türkiye’deki toplu hak yönetimi konusundaki problemlere çözüm olarak önemli değişikler öngören bu düzenlemenin, uygulamada söz konusu problemlere çözüm olup olamayacağını zaman içinde göreceğiz.


Sanat Hukuku Enstitüsü

Akademik Direktörü

Merve Ünlü

[1]European Commission. 2021. Commission Staff Working Document, Turkey 2021 Report, Strasbourg, s.80. <https://www.ab.gov.tr/siteimages/birimler/kpb/turkey-report-2021-v2.pdf> [2] Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanliği Strateji Ve Bütçe Başkanliği. Temmuz 2019. On Birinci Kalkınma Planı, 460.1 <https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2019/07/OnbirinciKalkinmaPlani.pdf> [3] Doç. Dr. Acun, Ramazan. 2008. Fikir ve Sanat Eserleri Alanında Türkiye’de Toplu Hak Yönetimi. Bölünerek Zayıflama Süreci, Bütünleşerek Derinleşmeye Nasıl Dönüşür?, Legal Fikrî ve Sınaî Haklar Dergisi, sayı: 14, s.313-324