• Av. Batuhan Umur Güzel

UYGULAMADAN ÖRNEKLERLE FİKİR VE SANAT ESERLERİNİN SİGORTA YOLUYLA TEMİNAT ALTINA ALINMASI

I. GENEL OLARAK SİGORTA VE SİGORTA HUKUKU

“Bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı sözleşmesi” olarak tanımlanan[1] sigorta, her şeyden önce insana mutluluk verir. Bir “kötü gün dostu” olarak zarara uğrayan kişiye, uğradığı zararı gidermek suretiyle yardım eder. Sigorta ayrıca, zarar veren ve zarar gören taraflar arasında, meydana getirilen zararın tazmini amacıyla gerçekleşebilecek uzun ve yorucu, başlı başına bir riziko barındıran dava ve/veya takip süreçlerine gerek kalmaksızın söz konusu zararı gidermekle, zarar veren ve zarar gören arasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların daha en başından önüne geçer. Sigorta, aynı zamanda oldukça büyük bir fon yaratarak, bu fonun ekonomiye kaynak olarak aktarılmasına ve toplumun gelişmesine de katkıda bulunur.


II. SİGORTANIN SINIFLANDIRILMASI VE TEMEL KAVRAMLAR İLE FİKİR VE SANAT ESERLERİNİN GÜVENCE ALTINA ALINABİLECEĞİ SİGORTA TÜRLERİ


A. SİGORTANIN SINIFLANDIRILMASI VE TEMEL KAVRAMLAR

Sigorta sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun 1401. maddesinde “sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme” olarak tanımlanmıştır. TTK m. 1401’de yer alan tanımdan da anlaşılacağı üzere kanunda, sigortacının edimini yerine getirme şekline göre, zarar sigortaları ve meblağ sigortaları ayrımı yapılmaktadır.


Riziko gerçekleştiğinde sigorta ettirene/sigortalıya, sigorta bedeliyle sınırlı olmak koşuluyla uğradığı somut zararı giderme imkânı veren sigortalar, zarar sigortalarıdır. Burada sigorta ettirenin/sigortalının malları veya malvarlığı üzerindeki maddi bir menfaati söz konusudur. Yaygın sınıflandırmaya göre zarar sigortaları da kendi içinde mal ve malvarlığı (sorumluluk) sigortaları olarak ayrılır. Rizikonun gerçekleşmesi ile sözleşmede önceden kararlaştırılan bedelin ödenmesi sonucunu doğuran sigortalar ise meblağ sigortalarıdır. Burada sigorta ettirenin/sigortalının yaşamı ve vücut bütünlüğüne ilişkin bir menfaat söz konusudur.[2]








a. Menfaat

Menfaat, sigortanın konusu olmakla birlikte doktrinde belirli bir değer ile belirli bir kişi arasındaki ilişki olarak tanımlanabilir.[3] TTK m. 1408’e göre sigorta sözleşmesinin yapılması anında sigortalanan bir menfaat olmalıdır. Buna göre menfaat, yokluğunda sigorta sözleşmesinin geçersizliğine sebep olur. Dolayısıyla menfaat, aynı zamanda sigorta sözleşmesinin bir geçerlilik şartıdır.


TTK m. 1453’te belirtildiği gibi, menfaat, sigorta ettirenin/sigortalının malları veya malvarlığı üzerindeki maddi bir menfaat olabilecektir. Örneğin; bir güzel sanat eserinin üzerinde somutlaştığı heykel, tablo gibi bir eşyaya malik olmak, kiracı olmak, intifa hakkı sahibi olmak veya o eser üzerinde rehin hakkı sahibi olmak, TTK anlamında bir menfaat olarak değerlendirilir. Kişilerin bu menfaatlerini etkileyen veya menfaatlerine zarar veren bir tehlikenin varlığı halinde ise sigortacının sorumluluğu ortaya çıkacaktır.


Sigortalının yaşamı ve vücut bütünlüğüne ilişkin menfaatler, aşağıda açıklayacağımız üzere konumuz kapsamı dışında olup burada yalnızca sigortalının malları üzerindeki maddi menfaat üzerinde durulacaktır.


b. Riziko

Riziko, zaman içerisinde gerçekleşmesi ihtimali bulunan fakat gerçekleşip gerçekleşmeyeceği önceden bilinmeyen, gerçekleşmesi halinde ise sigortacının ödeme yükümlülüğünün ortaya çıkmasına neden olan bir tehlike veya olaydır. Riziko, sigorta sözleşmesinin bir unsuru olup sigortacı, mutlaka hukuka uygun bir rizikoyu üstlenir.[4]


Kanunkoyucu zarar sigortaları için “riziko” ve meblağ sigortaları için de “olay” terimlerini kullanmıştır (bkz. TTK m. 1408). Meblağ sigortaları, aşağıda açıklayacağımız üzere konumuz kapsamı dışında olup burada yalnızca zarar sigortaları kapsamında “tehlike” üzerinde durulacaktır.


c. Sigortacı

Sigortacı, belli bir prim karşılığında sigorta sözleşmesi ile risk üstlenen kişidir (Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik m. 4/1-f). 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 3. maddesi hükmü gereği, Türkiye’de faaliyet gösterecek sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anonim şirket veya kooperatif şeklinde kurulmuş olması şarttır. Sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri, sigortacılık işlemleri ve bunlarla doğrudan bağlantısı bulunan işler dışında başka işle iştigal edemez.


d. Sigorta Ettiren

Sigortacı ile bir sigorta sözleşmesi imzalayarak sigortalının menfaatini sigortacı nezdinde prim ödemek suretiyle teminat altına alan kişidir (Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik m. 4/1-e). Burada zarar sigortalarında sigorta ettiren ile sigortacı sıfatlarının aynı kişide birleşebileceğini de unutmamak gerekir.


Meblağ sigortaları ve lehtar kavramı aşağıda açıklayacağımız üzere konumuz kapsamı dışında olup burada yalnızca zarar sigortaları kapsamında sigorta ettiren ve sigortalı sıfatları üzerinde durulacaktır.


e. Sigortalı

Zarar sigortalarında menfaati teminat altına alınan, can sigortalarında ise üzerinde riziko gerçekleşme ihtimali olan kişidir (Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik m. 4/1-g). Sigortalı sıfatı meblağ sigortalarında, zarar sigortalarına göre bambaşka bir anlam ifade etmekte olup aşağıda açıklayacağımız üzere meblağ sigortalarındaki bu anlamı konumuz kapsamı dışındadır.


B. FİKİR VE SANAT ESERLERİNİN GÜVENCE ALTINA ALINABİLECEĞİ SİGORTA TÜRLERİ

Burada Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda sınırlı sayıda sayılan (FSEK m. 1/B/1-a) fikir ve sanat eserlerinin hangi tür sigortaların kapsamına girebileceği meselesine değinmek gerekir. Bilindiği üzere fikir ve sanat eserleri ile bu eserlerin üzerinde somutlaştığı eşya farklı statülere tabidir ve farklı hukuk kuralları uygulanır. Örneğin bir güzel sanat eseri (FSEK m. 4) olan Abidin Dino’ya ait “Uzun Yürüyüş” adlı eserin üzerinde somutlaştığı ve duyu organları vasıtasıyla algılanabilmesini sağlayan tablo, eşya hukukuna tabidir.


Eserin, yani sanatçının hususiyetini yansıtan, tablo üzerinde resmedilmiş kompozisyonun; tablo üzerinde resmedilmeden önce karşı karşıya kalabileceği bir riziko söz konusu olamayacağından, fikir ve sanat eserleri, sigorta hukuku kapsamında üzerinde somutlaştığı nesne aracılığı ile bir önem ifade eder. Eser sahibinin menfaati, mal veya malvarlığı üzerindeki maddi bir menfaat olmakla TTK m.1453 vd. maddelerinde düzenlenen zarar sigortalarının hatta bunlar içinde de mal sigortalarının konusunu oluşturacaktır. Dolayısıyla kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini yani fikri hakkını zarara uğratan rizikonun meydana gelmesi hâlinde, sigorta şirketi bu zararı tazmin etmeyi üstlenecektir.


Zarar sigortası, sigortacının, rizikonun gerçekleşmesi ile sigortalının uğradığı zararı karşılamakla yükümlü olduğu sözleşmedir (TTK m. 1459 ilâ 1461). Bunlardan mal sigortası, sigortalının bir mal üzerindeki menfaatinin sigorta edildiği sigortalar iken malvarlığı sigortaları, sigortalının malvarlığının belli bazı tehlikelerin mali sonuçlarına karşı korunduğu sigortalardır (bkz. sorumluluk sigortaları).[5]


Sorumluluk sigortalarının en yaygın ve bilinen örneği, Karayolları Trafik Kanunu’nda düzenlenen Karayolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’dır (KTK m. 91 vd.). Bu örnek üzerinden ilerleyecek olursak KTK m. 92 hükmüne göre motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar sorumluluk sigortası kapsamı dışındadır. Yine KTK m. 87 hükmü, araçta taşınan eşyanın uğradığı zarardan sorumluluğun genel hükümlere göre belirleneceğini ifade etmiştir. Dolayısıyla araçta taşınan bir fikir ve sanat eserinin uğrayacağı zararın ZMSS tarafından karşılanmayacağı açıktır. Bunun gibi, her sorumluluk sigortasının genel şartları değerlendirilerek fikir ve sanat eserinin bu kapsamda korunup korunmayacağı tespit edilmelidir.


Sonuç olarak malvarlığı (özellikle sorumluluk) sigortalarında fikir ve sanat eserlerine yönelik bir güvence doğrudan ve münhasıran söz konusu olmayıp, bu kısa çalışmamızda mal sigortaları kapsamında değerlendirmelerde bulunacağız.


Fikir ve sanat eserleri üzerindeki menfaat, niteliğine uygun düşmek koşuluyla, mal sigortası kapsamında yer alan hırsızlık, yangın, deprem, taşıma gibi adî bir eşyanın konu olabileceği her türlü sigorta ile teminat altına alınabilir. Sigorta şirketlerinin “koleksiyon ve sanat sigortası” veya benzer isimler altında sunduğu hizmet, yukarıda yer alan zarar sigortalarının bir veya birkaçının bir araya getirilmesiyle oluşan bir güvenceler topluluğunu ifade eder. Bu tarz sigorta sözleşmelerinin akdedilmesindeki temel neden ise sanatı korumak ve sanat eserlerinin değerini muhafaza etmektir.


Ülkemizde sanata, sanatçıya ve aynı zamanda sigortacılığa verilen önem göz önünde bulundurulduğunda, henüz yaygınlaşmayan ve hatta poliçeleri çoğu kez yabancı sigorta şirketleri tarafından ve ülkemizdeki temsilcilikleri aracılığıyla yurt dışından kesilen bu sigorta türünün uygulama alanı oldukça sınırlıdır. Ancak toplumdaki değişim, bilinçlenme ve sigortacılık alanındaki gelişmeler sayesinde zaman içerisinde hak ettiği öneme kavuşacağı tereddütten uzaktır.


III. GENEL OLARAK ZARAR SİGORTASI İLE FİKİR VE SANAT ESERLERİNİN MAL SİGORTASI HÜKÜMLERİ KAPSAMINDA İNCELENMESİ

Bu kısımda fikir ve sanat eserlerinin sigorta yoluyla teminat altına alınmasında özellik gösteren sigorta bedeli, sigorta değeri gibi konular üzerinde durulacak, uygulamadan örnekler incelenecek, mal sigortalarına ilişkin kurallara önemi ölçüsünde salt değinilmekle yetinilecektir.


A. GENEL OLARAK ZARAR SİGORTASI

Zarar sigortaları Türk Ticaret Kanunu’nun 1453 vd. maddelerinde düzenlenmekte ve kanunun meblağ sigortaları ile birlikte bir diğer ana ayrımını teşkil etmektedir. Zarar sigortası, sigortacının, rizikonun gerçekleşmesi ile sigortalının uğradığı zararı karşılamakla yükümlü olduğu sözleşmedir (TTK m. 1459 ilâ 1461). Yukarıda değindiğimiz üzere mal ve malvarlığı sigortası olarak iki başlık altında incelenen zarar sigortasında bizim için önem arz eden ayrım, fikir ve sanat eserlerinin doğrudan güvence altına alındığı mal sigortalarıdır.


B. FİKİR VE SANAT ESERLERİNİN MAL SİGORTASI HÜKÜMLERİ KAPSAMINDA İNCELENMESİ

TTK m. 1453/1 hükmü “rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunanlar, bu menfaatlerini mal sigortası ile teminat altına alabilirler” demekle, mal üzerinde meşru menfaati bulunan herkesin, bu menfaati sigorta ettirebileceğini düzenler. Bu menfaat, yukarıda açıkladığımız üzere bir heykelin maliki olmak, kiracısı olmak, intifa hakkı sahibi olmak veya o heykel üzerinde rehin hakkı sahibi olmaktan doğabilir. Unutmamak gerekir ki sigorta hukukunda eşya değil, eşya üzerindeki meşru bir menfaat sigorta edilir (bkz. TTK m. 1408).[6]


Yine yukarıda kısaca açıkladığımız üzere “sigorta ettiren” aynı zamanda bir şekilde sanat eseri üzerindeki meşru menfaatin sahibi yani “sigortalı” olabileceği gibi başkası hesabına, yani üçüncü kişi lehine bir sigorta sözleşmesi de yapılabilir (TTK m. 1454). Bu halde sigorta ettiren ile sigortalı farklı kişileri ifade edecektir.

Yine belirtmek gerekir ki sigortalının uğradığı gerçek zararı karşılamak zorunda olsa dahi mal sigortalarında da bir “takse”nin belirlenmesi imkânı vardır. Bu durumda, tıpkı meblağ sigortalarında olduğu gibi, önceden belirlenmiş bir “takse” rizikonun gerçekleşmesi sonucu sigorta bedeli olarak sigortalıya ödenecektir (TTK m. 1464).

a. Temel İlkeler

Yukarıda belirttiğimiz üzere sigorta menfaatinin yokluğu sigorta sözleşmesinin geçersizliğine yol açmakta idi. Aynı zamanda bu menfaatin, sözleşme süresi içinde de mevcudiyetini koruması gerekir (TTK m. 1408). Sigorta, zarar sigortaları bakımından bir zenginleşme aracı olarak da kullanılamaz. Sigortacının sorumluluğu sırasıyla, sigortalının uğradığı somut zarar ile, sigorta değeri ile ve nihayet sigorta bedeli ile sınırlandırılmıştır (TTK m. 1459 ilâ 1461). Yine bu ilkenin bir sonucu olarak sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçer (TTK m. 1472). Sigortacı, halefiyet ilkesi gereği zararı karşıladıktan sonra sorumlu kişilere rücu davası açma yetkisine sahiptir. Dolayısıyla sigortalının çifte tazminat ile sigortayı bir zenginleşme aracı olarak kullanması engellenmektedir.


b. Sigorta Bedeli ve Sigorta Değeri

Mal sigortalarında, sigorta değerinin (TTK m. 1460) sigorta bedeline (TTK m. 1461) eşit olduğu varsayılır çünkü sigortacı, sigorta ettirenin ancak gerçekten uğradığı zararı giderir (TTK m. 1459).[7] Sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki dengenin bozulması halinde eksik sigorta (TTK m. 1462) veya aşkın sigorta (TTK m. 1463) söz konusu olur. Dolayısıyla bir dengesizlik veya kısmi hasar halinde, sigortacının uzmanlar (eksperler) aracılığıyla sigortalının somut zararını (gerçek zararını) hesaplaması ve bu bedeli ödemesi gerekir (TTK m.1459).

Uygulamadan bir örnek üzerinde gösterecek olursak, İ… M… S… İ… İ… tarafından imzalanan “Museum Fine Art Insurance” poliçesi ile sigorta ettiren ve sigortalı sıfatlarını taşıyan modern sanat müzesi, sergilediği sürekli koleksiyon ve geçici sergilerin uğrayabileceği birtakım zararları güvence altına almıştır. Olayda ünlü sanatçı M… A… ‘un K… A… isimli heykelinin geçici olarak sergilendiği sigortalı müzeden alınıp sanatçının atölyesine teslimi için nakledilmesi sırasında heykelin baş kısmından bir parçanın koptuğu eser sahibi tarafından tespit edilmiş ve usulüne uygun olarak nakliye firmasının makbuzu üzerine şerh düşülmüştür. Gerçekleşen riziko için poliçede teminat olduğu, hasarın poliçe vadesi içinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Olayda sigorta şirketinin sorumluluğunun sınırını teşkil eden sigorta bedeli 40.000,00 USD tutarında iken hasar miktarına (somut zarar) ilişkin eser sahibinin beyanı aşağıdaki gibidir:

“Heykel bir formlar bütünüdür. Yani birçok formun yan yana üst üste arka arkaya dizilişiyle, kompozisyonuyla estetik bir ifade, anlam kazanmasıdır. Onun için her formun nerede başlayıp nerede bittiği, hangi formla anlaştığı, hangi formun karşıtı olduğu çok önemlidir. Formlardaki volüm olarak eksilme kayıp formlar arası gerginliği, kontrastlığı azaltır, denge bozulur ve anlam eksilir. Kırılan K… ve A… heykelimin başında da aynı şey olmuştur. Formlar arası denge bozulmuş, boşluğa yüklediğim anlam bozulmuştur. Kırılan yerden başı düzeltmeye kalktığımda ise en az 2 cm içe girerek çepe çevre başın boşluğunu yontmam gerekiyor ki bu da boşluğun dolulukla ilişkisini bozacak kadar büyümesini sağlıyor. Boşluk anlamını kaybediyor. Kopan parçaları yapıştırırsak heykel orijinalliğini, dolayısıyla orijinal değerini kaybeder. Defolu mal muamelesi görür, yarı fiyatına satılır.”

Sigortalı firma, eser sahibinin uğradığı zarar karşılığında 15.000,00 USD talep ettiğini belirtmiş, bu talebin makul olduğunu tespit eden eksper raporu ile birlikte söz konusu tutar sigortacı tarafından tazmin edilmiştir. Ödenen tutar, halefiyet ilkesi gereği daha sonra nakliye şirketine rücu edilmiştir.

Görüldüğü üzere, özellikle fikir ve sanat eserleri üzerinde bir menfaatin sigortalandığı hallerde, ilgili eser türünün uzmanları tarafından düzenlenecek raporun önemi oldukça büyüktür. Konumuzun kapsamını genişletmemek amacıyla sigortacılıkta sigorta eksperliği kurumunun önemine kısaca değinmekle yetiniyoruz.


IV. SONUÇ

Yukarıda kısaca izah ettiğimiz üzere, fikir ve sanat eserlerinin üzerinde somutlaştığı eşya, özellikle TTK m. 1453 vd. hükümlerine göre mal sigortaları kapsamında muhtelif rizikolara karşı güvence altına alınabilmekte, bu kapsamda sigorta hukukunun genel ilkeleri ile özel olarak mal sigortasına dair hükümler uygulama alanı bulmaktadır. Ülkemizde sanata ve sanatçıya verilen önemle orantılı olarak bu alanda sigorta faaliyetleri de gelişecek, bu ikisi karşılıklı olarak birbirine ve topluma büyük bir değer katacaktır.


Sanat Hukuku Enstitüsü

Ar-Ge Komisyonu Direktörü

Av. Batuhan Umur Güzel



KAYNAKLAR:

1- Servet Gürkan, “Sigortacılık nasıl bir meslektir?” https://www.youtube.com/watch?v=JRF90fuK56s

2- Rayegan Kender, Hususi Sigorta Hukuku

3- Tamer Bozkurt, Sigorta Hukuku

4- İrem Aral Erdeleklioğlu, Şematik Sigorta Hukuku

[1] https://sozluk.gov.tr/ [2] Bozkurt, Tamer: Sigorta Hukuku, Mart 2021, s. 11,19. [3] Bozkurt, Tamer: Sigorta Hukuku, Mart 2021, s. 46. [4] Bozkurt, Tamer: Sigorta Hukuku, Mart 2021, s. 43. [5] Bozkurt, Tamer: Sigorta Hukuku, Mart 2021, s. 193. [6] Bozkurt, Tamer: Sigorta Hukuku, Mart 2021, s. 194. [7] Bozkurt, Tamer: Sigorta Hukuku, Mart 2021, s. 205.