top of page
  • Yazarın fotoğrafıStj. Av. Türkü Gülce Molla

Yapay Zeka Tarafından Yaratılan Eserlerin Fikri Mülkiyet Kanunu Kapsamında Korunması

Yapay zeka teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sonucunda, insanlar tarafından gerçekleştirilen birçok eylemin robotlar tarafından icra edilebilmesi mümkün hale gelmiştir. Fikri ürünlerin üretilmesi de yapay zeka teknolojisinin gelişmesinin günümüzdeki sonuçlarından birisidir. Günümüzde beste yapılabilen, resim çizebilen, bilgisayar programı üretebilen yapay zeka teknolojileri mevcuttur. Takdir edersiniz ki, yapay zeka teknolojisinin günden güne bu denli gelişim göstermesi ve yapay zeka teknolojisi nezdinde üretimin artması birçok hukuki sorunun tartışılmasına yol açmıştır. Yaşanan tüm bu gelişmelerin akabinde yapay zeka teknolojisi tarafından üretilen söz konusu fikri ürünlerin 5846 Sayılı Fikri Mülkiyet Hukuku Kapsamında eser statüsünde kabul edilip edilmeyeceği hususu gündeme gelmiştir. Bu kapsamda, öncelikle yapay zekanın kişilik statüsüne ilişkin mevcut tartışmaları incelemek, devamında ortaya çıkan ürünün eser statüsünün bulunup bulunmadığına ve hak sahipliğine ilişkin tartışmaları değerlendirmek faydalı olacaktır.


Yapay Zekanın Kişiliğine İlişkin Görüşler


Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde yapay zeka “İnsan zekâsının gerekli olduğu düşünülen görevleri sınırlı veya hiç insan müdahalesi olmadan yerine getirebilecek makineler ve sistemler geliştirmeyi amaçlayan bilgisayar bilimi disiplini” olarak tanımlanmaktadır.[1]


Yapay zekanın ürettiği ürünlerin eser olarak nitelendirilmesi hususunun tartışılmasında, yapay zekânın hukuk sistemi içerisinde bir hak öznesi olarak mı yoksa hakkın konusunu oluşturan nesne olarak mı konumlandırılması gerektiği hususu çözülmesi gereken hukuki bir sorundur.[2] Bu soruna ilişkin doktrinde iki ayrı görüş mevcuttur: Yapay Zekanın Malvarlığı Niteliği Görüşü ve Yapay Zekaya Kişilik Tanınması.


1) Yapay Zekaya Malvarlığı Niteliği Tanınması


Bu görüş nezdinde aslen, hukuk düzeninde “kişilik” statüsünün sınırlı olarak insan varlığına ve kısıtlı düzenlenmiş topluluklara atfedildiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla yapay zeka yalnızca “malvarlığı” statüsünü haiz olacaktır. Bu kapsamda yapay zekaya ilişkin uyuşmazlıklar, kullanım alanlarına özgü olarak getirilecek çözümlerle sonuca kavuşturulabileceğinden bu görüş uyarınca kişilik tanınmasına gerekli görülmemektedir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki yapay zekânın özünü oluşturan, yapay zeka algoritmalarının kullanılmasıyla oluşturulan bilgisayar programının Fikri Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bir ilim ve edebiyat eseri olarak korunacaktır.[3]


Yapay zeka varlığının malvarlığı statüsü olarak kabulünü savunan yazarların bir kısmı, “eşya” niteliğini kabul etmektedir. Ancak doktrindeki birçok görüşte, yapay zekaya eşya statüsü verilmesi hususu, yapay zekanın üreticilerinin bile öngörmekte zorlanacağı sonuçlar doğurabileceği, buna bağlı olarak çeşitli zararlar oluşabileceği gerekçesiyle klasik eşya hukuku kapsamında değerlendirilmesinin işlevsiz olacağını savunulmaktadır.[4]


Bunun yanısıra yapay zekayı eşya kavramından öte olarak değerlendiren bir başka görüş ise, yapay zekanın “köle” statüsünde değerlendirilmesini savunmaktadır. İşbu görüş nezdinde, yapay zekanın basit bir eşya olmadığı kabul edilmekle beraber, yapay zeka hiçbir zaman insan olmayı başaramayacak olup üreticilerinin sahip olduğu malvarlığı konumundan öteye geçemeyecektir. Dolayısıyla, yalnızca bir malvarlığı olarak görülemeyecek olan yapay zekaya köle statüsü tanınarak sahibinin adına ve hesabına işlem yapması mümkün kılınırsa, sorunların çözüme kavuşabileceği savunulmaktadır. Ancak bu görüş, çağ dışı bir kurum olan kölelik kurumunun kaldırılması için gösterilen çabayı tabiri caizse hiçe sayan bir yaklaşım olduğundan eleştirilmektedir. [5]


2) Yapay Zekaya Kişilik Tanınması


Bilindiği gibi, kişi kavramı haklara ve borçlara sahip olabilen varlıklara ithaf edilebilen bir kavramdır. Dolayısıyla bir hakkın öznesi olabilmek için “kişi” sıfatını haiz olmak gerekmektedir. Günümüzde de yapay zekanın bir hakkın öznesi olduğunu kabul ederek, yapay zekaya kişilik tanınmasını savunan birçok görüş mevcuttur.


İlk olarak, üst düzey otonomiye sahip olan güçlü yapay zekaları nazara alarak bilince ve düşünme yeteneğine sahip bir varlığa gerçek kişi statüsü tanınması gerektiğini savunan bir görüş mevcuttur. Söz konusu görüş yapay zekaya gerçek kişi benzeri bir statü tanınması için temel değerlendirme kriterlerinin neler olacağı ve bu kriterin ispatının nasıl yapılacağının belirsiz olması; mevcut durumda yapay zekânın iradeye sahip olup olmayacağının belirlenememesi nedeniyle bu görüş eleştirilmektedir. Bunun yanı sıra bir diğer belirsizlik ve eleştiri konusu ise, kişiliğin doğum ile başlayarak ölümle sona ermesi kabulüne dayanmaktadır. Bu hususta, yapay zeka kişiliğinin başlangıcı ve sona ermesinin kabul kriterleri, başlangıç ve sona ermenin başkaca bir gerçek kişiye bağlı olması hususu tartışılmaktadır. [6]


İkinci görüş, yapay zekaya tüzel kişilik statüsü tanınması gerektiğini savunmaktadır. Bu görüşteki yazarlar tüzel kişilik kavramının halihazırda hukuk düzeninde tanınan insan dışındaki bir varlık olmasından dolayı yapay zekâya kişilik tanınması hususunun akla daha yatkın olduğunu ve yapay zekâ ile onu meydana getiren ya da kullanan kişi arasındaki ilişkinin tüzel kişi organları arasındaki ilişkiye benzetilebileceğini savunmaktadır. Bu görüş uyarınca, tüzel kişilik statüsünü haiz olan yapay zekaya mahkemeler nezdinde taraf sıfatına, bağımsız bir mal varlığına, sözleşme ehliyetine sahip olması; sicile kaydolabilmesi sayesinde denetim imkanının sağlanması, yükümlülüklerinin ve kuralların önceden belirlenebilmesi imkanı tanınmaktadır. Ancak bu görüş, tüzel kişilerin bağımsız karar alma imkanı bulunmazken, yapay zeka için özellikle bu denli bir teknolojik gelişim söz konusuyken bunun mümkün olması nedeniyle eleştirilmektedir.[7]


Bu kapsamda savunulan son görüş ise “yapay zekaya elektronik kişilik tanınması” görüşüdür. Söz konusu görüş Avrupa Parlamentosu Hukuk İşleri Komisyonu tarafından yayınlanan 27 Ocak 2017 tarihli Robotikler Hakkında Medenî Hukuk Kuralları Tavsiye Raporu’nda (Report with Recommendations to The Commission on Civil Law Rules on Robotics) ileri sürülmüştür. İşbu rapora binaen yapay zekaya kendine özgü, eşya ve kişi kavramları arasında kalan bir statü öngörülmüştür. [8]Bu kapsamda, elektronik kişiliğe sahip olan yapay zekaların bir sicile kaydedilmesi, yapay zekanın davranışıyla üçüncü kişilere verdiği zararlarda ayrı bir sorumluluk sebebi yaratılması ve zararların tazmini için sürece dahil olan bütün paydaşların katkıda bulunacakları zorunlu bir sigorta sisteminin kurulması öngörülmüştür. İlgili görüş, insanları eser meydana getirmek hususunda teşvik edemeyeceği gerekçesiyle eleştirilmektedir.


Yapay Zekanın Eser Sahipliği ve Korunmasına İlişkin Görüşler


1. Romantik Okul Görüşü


Bu görüş uyarınca, eser kavramının temel şartı olan “İnsan tarafından orjinal nitelikte ürün meydana getirilmesi” hususu tartışılmaktadır. Bu görüş uyarınca, yapay zeka tarafından meydana getirilen ürünlerin, insana özgü, orijinal bir eser meydana getirme niteliğini taşımayacağı gerekçesiyle güncel fikri haklar hukuku korumasından istifade edilemeyecek ve bu ürünler kamu malı olarak kabul edilecektir. [9] Nitekim bu görüş, Uluslararası Fikri Mülkiyet Hakları Koruma Derneği’nin uygulamasıyla da paralellik göstermektedir zira bu uygulama uyarınca, yapay zekâ tarafından üretilen ürünlerin telif hakkı ile korunmaması yönünde karar alınmıştır, ayrıca hukukumuzda da bizzat bilgisayar; yapay zeka nezdinde meydana getirilen ürünlerin korunmayacağı ifade edilmektedir. [10] Ancak bu görüşün teknoloji çevrelerinde sakıncası, yapay zekaya yatırım yapan şirketlerin kazanç elde edemeyeceği gerekçesiyle yatırımlarına son vermesi ve uzun vadede gelişimin önlenmesidir.


2. Reformist Görüş


Bu görüş uyarınca ise, bu ürünlerin eser olarak kabul edilmesi halinde, çalışmalar teşvik edileceğinden eser olarak kabulü gerekmektedir. Ancak bu görüş beraberinde hak sahibinin bu kapsamda kim olacağını belirleyememiştir, doktrinde fikir birliği bulunmamaktadır. Görüşün taraftarlarının bir kısmı yapay zekâya kişilik tanınarak hak sahibi olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Burada eser sahipliğinden doğan hakların devredilebildiği, programcının yapay zekâyı kullanmaya devam etmesi halinde onun çalışanı gibi düşünüldüğü ve programcının sui generis bir hak sahibi olduğu bir tasavvur söz konusudur. Ancak önemle belirtmek gerekir ki yapay zekâya kişilik tanınmış olsa dahi telif hakkı korumasından sadece insanlar tarafından üretilen ürünlerin yararlanabileceği kabul edildiğinden, kişilik tanınması yapay zekânın eser sahibi olarak nitelendirilmesi için yeterli kabul edilemeyecektir. [11]


3. Modern Okul


Son görüş ise yapay zeka tarafından meydana getirilen fikri ürünler üzerindeki hak sahipliğinin ancak gerekli düzenlemeleri yapıldığı takdirde gerçek kişilere verilebileceğini ifade etmektedir. Söz konusu görüşü savunan hukukçular arasında hak sahipliğinin tanınacağı kişi konusunda bir fikir birliği bulunmamakta, hak sahipliği hususunda farklı görüşler savunulmaktadır. [12] İlk görüş uyarınca yapay zeka programcısının fikri tasarrufunun bir sonucu olarak kabul edilmekte ve programı kimin kullandığı incelenmeksizin programcı hak sahibi olarak nitelendirilmektedir. İkinci bir görüş ise, yapay zekayı kullanan kişilerin eser sahibi olarak kabul edilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Bu görüş doğrultusunda programcıların sadece bir eser meydana getirme potansiyeli oluşturduğu; eser meydana getirmediği savunulmaktadır. [13] Bir diğer görüş ise, yapay zekanın ürettiği fikri ürünün çalışan ve işveren arasındaki ilişki nezdinde açıklanabileceğini ifade etmektedir. Buna göre, çalışan tarafından veya sipariş dahilinde eser meydana getirilmesi durumunda eser sahibinin, işveren veya iş sahibi olarak kabul edildiği gibi, yapay zekânın çalışan veya yüklenici olarak kabul edilmesi ve programcının kullanıcının veya yapay zekaya sahip aracın malikinin eser sahibi olabilmesi mümkün olacaktır. [14]


Sonuç itibarıyla, malumunuz olduğu üzere, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda da belirtildiği gibi, bir fikri ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için: Kanunda sınırlı olarak sayılan eser grupları arasında yer alma;maddi dünyada tasavvur edilebilme; sahibinin hususiyetini taşıma ve fikri çaba ürünü olma unsurlarına sahip olması gerekmektedir. Günümüzde yapay zekâ teknolojilerinin geldiği seviye nazara alındığında oluşan ürünlerin bir fikri ürünün eseri olduğu; maddi dünyada algılanabileceği hususları her ne kadar karşılanmış olsa da,yapay zeka tarafından meydana getirilen fikri ürünlerin, insanlara atfedilen yaratıcılık, fikri çaba, üslup gibi özellikler üzerinden tanımlanan hususiyet unsuruna sahip olmadığı hususuna ilişkin birçok hukukçu hemfikirdir.Dolayısıyla, yapay zeka tarafından meydana getirilen ürünlerin mevcut düzenlemeler dahilinde korunması mümkün değildir. Tüm bu sebeplerle, yapay zekânın ürettiği ürünlerin eser niteliği ve sahipliği konusunda yeni bir hukuki düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır Yapay zekâ tarafından meydana getirilen ürünlere eser niteliği tanınması, üretilen ürünlerin statüsünün belirlenmesi, mutlaka bu alanda yapılan yatırımların artmasını, çalışmaların teşvik edilmesini ve uzun vadede yapay zeka alanındaki gelişmelerin çok daha ileri noktalara taşınmasını sağlayacaktır.


Sanat Hukuku Enstitüsü

Proje Direktörü

Stj. Av. Türkü Gülce MOLLA


[1] World Intellectual Property Organization, Revised Issues Paper on Intellectual Property Policy and Artificial Intelligence,21.05.2020, https://www.wipo.int/meetings/en/doc_details.jsp?doc_ id=499504 (erişim tarihi: (19.03.2023), s. 3 [2] Osman Gökhan Antalya, Eşya Hukuku, Legal Yayınevi, Cilt:1, İstanbul, 2017, s. 16; M. Kemal Oğuzman / Özer Seliçi/ Saibe Oktay Özdemir, Eşya Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 2017, s. 8 [3] Büşra Kaynak Balta, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında Eser Kavramı ve Yapay Zekâ Ürünleri, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Şehir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2020, s. 79; [4] Cemil Güner, Yapay Zekânın Verdiği Zarardan Doğan Sözleşme Dışı Sorumluluğa Uygulanacak Hukuk, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, Cilt: 0, Sayı: 15, Yıl: 2020, s. 238; Bak, s. 217-218. [5] Karataş, E., & Karaca, U. (2022). Yapay zeka tarafından meydana getirilen fikri ürünlerin 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri kanununa göre korunması. Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, (1), 17-50. [6] Selin Çetin, Yapay Zekâ ve Hukuk ile ilgili Güncel Tartışmalar, Yapay Zekâ Çağında Hukuk, İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları Çalıştay Raporu, 2019, s. 53-54; Dural/ Öğüz, s. 6. [7] Bak, s. 219; Emre Bayamlıoğlu, Akıllı Yazılımlar ve Hukuki Statüsü: Yapay Zekâ ve Kişilik Üzerine Bir Deneme, Uğur Alacakaptan’a Armağan, İstanbul 2008, s. 139 [8] 0 European Parliament, Recommendations to the Commission on Civil Law Rules on Robotics (2015/2013(INL)) 27.01.2017, https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/A-8-2017 0005_EN.html, (erişim tarihi: 19.03.2023), s. 8- 11 [9] Yılmaztekin, s. 217-218; Portela, M. Iglesias/ Sharon Shamuilia/ Amanda Anderberg, Intellectual Property and Artificial Intelligence- A literature review, EUR 30017 EN, Publications Office of the European Union, Luxembourg, 2019, s. 14. [10]Büşra Kaynak Balta, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında Eser Kavramı ve Yapay Zekâ Ürünleri, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Şehir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2020, s. 92 [11] Güçlütürk/ Cankat s. 204; Kavita Bahoran, AI-Generated Artworks: Challenging The Traditional Notions Of Copyright?, Yüksek Lisans Tezi, Tilburg University, 2020, s. 35. [12] Yılmaztekin, s. 232; Ballardini/ He / Roos, s. 133-134 [13] Büşra Kaynak Balta, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında Eser Kavramı ve Yapay Zekâ Ürünleri,s.93 [14] Zorluel, s. 350-351; Yılmaztekin s. 243- 248; Shlomit Yanisky Ravid, Generating Rembrandt: Artificial Intelligence, Copyright, and Accountability in the 3A Era — The Human-Like Authors Are Already Here — A New Model, Michigan State Law Review, 2017, s. 718 vd.

Comments


bottom of page