• Av. Mustafa Zorbozan

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Uyarınca Cayma Hakkı


A. Giriş


5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında eser olarak kabul edilen fikir ürünleri üzerinde eser sahibinin mali ve manevi hakları bulunmaktadır. Eser sahibi, ilgili kanun uyarınca kendisine tanınmış mali ve manevi hakları konusunda münhasıran yetkili olduğu gibi kimi zaman bu hakları kendisini kullanmak istememekte, lisans ya da devir yolu ile bu hakların kullanım yetkisini başkalarına verebilmektedir. Devir ya da lisans alan kişiler, devir ya da lisans işleminden sonra bu hakları kullanma yetkisini elde ettikleri gibi aynı zamanda birtakım yükümlülüklerde üstlenmektedirler. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 58. maddesinde düzenlenen Cayma Hakkı da bu yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmemesi üzerine asıl hak sahibine sözleşmeyi sona erdirme hakkını tanıyan bir düzenlemedir.


B. Cayma Hakkının Hukuki Niteliği


Cayma hakkının kullanılması ile birlikte taraflar arasındaki devir ya da lisans sözleşmesi sona ermekle sözleşme ile eser sahibi tarafından kullanım yetkisi üçüncü kişilere bırakılan haklara ayrıca bir tasarruf işlemine gerek olmaksızın yeniden eser sahibine dönmektedir. Buradan hareketle doktrin de yaygın görüş, cayma hakkının kurucu etkiye sahip, bozucu yenilik doğuran bir hak olduğu yönündedir.


Bununla birlikte, cayma hakkının kullanılmasının ileriye mi yoksa geçmişe mi etkili olarak etkili olarak sonuç doğuracağı konusunda farklı görüşler mevcut olsa da doktrinde hâkim görüş olarak ileriye etkili olarak sonuç doğuracağı kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay kararlarında bir müzik eseri sahibinin hak devrinin ardından cayma hakkını kullanması ile ilgili çıkan uyuşmazlıkta devir sözleşmesinin yapıldığı andan cayma hakkının kullanıldığı ana kadar geçerli bir hak devri olduğunu kabul etmiş ve böylelikle cayma beyanının ileriye etkili bir tasarruf işlemi olduğu görüşüne katkı sağlamıştır.


Bunun yanı sıra olayın hal ve durumları dikkate alınarak cayma hakkının kullanılmasının dönme ya da fesih gibi sonuçlar doğuracağı da doktrinde hâkim bir diğer görüş olarak karşımıza çıkmaktadır.


C. Cayma Hakkı Kavramı


Cayma hakkı kavramı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 58. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre ilgili kanun maddesi cayma hakkını “Mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir.” şeklinde düzenlemiştir. Kanun hükmünden de anlaşıldığı üzere eser sahibinin mali ya da manevi haklarını devir ya da lisans yöntemleriyle kullanma yetkisini alan kişinin bu hakları sözleşme kapsamına uygun şekilde kullanmaması ve bu sebeple eser sahibinin menfaatlerinin ihlale uğraması sonucu eser sahibinin “cayma hakkı” kapsamında sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi ortaya çıkmaktadır. Cayma hakkı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda maddi ve manevi haklar arasında sayılmamış, ayrı olarak düzenlenmiştir. Ancak her ne kadar cayma hakkının hem maddi hem de manevi anlamda özellikler barındırdığı kabul edilse de manevi yönü ağır basan bir hak olduğu doktrinde hâkim görüş olarak karşımıza çıkmaktadır.


D. Cayma Hakkının Kullanılması


Hak sahibi tarafından cayma hakkının kullanılabilmesinin koşulları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 58/1 hükmünde düzenlenmiş olup hakkın kullanılması için kişinin kusurlu olması aranmamaktadır. Ancak kişinin kusurlu olduğu hallerde hak sahibinin tazminat hakkı ayrıca korunmaktadır. Cayma hakkının kullanılabilmesinin koşullarını inceleyecek olursak şu şekilde sıralayabiliriz:

I. Mali Bir Hak veya Ruhsatın Mevcut Olması


Kanun hükmü incelendiğinde mali bir hakkı devir alan veya ruhsat (lisans) iktisap eden kişilerin bu hakkı gereği gibi kullanmayarak sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı davranmaları sonucu cayma hakkının kullanılabileceği hususu görüldüğünden, buradan hareketle ilk olarak cayma hakkının kullanabilmesi için geçerli bir mali hak devir veya ruhsat (lisans) sözleşmesinin mevcudiyetinin gerekli olduğu kesindir. Bu konuda dikkate alınacak usul ve esaslar FSEK 52. Madde hükmünde düzenlenmiş olup bahse konu devir veya ruhsat sözleşmelerinin FSEK 52. maddeye uygun olmaması halinde cayma hakkının kullanılmasından bahsedilemeyecektir. Yargıtay da geçersiz bir sözleşme kapsamında kullanılan cayma hakkının da geçersiz olduğu, sözleşme geçerli olarak vücut bulmadıkça cayma hakkından bahsedilemeyeceği yönünde görüşü ile bu hususa ilişkin paralellik arz eden kararlar vermiştir.¹


II. Süre


FSEK 58. Madde hükmü “kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde..” demekle mali hakkı devir veya ruhsat yolu ile iktisap eden kimsenin sözleşme ile kararlaştırılan süre içerisine veya sözleşme ile bir süre öngörülmemişse durumun şartlarına göre uygun bir süre içerisinde kullanmaması halinde cayma hakkının kullanılabileceğini düzenlemiştir.


Taraflar arasında yapılan bir sözleşmede belirli bir süre verilmesine karşın kişi bu süre içerisinde hakkı gereği gibi kullanmadığı ve yükümlülüklerini ihlal ettiği takdirde hak sahibi karşı tarafa çekeceği bir ihtarname ile madde hükmünde yer alan prosedür uyarınca cayma hakkını kullanabilecektir. Taraflar arasında bir süre belirlenmekle 24/07/2020 gibi kesin bir tarih de kararlaştırılmış ise bu halde hak sahibinin mehil vermesine gerek kalmayacak, karşı taraf göndereceği bir cayma bildirimi ile kanundan doğan cayma hakkını kullanabilecektir.

Ancak eğer taraflar sözleşmede hakkın kullanılması ve yükümlülüklerin yerine getirilmesi bakımından bir süre kararlaştırılmamışsa, mali hakları devralan veya bu hakları kullanma konusunda yetki alan (ruhsat elde eden) kimseye, işin mahiyetine, halin icabına göre uygun bir süre verilmesi gerekmektedir. Uygun sürenin tespiti ise devredilen ya da ruhsat verilen mali hakların niteliğine, kullanılma biçimine ve ilgili sektörün koşullarına göre değişiklik arz edebilecek olup, her olay bakımından ayrı ayrı ele alınması gereken bir husus olarak değerlendirilmektedir.


III. Hak ve Yetkilerden Gereği Gibi Faydalanmama


Cayma hakkının kullanılabilmesi için üçüncü şart ise, sözleşme ile devredilen ve ruhsat verilen mali hakların iktisap eden kişi tarafından gereği gibi faydalanılmamasıdır. Bu şartın dikkate alınması sonucu kullanılacak cayma hakkı doktrinde “dar anlamda cayma” olarak nitelendirilmiş olup bu şart değerlendirilirken objektif standartlara göre bir yorumda bulunmak gerekmektedir.


Madde metninde yer alan “gereği gibi faydalanmama” hali “hiç faydalanmama” ya da “gereği gibi faydalanmama” şeklinde ortaya çıkabilecektir.


Hiç faydalanamama hali açık olup, somut uyuşmazlıkta hâkim resen bu durumun tespitini yapabilecektir. Ancak gereği gibi faydalanmama hali yukarıda da belirttiğim üzere çeşitli kriterler dahilinde göreceli bir kavram olup gerekli olduğu hallerde konusunda uzman bir bilirkişi tayinine de ihtiyaç duyulabilecektir. Burada esas olan sözleşme ile ulaşılması arzulanan amaç olup bu amacın gerçekleşip gerçekleşmediği dikkate alınacaktır. Yargıtay da bu husus ile ilgili yine bir kararında hakları iktisap eden kişinin gereği gibi kullanmaması sebebiyle hak sahibinin telif haklarının zarara uğratıldığını ve hak kaybına maruz kaldığını ve bu sebeple caymanın geçerli olacağına hükmetmiştir. ²


Gereği gibi faydalanmama, eser sahibinin (ya da bağlantılı hak sahibinin) olumsuz davranışlarından kaynaklanmamalıdır. Bir başka anlatımla mali haklardan gereği gibi faydalanamama durumu, eser sahibinden kaynaklanmamalı, böyle bir sonuca eser sahibi yol açmamalıdır. Söz gelimi, bir icracı sanatçının albüm yapımı konusunda imzalanan bir sözleşme gereği, icracı sanatçının katılımı ve iş birliği olmaksızın, albüm yapımcısının tek başına bu albümü meydana getirmesi mümkün değildir. Böyle bir durumda eğer icracı sanatçı kendi kusurlu hareketleriyle albüm yapımına engel olmakta ise, böyle bir durumda cayma hakkını kullanması mümkün değildir.³

IV. Menfaatlerin Esaslı Surette İhlali Koşulu


Cayma hakkının kullanılabilmesi için bir diğer önemli koşul ise, eser sahibinin ya da bağlantılı hak sahibinin menfaatlerinin esaslı şekilde ihlal edilmiş olması gerekliliğidir. Burada ihlal, mali hakkı devralan ya da ruhsat sahibi olan kişinin bu hakları gereği gibi kullanmamasından kaynaklı olarak ortaya çıkacağından, menfaat ihlali tespit edilirken yalnızca eser sahibinin menfaatlerinin ihlal edilip edilmediğine bakılmalı, hakkı iktisap edenin menfaatleri ile bir karşılaştırma yoluna gidilmemelidir.


Menfaatlerin esaslı şekilde ihlal edilmesi ile kastedilen eser sahibinin yalnızca maddi anlamda menfaatleri değil hem maddi hem manevi menfaatleridir. Kaldı ki zaten çoğunlukla maddi hakların kullanımı manevi hakları da kapsamakta, olası bir ihlal durumunda manevi hak ihlali de gündeme gelebilmektedir.

Bununla birlikte kanun metninde esaslı bir ihlal vurgusu yapılmakla, olayın şartlarına göre yapılacak değerlendirme sonucu esaslı olarak kabul edilemeyecek ihlaller karşısında cayma hakkının kullanılamayacağı da kabul edilmektedir.


V. Uygun Süre Verilmesi


Devir veya ruhsat yoluyla kullanımı başkalarına bırakılan mali hakkın kullanılması FSEK Madde 58/2 uyarınca karşı tarafa hakkı kullanması için noter vasıtasıyla ihtar çekilerek uygun bir süre tanınmalıdır. Verilecek mehilin uygun olup olmadığı, kullanılması istenen mali hakkın türüne, sektörel koşullara ve ülkemizin o dönemde içinde bulunduğu ekonomik duruma göre değişiklik gösterebilir. Örneğin bir sinema filminin televizyon gösterimi için yapılan sözleşme için tanınacak süre ile bir kitabın basımı için yapılan sözleşme gereği tanınacak üre birbiri ile benzerlik arz etmeyecek olup, süre bakımından farklı değerlendirmelerde bulunulması gerekecektir. Bu nedenle tanınacak uygun sürenin tayininde objektif kriterler dikkate alınmalı, mali hakkın kullanımı için gerekli olan şartlar ve teamüller dikkate alınmalı, verilen süre ifayı mümkün kılacak uzunlukta olmalıdır.


VI. Süre Verilmesine Gerek Olmayan Haller

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 58/2 hükmü, hak sahibinin sözleşmedeki hakların kullanılması için hakkı iktisap edene noter vasıtası ile çekeceği ihtarname ile süre tanımasını mecbur tutmuştur. Bu noktada her ne kadar süre verilmesi bir mecburiyet olarak karşımıza çıksa da aynı yasa hükmü süre tanınmasına gerek olmayan istisna hallerin neler olduğunu da düzenleme altına almıştır. Buna göre sözleşmeden doğan hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkânsız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise ihtar göndermeye gerek yoktur.

a) İmkânsızlık


FSEK’nun 58/2 maddesine göre “Hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkânsız olur ise” mehil tayinine lüzum yoktur. İmkânsızlık fiili imkânsızlık olabileceği gibi, hukuki imkansızlık biçiminde de söz konusu olabilir. Buradaki fiili imkansızlığın sözleşme anında mevcut olmayıp sonradan ortaya çıkmış olması gerekir. Aksi halde sözleşme zaten baştan itibaren geçersizdir. Sonradan ortaya çıkan fiili imkansızlığa örnek olarak, müzik eserlerini icra edecek, albüm için seslendirecek icracı sanatçının felç olması ve seslendirme yeteneğini kaybetmesi, hukuki imkansızlığa örnek olarak ise yapımcı firmanın iflası gösterilebilir.


b) Red


Devir ya da ruhsat yoluyla kullanımı başkasına bırakılan mali bir hakkın kullanımı hakkı iktisap eden tarafından reddedilirse artık burada da süre tanınmasına gerek yoktur. Burada reddetmek anlaşılması gereken şey, hakkı iktisap eden kişinin devir ya da ruhsat sözleşmesine konu hak ve yetkileri kullanmayı reddetmesidir.


c) Esaslı Tehlike


Kanun metni, “bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise…” diyerek böyle bir durumun varlığı halinde de süre verilmesine gerek olmadığı düzenlemiştir. Burada esaslı tehlikenin ne olduğu da yine objektif kriterlere göre değerlendirilmeli ve kötü niyetli kullanımın ve madde hükmünün suistimal edilmesinin önüne geçilmelidir. Yargıtay da kararlarında esaslı tehlikenin mevcudiyeti halinde süre verilmesine gerek olmadığını kabul etmiştir. Örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/9203 esas, 2012/1309 karar ve 03/02/2012 tarihli kararında “Sanatçının ölümünün hemen sonrası dönemde, albüm satışları önemli ölçüde artacağından ve fakat bir süre sonra satış rakamları yeniden azalacağından, uzun bir süre mali hakları kullanmayan yapımcı 58/2 ve 3 maddeleri gereğince mehil tayinine lüzum olmaksızın caymanın mümkün olduğu….” demekle bu hususu kabul etmiştir.


E. Caymanın Tamamlanması


FSEK m. 58/III hükmüne göre, ihtar gönderilerek sonuç alınamamışsa ya da ihtar gönderilmesine gerek yoksa, cayma hakkı noter aracılığıyla ihbar gönderilerek kullanılır. Cayma hakkının kullanılmasına ilişkin noter ihbarının karşı tarafa gönderilmesiyle cayma tamamlanır. Doktrinde noterden gönderilen mehil tayini ihtarında “belirlenen süre içinde kullanmama halinin devam etmesi durumunda sözleşmeden cayılmış sayılacağı” gibi bir ifade yer alırsa daha sonra cayma hakkının kullanılması için ikinci ihbara gerek olmayacağı görüşü hakimdir. Başka bir ifadeyle mehil ihtarı ile cayma kullanım ihbarının tek bir noter ihtarında birleştirmek doktrinde kabul görmektedir. Bu durumda muhatap verilen mehil içinde kullanımda bulunmazsa, sürenin dolmasıyla birlikte cayma kendiliğinden hukuki etkisini gösterir.


F. Cayma Hakkını Kullanabilecek Kimseler


Cayma hakkını kullanma yetkisi 5856 sayılı yasanın 58. Maddesi uyarınca eser sahibine aittir. Eser sahibi de bu hakkını mali hakkı devralan ya da ruhsat sahibi olan kişilere karşı kullanabilecektir. Ancak eser sahibinin ölümü halinde de manevi hakları kullanma yetkisi miras yoluyla mirasçılara intikal edeceğinden FSEK 19. maddede yer alan kişiler de eser sahibinin ölümünden sonra cayma hakkını kullanma yetkisine sahip olacaklardır.


Bu noktada dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesi, birden fazla eser sahibinin olduğu eserlerde cayma hakkının nasıl kullanılacağıdır. Birden fazla kişinin eser sahibi olduğu iştirak halinde veya müşterek eser sahipliği söz konusu ise, cayma hakkının eser sahiplerinin oy birliği ile alacakları karar ile ileri sürülmesi gerekir. Eser sahiplerinden birinin haklı bir sebep olmaksızın cayma hakkının kullanılmasına onay vermemesi halinde bu onayın verilmesi mahkemeden talep edilebilir.


G. Caymaya İtiraz Davası


FSEK Madde 58/3 hükmüne göre cayma hakkının kullanılması karşısında dava yoluyla itirazda bulunulabileceği düzenlenmiştir. Cayma hakkına karşı itiraz da bulunma süresi tebliğden itibaren 4 hafta olup, bu süre hak düşürücü süredir ve sürenin dolmasıyla birlikte eğer itiraz yolu kullanılmamışsa bir daha kullanılması mümkün olmayacaktır. Yine burada özellik arz eden ve uygulamada sıkça hataya düşülen husus, cayma hakkına itirazın eser sahibine karşı yapılacak bir ihtar ile değil, dava yoluyla kullanılması gerektiğidir. Bu noktada cayma bildirimini alanın eser sahibine karşı ihtar göndererek cayma hakkının kullanılmasına itiraz etmesi bir hüküm etmeyecek, dava yoluyla itiraz edilmemişse caymaya itiraz hakkı kullanılmamış kabul edilecektir. Bu husus ile ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de 2015/15759 esas, 2017/3200 karar ve 30/05/2017 tarihli bir kararında “Cayma ihbarını alan kişinin, tebliğden itibaren dört hafta içerisinde caymaya itiraz davası açması halinde, caymanın haklı olup olmadığı, devir alanın devir olunan hak ve yetkilerden amacına uygun şekilde yararlanıp yararlanmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bununla birlikte, dört haftalık hak düşürücü süre içerisinde caymaya itiraz davası açılmamış ise, caymaya konu tüm haklar eser sahibine geri dönmüş olacaktır.” demekle bu hususu açık bir şekilde kabul etmiş, caymaya itiraz hakkının dava yolu ile kullanılması gerekliliğini hüküm altına almıştır.


Eğer caymaya hakkının kullanımına karşı itiraz davası açılır ve dava kabul edilirse caymanın hukuka uygun olmadığı ve geçersiz olduğu mahkeme kararıyla tespit edilmiş olacağından taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam edecektir. Ancak dava reddedilirse cayma hakkının kullanımın yerine ve hukuka uygun olduğu tespit olmakla, sözleşme ilişkisi ihbarın gönderildiği tarihten itibaren sona ermiş kabul edilecektir.

H. Cayma Hakkından Vazgeçme ve Sınırlama


FSEK 58/5 hükmü “Cayma hakkından önceden vazgeçme caiz olmadığı gibi bu hakkın dermeyanını iki yıldan fazla bir süre için meneden takyitler de hükümsüzdür.” Şeklinde getirmiş olduğu düzenleme ile cayma hakkının kullanımın kısıtlanmasını engellemeye çalışmıştır. Buna göre, cayma hakkından feragat edildiğine dair hak sahibinin yapacağı beyanlar geçerli olmayacağı, tarafların aralarında imzaladıkları sözleşmelerde bu hakkın kullanımını iki yıldan fazla süreli yasaklayan maddeler koymaları da yasa gereği engellenmiş, böyle bir durumun varlığında ilgili maddenin geçersiz olacağı düzenlenmiştir. Bu da kanunun eser sahibini koruyan felsefesi ile uyumlu bir yaklaşımdır. Cayma hakkının kullanılabileceği durumun oluşması ve hakkın doğmasıyla birlikte eser sahibinin hakkından feragat edebileceği ise mümkündür.


İ. Sonuç


Cayma hakkı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenen ve eser sahibine menfaatlerinin ihlal edilmesi halinde sözleşmeyi sona erdirme yetkisi veren bir haktır. Bu hakkın kullanımı Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan seçimlik haklardan bağımsız olup cayma için yalnızca eser sahibinin menfaatlerinin esaslı bir şekilde ihlal edilmiş olması yeterli olacaktır. Hakkın kullanımı için gerekli şartların oluşup oluşmadığı objektif değerlendirmeler sonucu belirlenmeli, gerekirse bu husus ile ilgili uzman görüşüne başvurulmalı ve hakkın kötüye kullanımı da engellenmelidir. Hakkın kullanılması ile birlikte artık taraflar arasında ki sözleşme ilişkisi de sona ereceğinden, eser sahibi, devredilen ya da ruhsat verilen haklarını yeniden kullanabilir hale gelecektir.

Cayma hakkı eser ve bağlantılı hak sahiplerinin menfaatlerinin korunması ve devredilen ya da ruhsat verilen hakları ile aralarındaki maddi ve manevi bağın kopmaması açısından büyük önem taşımaktadır.

Sanat Hukuku Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı

Av. Mustafa Zorbozan




Kaynakça

1) K: [11. HD, 03.10.2015 T, 2004/11847 E, 2005/9148 K]

2) K: [11. HD, 19.12.2013 T, 2013/5679 E, 2013/23309 K]

3) K: Çolak Uğur, Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi, Ankara Barosu, Ocak 2017, Sayfa 119.

4) Çolak Uğur, Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi, Ankara Barosu, Ocak 2017, Sayfa 122

5) Topaloğlu Mustafa, Müzik Eserlerinde ve İcrasına Cayma Hakkı, Sayfa 34.

6) Evrensel Alperen, Telif Hakkı Sözleşmesi ve Hakların Devri, Seçkin, Haziran 2019(Ankara), Sayfa 196.