top of page
  • Kübra Arı

Never Look Away


Günümüzün yaşayan en büyük ressamı kabul edilen Gerhard Richter'den esinlenen “Asla Gözlerini Kaçırma”,birçok farklı konuyu iç içe geçiren güçlü bir drama filmi olarak karşımıza çıkıyor.Asla Gözlerini Kaçırma Doğu Almanya'dan Batı Almanya'ya kaçan ancak Nazi rejimi altındaki çocukluğunu ve komünizm gölgesindeki gençliğini unutamayan Kurt Barnert adında bir sanatçıya odaklanıyor.İlk yarısında Nazi Almanya’sına dair vurgularıyla, ikinci yarısında resim sanatı ile ilgili söyledikleriyle dikkat çekiyor.


Üç saat süren bu film farklı katmanlardan oluşuyor. İlk olarak Kurt'un teyzesine şizofreni teşhisi konulmasıyla Nazi doktorları tarafından ölüme gönderilmesi, Kurt'un dünyasında derin bir yara açar ve onun yaşamında bir dönüm noktası olur.Kurt, bu trajik olayın ardından sanata daha da sıkı sarılır. Teyzesinin yaşadıkları, onun sanatını şekillendirir ve duygusal derinlik katmanlarını işler. Yaşadığı bu travma, ona duygusal bir yaklaşım kazandırır ve sanatıyla bu duyguları ifade etme aracı olarak kullanır.Bir sonraki katmanda ise Kurt'un yeteneklerini keşfetme sürecini anlatırken aynı zamanda bir aşk hikayesi ile paralelleşir.Ailesinin tarihsel travmalarıyla nasıl yüzleştiğini, bu travmaların onun sanatı ve kişisel gelişimi üzerindeki etkilerini de ele alır.



Filmin son sahnelerinde Kurt'un açmış olduğu resim sergisi üzerinden sanatını var olan fotoğrafları tuvale çizerek icra etmesi hakkında sorular ve eleştiriler geliyor.Çekilmiş olan bir fotoğrafın tuvale yansıtılmasının nasıl bir sanatsal değerinin olabileceği tartışılıyor.Sanat farklı bir bakış açısıyla özgün ve ilham veren bir eser yaratmak değil midir? Kurt'un atölyedeki arkadaşları farklı olmak amacıyla yaşanmışlığı ifade etmeyen sanat eserleri ortaya çıkarıyor.Ancak Kurt ise ilham aldığı fotoğrafları kendince yorumlamalar yaparak tuvale yansıtıyor ve eserlerini böyle yaratıyor.Galerideki bir muhabirin "Var olan bir fotoğrafın tüm kompozisyonunu kullanıyorsunuz, yani bu da tamamen rastgelelik" yorumuna Kurt, "Hayır rastgelelik değil; gerçeklik, tutarlılık, asıllık.Sadece gerçek olan tutarlıdır.Ben de gerçeği yansıtıyorum" şeklinde cevap veriyor.Filmin adı ve konusu buradan geliyor yani yaratıcısı olmayan eser.Fotoğrafları çeken kişilerin isimleri sergilenmiyor.Fotoğrafları tuvale yansıtan ressam da aslında o fotoğrafçıların eserlerini temel aldığı için kendisi de tam anlamıyla bir eser yaratmış olmuyor.Fakat ortaya herhangi bir sanat akımına uymayan, etkileyici olmayı başarabilen eserler çıkıyor.Sahibi ve yaratıcısı olmayan eserler.


Sanat Hukuku Enstitüsü Proje Direktörü

Kübra Arı


Comments


bottom of page