top of page

AMATÖR TİYATROLARDA TELİF HAKLARI: HUKUKİ ÇERÇEVE, YARGI KARARLARI VE UYGULAMA GERÇEKLİĞİ

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Belgin Melissa Çelik
    Av. Belgin Melissa Çelik
  • 15 Oca
  • 8 dakikada okunur

AMATÖR TİYATROLARDA TELİF HAKLARI: HUKUKİ ÇERÇEVE, YARGI KARARLARI

VE UYGULAMA GERÇEKLİĞİ

1.      Giriş

Tiyatro sanatı, insan ruhunun en derin katmanlarını sahneye taşıyan, toplumun kültürel dokusunu zenginleştiren bir ifade biçimidir. Profesyonel sahnelerin yanı sıra, amatör topluluklar – üniversite kulüpleri, belediye gençlik merkezleri, dernekler veya bağımsız gönüllü gruplar – bu sanatın tabana yayılmasında kritik bir rol oynar. Gençlerin yaratıcılığını teşvik eder, kültürel erişimi artırır ve sanatı demokratikleştirir. Ancak bu samimi çabalar, telif hakları mevzuatının katı sınırlarıyla sıklıkla çatışır. Türkiye'de telif haklarını düzenleyen temel yasa, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) olup, bu kanun eser sahiplerinin manevi ve mali haklarını korurken, amatör temsiller için belirli istisnalar da öngörür. Bu yazı, amatör tiyatroların telif hakları karşısındaki konumunu, yargı kararlarını, istisna hükümlerini ve gerçek hayattaki örnekleri ele almaktadır. Bu yazının amacı hem sanatseverlere hem de hukukçulara yol gösterici bir bakış açısı sağlamaktır; zira sanatın emeğe saygı ile erişilebilirlik arasındaki denge, kültürel mirasımızın temel taşlarından biridir.


2.      FSEK'in Temel Çerçevesi ve Amatör Temsillerdeki Uygulaması

FSEK, 1951 yılında yürürlüğe girmiş ve son önemli değişikliklerini 2001 yılında yaşamış bir yasadır. Kanun, fikir ve sanat eserlerini – ki tiyatro oyunları dramatik eserler kategorisinde yer alır – otomatik olarak koruma altına alır; herhangi bir tescil şartı aranmaz. Eser sahibinin hakları, manevi (eser üzerinde değişiklik yapılmasını önleme, adın belirtilmesi gibi) ve mali (çoğaltma, yayma, temsil gibi) olmak üzere ikiye ayrılır. Tiyatro bağlamında en kritik olanı, Madde 24'te düzenlenen temsil hakkıdır, bir eserin halka açık sahnelenmesi, eser sahibinin iznini gerektirir.


Amatör gruplar – gençlik merkezleri, belediye kursiyerleri, dernekler veya öğrenci toplulukları – tarafından gerçekleştirilen temsiller, kural olarak bu izni zorunlu kılar. Yargı kararları uyarınca, izinsiz sahnelenme FSEK'in 21, 22 ve 24. maddelerinde tanımlanan işleme, çoğaltma ve temsil haklarının ihlali olarak değerlendirilir. Burada amatörlük bir savunma aracı değildir; oyuncuların profesyonel olmaması, grubun ticari kaygı gütmemesi veya temsilin deneme sahnesi niteliğinde olması, telif sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Örneğin, bir belediye sanat merkezinde kursiyerlerin halka açık bir gösterimi, sözleşmede aksine hüküm yoksa telif ücreti ödemeyi gerektirir.


Ücretsiz gösterim veya sosyal amaçlı temsiller de bu kuraldan muaf tutulmaz. Yargıtay içtihatlarında, ücretsiz izlenmeye olanak verilmesinin eylemi "umuma yönelik" olmaktan çıkarmayacağı vurgulanmıştır. Bir sanatçıyı anma etkinliği veya yerel kültüre destek amacıyla yapılan bir sahneleme bile, eser sahibinin mali haklarını ihlal edebilir. Bu yaklaşım, eser sahibinin emeğini mutlak koruma altına alma amacından kaynaklanır; zira sanatın değeri, sadece ticari kazançla ölçülmez, aynı zamanda fikri mülkiyetin bütünlüğüyle de belirlenir.


3.      Madde 33 İstisnası: Temsil Serbestisi ve Dar Yorumlanması

Amatör tiyatroların en sık başvurduğu savunma, FSEK Madde 33'te düzenlenen temsil serbestisidir. Bu hüküm, yayımlanmış bir eserin eğitim ve öğretim kurumlarında, yüz yüze eğitim-öğretim maksadıyla, doğrudan veya dolaylı kâr amacı gütmeksizin temsili durumunda – ve eser sahibinin adının belirtilmesi şartıyla – serbestlik tanır. Kanun koyucu, burada kamu yararını gözeterek bir denge kurmuştur, yazarın hakları korunurken, eğitimsel faaliyetler teşvik edilir.


Ancak yargı mercileri bu istisnayı oldukça dar yorumlar. İstisnadan yararlanmak için tüm şartların eşzamanlı olarak sağlanması zorunludur. Örneğin, üniversite öğrencilerinin bir tiyatro festivalinde eğitim ve görgülerini artırmak amacıyla yaptıkları temsiller bu kapsama girebilir ve telif izni aranmayabilir. Zira üniversiteler eğitim kurumu niteliğindedir ve kulüp faaliyetleri eğitim sürecinin parçasıdır. Buna karşın, belediyelere bağlı gençlik merkezleri veya sanat merkezlerindeki kursiyer temsilleri, "yüz yüze eğitim" sınırlarını aştığı gerekçesiyle istisna dışında tutulur. Bu grupların halka açık gösterimleri, genellikle ihlal olarak nitelendirilir.


Kâr amacı gütmeme şartı da kritik bir unsurdur. Doğrudan kâr, ticari kazanç elde etmeyi; dolaylı kâr ise bilet gelirlerinin masrafları aşarak dağıtılabilir hale gelmesini ifade eder. Eğer gelirler yalnızca dekor, kostüm gibi masrafları karşılamak için kullanılıyorsa, istisna uygulanabilir. Ancak bilet satışı yapılması, otomatik olarak ticari nitelik kazandırmaz; önemli olan, gelirin niteliği ve kullanımıdır. Hukuk doktrininde, sembolik ücretlerin istisnayı engellemediği görüşü ağırlık kazanmıştır, ancak her somut olay kendi koşullarında değerlendirilir.


Bağımsız dernekler veya amatör gruplar için durum daha karmaşıktır. Kanun metni "eğitim kurumu" şartı koyduğundan, bu grupların istisnadan yararlanması tartışmalıdır. Uygulamada, kültürel-eğitsel nitelikteki kâr amacı gütmeyen temsiller benzer muafiyete tabi tutulabilir, ancak riskli bir alandır. Bu nedenle, grupların önceden telif ajansları veya Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü ile görüşmesi önerilir.


4.      İhlal Durumunda Hukuki Sonuçlar ve Tazminat Esasları

İzinsiz temsilin tespiti halinde eser sahipleri, FSEK'in çeşitli maddelerine dayanarak haklarını arayabilir. Maddi tazminat (Madde 68), sözleşme yapılmış olsaydı istenebilecek rayiç bedelin üç katına kadar çıkabilir. Rayiç bedel, oyun başına asgari tarifeler veya emsal profesyonel gösterimlere göre belirlenir. Örneğin, bir amatör grubun izinsiz sahnelenmesi, profesyonel bir tiyatronun benzer temsil bedelinin katlarıyla sonuçlanabilir.


Manevi tazminat (Madde 70) ise eserin izinsiz sahnelenmesi, adın belirtilmemesi veya değiştirilmesi gibi durumlarda devreye girer. Eylemin niteliği, ulaştığı kitle ve kusur derecesi dikkate alınır. Yargıtay kararlarında, manevi zararların geniş yorumlandığı görülür; zira eser sahibinin itibarını zedeleyen ihlaller ağır yaptırımlara yol açar.


Eser sahipliği karinesi de önemli bir araçtır; afişlerde, tanıtım materyallerinde veya resmi kayıtlarda adı geçen kişi, aksi ispatlanana kadar eser sahibi sayılır. Amatör grupların "yönetmen izniyle sahneledik" savunması, icracı hakları (Madde 80) bakımından geçerli olsa da, asıl yazarın temsil iznini ikame etmez.

Ayrıca, FSEK Madde 52 uyarınca mali haklara ilişkin tüm sözleşmelerin yazılı olması zorunludur; sözlü izin iddiaları genellikle ispatlanamaz ve geçersiz kabul edilir. Umuma açık mahallerdeki kullanımlar (Madde 41 ve 43) için önceden izin şarttır. İşlenme eserler – örneğin bir oyunun çevirisi veya uyarlaması (Madde 6) – ayrı korunur; amatör grupların bunları izinsiz kullanması da ihlal teşkil eder. Meslek birlikleri (MSG, MESAM vb.) ile yapılan lisanslar, tiyatro temsillerini genellikle kapsamadığından, doğrudan hak sahibinden izin alınması gerekir.


5.      Boğaziçi Üniversitesi Olayı

Bu hukuki çerçevenin en somut ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran yansıması, 2012 yılında Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO) ile ONK Ajans arasında yaşanan telif hakkı uyuşmazlığıdır. Olay, amatör tiyatro topluluklarının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) Madde 33 kapsamındaki temsil serbestisi hakkını kullanma girişiminin, yabancı eser temsilcilerinin katı yorumu karşısında nasıl kırılgan bir zemine oturduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu uyuşmazlık, yalnızca bir telif talebi olmanın ötesinde, eğitim kurumlarında kâr amacı gütmeyen temsillerin hukuki statüsüne ilişkin temel bir tartışmayı tetiklemiş ve Türkiye tiyatro camiasında uzun süreli bir farkındalık sürecine yol açmıştır.


Olayın hukuki seyri şu şekilde gelişmiştir: Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Bertolt Brecht’in “Sezuan’ın İyi İnsanı” adlı eserini eğitim prodüksiyonu olarak repertuvarına almış ve oyunu öncelikle kampüs içinde sergilemiştir. Ardından, geleneksel olarak katıldıkları TAKSAV Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali’nde temsili planlamışlardır. Festival programı kamuoyuna duyurulduktan kısa bir süre sonra, Brecht’in eser haklarını Almanya’da temsil eden Suhrkamp Verlag yayınevinin Türkiye’deki yetkili temsilcisi konumundaki ONK Ajans, toplulukla iletişime geçerek temsilin izinsiz gerçekleştirilmesi halinde yasal yollara başvurulacağını bildirmiş ve telif ücreti talep etmiştir.


BÜO, faaliyetlerinin FSEK Madde 33’te düzenlenen temsil serbestisi kapsamında olduğunu savunmuştur. Buna göre, temsil eğitim-öğretim kurumunda (üniversite), yüz yüze eğitim-öğretim maksadıyla, doğrudan veya dolaylı kâr amacı gütmeksizin gerçekleştirilmekte; bilet gelirleri yalnızca masrafları (dekor, kostüm vb.) karşılamak amacıyla kullanılmakta ve eser sahibinin adı mutat şekilde belirtilmektedir. Bu şartlar sağlandığı sürece, kanun koyucu tarafından mali hak ihlali oluşmayacağı açıkça öngörülmüştür.


ONK Ajans ise, özellikle yabancı eserlerde uluslararası temsilcilerin (Suhrkamp Verlag) direktifleri doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, bilet satışı yapılmasının temsili ticari nitelikli kıldığını ve dolaylı kâr amacı oluşturduğunu iddia etmiştir. Ajans, BÜO’nun itirazını kabul etmeyerek doğrudan Boğaziçi Üniversitesi yönetimiyle temasa geçmiş ve olası hukuki riskleri (tecavüzün men’i, tazminat talepleri) gerekçe göstererek müdahale etmiştir. Üniversite rektörlüğü, festivaldeki temsili riske atmamak ve idari yükümlülüklerini gözeterek, tek gösterim için yaklaşık 700 TL (bazı kaynaklarda farklı rakamlar gösterilmektedir) sembolik bir telif bedelini ödemeyi kabul etmiştir. Bu ödeme, fiilen temsilin gerçekleştirilmesini sağlamış olsa da, amatör tiyatro toplulukları nezdinde önemli bir emsal teşkil etmiştir.

Bu gelişme, tiyatro camiasında ciddi bir infiale yol açmıştır. Üniversite tiyatro kulüpleri, “Amatör Tiyatrolar Telifi Tartışıyor” başlıklı bir kampanya başlatmış; İstanbul Üniversitesi, İTÜ, ODTÜ, Dicle Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi gibi birçok kurumun toplulukları ortak bildiriler yayınlamış ve ONK Ajans’ın tutumunu kınamıştır. Kampanya kapsamında paneller düzenlenmiş amatör temsillerin teliften muaf tutulması gerektiği vurgulanmıştır. ONK Ajans ise savunmasında, telif haklarının eser sahibinin emeğine saygı olduğunu belirterek, talebin meşru ve sözleşmeye dayalı olduğunu ifade etmiştir.


Hukuki açıdan olay, FSEK Madde 33’ün yorumlanmasındaki temel gri alanları net bir şekilde ortaya koymuştur:

  • Bilet satışı unsuru: Sembolik veya masraf karşılayıcı nitelikteki bilet gelirleri, doğrudan veya dolaylı kâr amacı oluşturur mu? Doktrinde ve uygulamada ağırlıklı görüş, gelirin kâr dağıtımı amacıyla kullanılmaması halinde istisnanın geçerli olduğu yönündedir; ancak ajanslar ve uluslararası temsilciler bu unsuru ticari nitelik kriteri olarak yorumlamaktadır.


  • Uluslararası sözleşmelerin etkisi: Bern Konvansiyonu gibi uluslararası yükümlülükler, Türkiye’deki istisna hükümlerini (Madde 33) sınırlar mı? Türk mahkemeleri ulusal kanunu öncelikle uygulamakla yükümlü olsa da, yabancı hak sahiplerinin temsilcileri (ONK Ajans gibi) katı bir yaklaşım benimseyebilmektedir.


  • Eğitim kurumu ve maksat şartı: Üniversite kulüplerinin faaliyetleri eğitim-öğretim maksadına uygun kabul edilse de, festival gibi umuma açık platformlardaki temsiller bu sınırı aşar mı?


Olay sonucunda kanunda herhangi bir değişiklik yapılmamış olsa da, farkındalık artmış ve benzer uyuşmazlıklarda önleyici diyalog mekanizmaları teşvik edilmiştir. Günümüzde ONK Ajans gibi kuruluşlar, özellikle yabancı eserlerde katı bir tutum sergileyebilmekte; bu da amatör toplulukları risk analizi yapmaya ve önceden izin almaya yöneltmektedir.

 

6.      Sonuç

2026 itibarıyla FSEK'te köklü bir değişiklik olmamış Madde 33 hala aynı hükümleri taşımaya devam etmektedir. Ancak dijital çağın getirdiği yeni tartışmalar – örneğin online temsiller– kanunun yorumunu genişletebilir. Amatör gruplar için en güvenli yol, sahneleme öncesi ajanslarla diyalog kurmak veya Bakanlık'tan görüş almaktır. Hukuki danışmanlık, riskleri minimize edecektir.


Sonuç olarak, amatör tiyatro telif hakları karşısında savunmasız değildir; Madde 33 gibi istisnalar sanatın yayılmasını destekler. Ancak yargı kararları, emeğin korunmasını önceler. Bu denge, yazarın hakkını gözetirken sanatı beslemelidir. Eğer bir temsil planlıyorsanız, yasal çerçeveden haberdar olun; zira sanat, hukukun rehberliğinde daha özgürce akar. Kültürel zenginliğimiz, bu bilinçli yaklaşımla korunur ve büyür.

Örnek yargı kararlarına ve daha detaylı emsal içtihatlara ulaşmak için aşağıdaki listeye bakabilirsiniz.

 

Sanat Hukuku Enstitüsü

Proje Direktörü

Av. Belgin Melissa ÇELİK


 

Yargı Kararları

Yargıtay - 11. Hukuk Dairesi - 2013/1528 - 2013/17932 - 09.10.2013

 

 

 

KAYNAKÇA:

·       ONK Ajans'ın resmi açıklaması:

 

·       Üniversite Tiyatrolarının Telif Hakları Karşısındaki Durumu (Fırat Kuyurtar'ın analizi):

 

·       Amatör Tiyatrolardan Telif Sorununa Yönelik Bildiri ("Amatör Tiyatrolar Telifi Tartışıyor" kampanyasının ortak bildirisi)

 

·       Heinrich Böll Stiftung röportajı:

 

·       SULUK, Cahit; Telif Hakları ve Korsanlıkla Mücadele

 
 
 

Yorumlar


bottom of page