top of page
  • Zelal Gürses

Chat GPT Işığında Yapay Zeka ve Fikri Mülkiyet Hukuku

Giriş

Yapay zeka kavramı ilk kez 1956 yılında John McCarty tarafından atılmış olup ““zeki makineler ve özellikle bilgisayar programları yapma bilimi ve mühendisliği” şeklinde tanımlamıştır. [1] Zaman içerisinde teknolojinin de gelişmesiyle hayatın her alanına entegre olan yapay zekaların önemi ve kullanım alanı arttıkça tanımının da değiştiğini söylemek mümkündür. Dolayısıyla günümüzde “Yapay zekâ, bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrollü robotun, genellikle akıllı varlıklarla ilişkili görevleri yerine getirme yeteneği” olarak açıklanmaktadır. [2]


Yapay zekanın sıkça yararlanılan bir kullanım alanı ise Chat GPT’dir. Bu yapay zeka gündelik hayatta oldukça büyük bir yer kaplamasına rağmen; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, her ne kadar dönemin ihtiyaçlarına göre bazı zamanlarda güncellenmekte ise de henüz bu konuda bir düzenleme getirmemiştir. Bu sebeple 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) anlamında eser olarak kabul edilip edilemeyeceği ve bu ürünler eser olarak kabul edilirse eser sahipliğinin kime ait olacağı sorusu gündeme gelmektedir.


A)    Fikri Mülkiyet Hukuku ve Kapsamı

Fikri mülkiyet Hukuku’nun amacı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 1. maddesinde düzenlenmiştir: Bu Kanunun amacı, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir.”


Bu düzenlemenin kapsamını belirlerken ilk ele alınması gereken husus eser kavramıdır. FSEK uyarınca her fikri ürünün eser niteliğinde olamayacağı ve yalnızca bu niteliğe erişenlerin ilgili kanun doğrultusunda koruma kapsamında olacağı bilinmektedir. Bu durum FSEK m.1/B/a’da düzenlenmiştir: “Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri”.  Dolayısıyla, eser niteliği için kanun koyucu iki şart aramıştır: İlgili maddede sayılan eser kategorilerinden birinde bulunma -objektif esas- ve sahibinin hususiyetini taşıma -sübjektif esas-. Hususiyet kavramı kanunda tanımlanmamış olduğu için kanun koyucunun bıraktığı bilinçli kanun boşluğundan söz edilir ve bu unsurun varlığı, hakimin somut olaya göre yapacağı incelemelere yani hakimin takdir yetkisine göre tespit edilmektedir. Ancak çoğunlukla, hususiyetten söz edilebilmesi için “ortada fikrî bir çabanın ve faaliyetin, yaratıcı bir fikrî çalışmanın bulunmasının şart olduğu; sanatçının kişiliğinin ve fikirlerinin esere özellikle de üslubu aracılığıyla etki etmesinin gerektiği” kabul edilmektedir. [3]


Bahsedilen koşulları sağlayarak eser niteliği kazanan ürünler ise fikri mülkiyet hukuku kapsamında değerlendirilir ve eser sahipliği kavramı ortaya çıkar. FSEK m. 1/B/a ve 8/1 hükümleri uyarınca eseri meydana getiren kişinin o eserin sahibi olduğu söylenmektedir. Eser sahipliği; bir eser meydana geldiği anda, herhangi ek bir işleme gerek olmaksızın ortaya çıkmakta ve hukuk düzeni, eser sahibine mali ve manevi birtakım haklar tanıyarak koruma sağlamaktadır. [3]   FSEK m. 27/1 uyarınca bu koruma süresi, kamunun bilgiye erişim hakkı ve eser sahibinin, eseri üzerindeki hakları gibi menfaatler arasındaki çatışma gözetilerek belirlenmiştir; eser sahibi yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıldır. 


Eser sahipliği sıfatına kimlerin erişebileceği ise ayrı olarak ele alınması gereken bir husustur. Hukuki anlamda kişi kavramı, hukuk düzeninde haklara ve borçlara sahip olabilen varlıklardır ve Türk Hukukunda bunlar ikiye ayrılır: “Gerçek kişi ve tüzel kişi. Gerçek kişiler insanlarken tüzel kişiler ise, hukuk düzeni tarafından haklara ve borçlara sahip olma iktidarının tanınması ile belirli bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kişi veya mal topluluklarını ifade etmektedir. Tüzel kişilerin yaratıcı bir fikri çalışma ve çaba içerisinde bulanamayacağından yola çıkarak eser sahipliğinin aynı eser ortaya koymak gibi yalnızca gerçek kişiler tarafından mümkün olduğu söylenmektedir.” [3]  Ancak somut olay gerektirirse eserden doğan mali hakların tüzel kişi tarafından kullanılması mümkün olacaktır.


B)    Chat GPT ve Fikri Mülkiyet Hukuku ile Bağlantısı

Fikri Mülkiyet Hukuku’nun kapsamı ve eser ve eser sahipliği kavramları açıklandıktan sonra aralarındaki bağlantıyı ortaya koyabilmek adına Chat GPT’den bahsedilmelidir. Chat GPT, Open AI tarafından geliştirilen, yapay zekaya dayalı bir sohbet robotudur. Vermiş olduğu cevapları, algoritması sayesinde ulaşabildiği kaynakları derleyerek kişiye sunmaktadır. Bu sebeple de uzun araştırmalarla ortaya çıkabilecek zaman ve efor kaybını engellemesi sayesinde çokça tercih edilmektedir. Chat GPT, yalnızca bir sohbet robotu niteliğinde sade bilgi içerikli yanıtlar vermemekte, verilen talimatlar sonucu; resim, müzik, kitap, makale gibi ürünler de ortaya koyabilmektedir. Ancak bu ürünler pek çok açıdan tartışma konusu haline gelmiştir.


Chat GPT iddialara göre hem verdiği cevaplarda hem de meydana getirdiği ürünlerinde telifli eserleri izinsiz kullandığı gerekçesiyle yararlanılan eserlerin sahipleri bakımından telif hakkı ihlallerine yol açmaktadır. Bu ihlaller dolayısıyla açılan davalardan en biliniri ABD Yazarlar Birliği tarafından Open AI’a karşı açılan davadır.


Davanın sebebi Game of Thrones’a dair kamuya açılandan çok daha fazla bilginin ve telifli eserin izinsiz ve dolayısıyla hukuka aykırı olarak kullanılmasıdır. Davada bu durum detaylı bir şekilden açıklanmış ve OpenAI’dan telif hakkı ihlali sebebiyle yüksek miktarda tazminat talep edilmiştir. Bu dava henüz sonuçlanmamıştır ancak sonucunda yapay zeka ve fikri mülkiyet hukukuna dair bir bakış açısı oluşturacağı veya var olanı geliştireceği bellidir.


Chat GPT tarafından meydana getirilen ürünlere dair ana tartışmalar ve belirsizlikler de bu ürünlerin eser niteliğine sahip olup olmadığı ve bu eserler üzerinde kimin telif hakkına sahip olduğu konularındadır.


C)    Chat GPT Işığında Yapay Zeka ve Fikri Mülkiyet Hukuku Alanındaki Tartışmalar

FSEK uyarınca bir ürünün eser niteliğine sahip olması için arana iki koşul bulunmaktadır: Kanunda öngörülen eser kategorileri arasında olma ve hususiyet. Bu unsurları sağlayarak eser olarak adlandırılan ürünleri meydana getirenler de eser sahibidir. [4] Eser sahibinin yalnızca gerçek kişi olabileceği ve fikir ve sanat eserlerinin sahip olması gereken hususiyet, orijinallik ve yaratıcılık gibi değerlerin yalnızca bir insandan kaynaklanabileceği savunulmaktadır. Bu anlayış yalnızca Türk hukukunda değil, bazı uluslararası hukuk sistemlerinde de bulunmaktadır. Örneğin, doğa fotoğrafçısı David Slater’ın davasında da gözlemlenmektedir. Makak cinsi maymunları çekmek için gittiği Endonezya’da kamerasını bıraktığı yerde bir maymun kendi fotoğrafını özçekim şeklinde çekmiştir. Bu olayın üzerine ise fotoğrafa dair telif hakkının bu maymuna ait olup olamayacağı tartışmaları çıkmıştır. Hakim görüşe ve dava kararına göre de maymunların telif hakkına sahip olma ehliyeti bulunmadığı, sadece hukuki kişilerin eser sahipliğinden söz edilebileceği kabul edilmiştir.  Dolayısıyla bu görüşe göre yapay zekanın eser sahipliğinden söz edilemez.


Diğer yandan ise yapay zekanın oldukça geliştiği ve bu sebeple yapay zeka ürünlerinin de fikir ve sanat eserleri bakımından korunması gerektiği savunulmaktadır. Bu görüşü kabulün, yapay zekayı geliştireceği savunulmaktadır. Buna göre hususiyet unsuru yapay zeka tarafından da karşılanabilmektedir. Örneğin Chat GPT’ye yalnızca ana tema verilerek bir şarkı yazması talebinde bulunulduğunda, eriştiği kaynaklar arasından kullanacağı sözleri seçmesi ve bunları kendisinin derlemesi ile belirli bir yaratıcı faaliyete sahip olduğu ve kendi üslubunu ortaya koyarak hususiyet unsurunu karşıladığı savunulmaktadır.


Bu açıklamayı tamamen reddetmeyen fakat aksi bir sonuca varan görüşe göre ise yapay zekanın yansıttığı yaratıcılık, orijinallik ve hususiyet kavramları ile bir insanın sağladıkları arasında büyük bir fark bulunmaktadır. Dolayısıyla yapay zeka ürünlerindeki hususiyet unsuru hiçbir zaman FSEK kapsamına girebilecek seviyede olmayacaktır. [3] Bu görüşün kabulünde, eserlerin FSEK m.80 doğrultusunda korunması ve yapay zeka ürünlerini tespit edenin yapımcı olarak bağlantılı hak sahipliğinden söz edilebilir. [3]


Bu alandaki bir diğer görüş ise otonom özellikler sergilemese ve insan girdisi sayesinde bir ürün üretebiliyor olsa bile yapay zeka ürünlerinin, kanundaki mevcut düzenlemeler esas alındığında eser niteliğine sahip olmayacağıdır. Ancak buna rağmen bu ürünlerin korunması gerektiği ve bu sebeple en azından yapay zekanın yaratıcısı veya bu ürünleri meydana getirirken kendi hususiyetini yansıtmış kişilerin hak sahibi olması kabul edilmektedir. [4]


Sonuç


Yapay zeka her geçen gün insan yaşamında daha fazla yer almaya başlasa da Türk Hukuku’nda henüz bu alanda bir düzenleme yapılmamıştır. Bu sebeple bu makalede özel olarak ele alınan ve yapay zekanın bir görünümü olan Chat GPT kullanımı, fikri mülkiyet hukuku açısından birçok belirsizlik ve soruna sebep olmaktadır. Bu doğrultuda Chat GPT’nin meydana getirdiği ürünlerin eser sayılıp sayılamayacağı ve eser sahipliğinin kimde bulunacağı konularında çeşitli görüşler ortaya atılmış olup henüz bu boşluk doldurulmamıştır.


Kaynakça:

Comments


bottom of page