top of page

FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU KAPSAMINDA İŞLEME ESER

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Ece Arat
    Av. Ece Arat
  • 2 gün önce
  • 8 dakikada okunur

GİRİŞ

Eser kavramı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 1//B maddesinin a bendinde tanımlanmış olup bu tanıma göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan güzel sanat, sinema, ilim ve edebiyat eserleri ve musiki eserlerdir. Bu anlamda eser, eser sahibinin sanatsal, bilimsel, kültürel emeğini yansıttığı bir üründür.

 

Eser sahibinin meydana getirdiği eser üzerinde mali ve manevi hakları mevcut olup, bu çalışmada ele alınan işleme hakkı, FSEK kapsamında düzenlenen mali haklardan biridir. Kanun uyarınca işleme hakkı, bir eserden onu işlemek suretiyle yararlanma yetkisini ifade etmekte ve münhasıran eser sahibine ait bulunmaktadır. Bu hakkın kullanılması sonucu, asıl eserden bağımsız nitelik taşımayan, ondan faydalanılarak ortaya konulan yeni fikir ve sanat ürünü ise işleme eser olarak nitelendirilir. Nitekim FSEK m. 6 uyarınca; tercümeler, musiki aranjman ve düzenlemeleri, roman, hikaye, şiir ve tiyatro eserlerinin başka bir türe dönüştürülmesi, ilim ve edebiyat eserlerinin film hâline getirilmesi veya radyo ve televizyon yayınına elverişli bir şekle sokulması, eser sahibinin tüm ya da aynı türdeki eserlerinin külliyat hâlinde toplanması, belirli bir amaç doğrultusunda eserlerin derlenmesi, henüz yayımlanmamış bir eserin bilimsel çalışma ve araştırmalar sonucunda yayıma hazır hale getirilmesi, bilgisayar programlarının uyarlanması, düzenlenmesi veya değiştirilmesi ile veri tabanları üzerinde gerçekleştirilen işlemler ve asıl eser sahibinin haklarını ihlal etmeksizin yapılan diğer işlenmeler, işleme eser olarak kabul edilmektedir.

 

İŞLEME ESERİN UNSURLARI


1.İşleme Eser Asıl Eserden Bağımsız Olmamalıdır.

FSEK’te işleme eser kavramının tanımı yapılırken; asıl eserden istifade suretiyle meydana getirildiği ve yine aynı kanunun 6. Maddesi’nde asıl esere nispetle müstakil olmayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle yeni yaratılan ürünün, asıl eserin temel unsurlarıyla bağını koruması ve bu bağlılığın tereddütsüz şekilde tespit edilebilmesi gerekir. Yeni eserin şüphe gerektirmeyecek şekilde asıl esere bağlılığın tespit edildiği halde bu eser artık işleme eser olarak kabul edilecektir. Ancak asıl eserle olan ilgisi ilk bakışta anlaşılamayacak halde ve asıl unsurlardan bağımsızlık söz konusu ise; artık işleme eserden söz edilemeyecek, orijinal yahut özgün eser olarak adlandırılacaktır. Bu noktada esinlenme kavramına da açıklık getirmek gerekecektir. İşleme eserde asıl eserin somut hususiyetlerinden yararlanma mevcutken, esinlenmede yalnızca fikir veya üslup düzeyinde ilham alınmaktadır. Bu nedenle esinlenme suretiyle ortaya çıkan eser, asıl eserden bağımsız kabul edilir ve kural olarak eser sahibinin iznini gerektirmez.


2.İşleme Eser İşleyen Sahibinin Hususiyetini Taşımalıdır.

Söz konusu yeni eserin işleme eser olarak kabul edilmesi için; işleyen kişinin öz emeğinin ve şahsi özelliklerinin asıl esere eklenmesi gerekmektedir. Bu noktada alelade yapılmış kopya işlemleri veya üzerine emek harcanmadan yapılan aynen özetlemeler işleme eser niteliği taşımayacaktır. Bu unsurun aranması hem asıl eser sahibinin hem de işleyenin haklarını bir dengede tutmaktadır.

 

Bu noktada eserin hangi grupta meydana getirildiği de önem taşımaktadır. Zira musiki, sinema, güzel sanat, ilim ve edebiyat eserleri ayrı ayrı değerlendirilecek ve bu ürünlerin türleri de işleme eser niteliğinin var olup olmaması hususunda bir kriter olacaktır. Bir yazarın romanının filme uyarlamak için senaryo metnine dönüştürülmesi, hem asıl eser sahibi olan yazarın romanına bağlı kalınması hem de işleyenin öz düşünce sistematiğini şekillendirirken sanatsal yeteneğini ve emeğini ortaya koyması sebebiyle işleme eser kabul edilecektir. Öte yandan, yazarın çeşitli romanlarının bir araya getirilmesi ile oluşan derlemeler, oluşturan kişinin kendi fikriyle yaratılmadıysa işleme eserden söz edilemeyecektir. Aynı şekilde bir tercüme eserin işleyenin öz fikirleriyle çevrilmemiş olması veya bir roman özetinin yalnızca belli kesitlerin alınıp toplanmasıyla meydana gelmesi işleme eser unsuru oluşturmayacaktır. Yargıtay’ın görüşü bu noktada çok katı olmayıp; külliyat gibi yazarın halihazırda eserlerinden meydana getirilmiş yeni eserlerde işleyenin fikri özelliklerini yansıtması büyük ölçüde beklenmemektedir. Bu bağlamda, birtakım işleme eserlerde işleyenin fikri özelliklerinin aranıp aranmayacağı muğlaktır.


3.İşleme Eser Asıl Eser ile Aynı Grupta Yer Almalıdır.

İşleme eserin mutlaka asıl eserle aynı eser türü içinde kalması zorunlu değildir; ancak bu husus, öğretide ve Yargıtay kararlarında dikkate alınan önemli ölçütlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, tereddüde yer vermemesi bakımından işleme eserin çoğu durumda asıl eserin kategorik çerçevesinden tamamen çıkmaması ve asıl eserle olan bağlılığını koruması beklenir. Esasen belirleyici olan, tür birliğinden ziyade asıl eserle ilişiğin kesilmemesi ve yeni ürün üzerindeki bağlılığın somut biçimde sürdürülebilmesidir. Bir romanda betimlenen bir sahnenin ressam tarafından tablo haline getirilmesi, iki eserin farklı kategorilerde olması sebebiyle artık bağımsız eser niteliği taşıyacaktır. Öte yandan; ilim ve edebiyat eserleri ürünü olan romanın içeriğinin işlenerek bir senaryo metni haline getirilerek film çekilmesi, son tahlilde bir sinema eserine dönüştürülmesi, söz edilen şarta aykırı olup işleme eser sayılacaktır. Bu nedenle eserlerin aynı grupta olması kati bir şart olmayıp; somut olayın niteliğine göre değişiklik gösterecektir.

 

4.İşleme Eser Asıl Eser Sahibine Zarar Vermemelidir.

İşleme hakkı asıl eser sahibinin mali bir hakkı olmakla birlikte bu hakların ihlali halinde eser sahibinin manevi tazminat açma hakkı mevcuttur. Ancak, asıl eser sahibine verilen zarar yaratılan eserin işlenme olduğunu değiştirmez. Bu noktada sadece işleyenin, işlediği eser ile asıl eser sahibine verdiği zarardan dolayı cezai ve hukuki sorumluluğu mevcut olacaktır.

 

5.Maddi Kazanç Olmadığı Takdirde Asıl Eser Sahibinden İzin Almak Zorunlu Değildir.

Eser sahibinin manevi bir hakkı olarak; işleyen, maddi kazanç sağlamak amacıyla oluşturacağı işleme eser için asıl eser sahibinden izin almakla yükümlüdür. Bu noktada yalnızca izin almak yeterli değildir. İşlemekle görevli olan yeni eser sahibi; oluşturduğu eserin işleme olduğunu belirtmek ve asıl eserle olan bağlantısını künye ile göstermek zorundadır. Bununla birlikte izinsiz olarak meydana getirilen işleme, hukuken yok sayılmaz; işleyenin özgün katkısı bulunduğu ölçüde bağımsız korumadan yararlanmaya devam eder.

 

İşleyen kişi yarattığı eserden maddi kazanç sağlamayı hedeflemiyor ise burada işleme kabul görerek pasif işleme olarak adlandırılacak ve yaratan birey işleyen eser sahibi sayılacaktır. Bu halde, asıl eser sahibi bakımından mali veya manevi bir hak ihlali söz konusu olmayacaktır. Pasif işlemenin mali hak ihlali teşkil etmesi ancak, maddi kazanç amacı gütme doğrultusunda olmasa bile;  işlenen eserin kamuoyu ile paylaşılması halinde oluşacaktır. İzinsiz yapılmış olan işlemeler olan pasif işlemelerde, asıl eser sahibinin eserinin üzerine işlendiği belirtilmez yahut asıl eser değişikliğe uğratılarak oluşturulur ise manevi hak ihlali de doğacaktır.

 

İŞLEME HAKKININ KORUMA SÜRESİ

Mali haklara ilişkin koruma süresi, kural olarak eser sahibinin yaşadığı zaman zarfında ve ölümünden itibaren 70 yıl devam etmektedir. Koruma süresi devam ettiği müddetçe, eser sahiplerinin eserleri üzerinde münhasıran sahip olduğu hakların, diğer kimselerce kullanılması ancak eser sahibi yahut mirasçıları ile sözleşme yapılarak mümkün olmaktadır. FSEK m.48 gereğince eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve içerik bakımından sınırlı veya sınırsız, bedel karşılığı yahut ücretsiz olarak başkalarına devredebilirler. Mali hakları sadece kullanma yetkisi de diğer bir kimseye bırakılabilir. Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi FSEK m.52 hükmünce zorunludur.

 

Koruma süresi sona ermiş veya başka bir nedenle kamu malı niteliği kazanarak herkesin kullanımına açık hale gelmiş bir eserin işlenmesi durumunda, FSEK m. 52 kapsamında yapılacak sözleşmenin yalnızca işleyen ile akdedilmesi yeterli olacaktır. Bununla birlikte işleyen kişi, kamuya mal olmuş asıl eserin başkaları tarafından aynı şekilde kullanılmasını veya yeniden işlenmesini engelleyemez. İşleyenin koruma talep edebileceği alan, yalnızca kendi fikri emeğiyle ortaya koyduğu geliştirme, katkı ve ilavelerle sınırlıdır.

 

BİRDEN ÇOK BASAMAKLI İŞLEME

Basamak sayısının önemi olmamakla birlikte; gereken şartlar sağlandığı takdirde işleme eserin de işlenmesi mümkün olacaktır. Zira FSEK dahilinde buna engel teşkil edecek bir husus mevcut değildir. Bu tür zincirleme işlemelerde her yeni basamağın ticari amaçla kullanılması, yalnızca bağımsız asıl eser sahibinin değil, önceki basamaklarda katkı sunan tüm işleyenlerin de izin ve rızasını gerektirir. Öyle ki her bir işleme, kendinden sonraki işleme bakımından korunmaya devam eden bağımsız bir hak katmanı oluşturmaktadır.

 

Doktrine ve Yargıtay kararlarına göre; basamaklar halinde işlenen eserlerden en son elde edilen eserin mali haklarının geçerli olabilmesi için, o aşamaya kadar işlemiş bütün eser sahiplerinin ve en baştaki asıl eser sahibinin rızasının alınması şarttır. Buna dair FSEK 20/4 hükmünde; işlenme sahibinin, işlemenin serbest olduğu haller dışında, asıl eser sahibinin izni olduğu takdirde mali haklarını kullanabileceği belirtilmiştir. Birden çok basamaklı işlemelerde, bu hüküm uyarınca ilk işleme için asıl eser sahibinin izninin alınması gerektiği; ancak devamındaki işlemelerde artık asıl eser sahibinin izninin gerekmeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.

 

İŞLEME ESER ÜZERİNDEKİ MANEVİ HAKLAR

FSEK m. 14’te eser sahibinin manevi hakları düzenlenmiş olup söz konusu maddeye göre; bir eserin halka sunulması, yayımlanma zamanı ve tarzını eser sahibi kararlaştırır. Eserin halka sunulması aleniyet kazanmasıdır. Daha önce hiçbir şekilde dağıtılmamış yahut çoğaltılmamış eserin üzerinde yalnızca eser sahibi tasarruf edebilir. Eser sahibinin izni olmadığı takdirde hiçbir şekilde paylaşılmayan eser, kişinin ölümünden sonra da paylaşılamayacaktır.

 

Eserin eser sahibinin izniyle paylaşılmasını istediği tarihten önce veya sonra paylaşılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmesi sebebiyle hakkın ihlali sayılacaktır. Bu durumda, FSEK m. 58 ile düzenlenen cayma hakkı geçerli olacak olup; hak ihlali halinde eser sahibinin söz konusu sözleşmeden dönme hakkı saklı kalacaktır. Cayma hakkı; ilgili maddede “Mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir” şeklinde ifade edilmektedir. Burada süre bakımından yapılan ihlal, eser sahibinin hakkını gerektiği gibi kullanamadığı gerekçesiyle esaslı ihlal sayılacak olup; eser sahibinin cayması hukuka uygun olacaktır. 

 

FSEK m. 14/3, eser sahibinin manevi haklarını doğrudan koruyan temel hükümlerden biridir. Buna göre eserin paylaşılması, eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyici nitelik taşıyorsa, eser sahibi yalnızca asıl eserin değil, buna bağlı işleme eserin de alenileştirilmesini engelleyebilir. Aynı koruma işleme eser bakımından da geçerli olup, şeref ve itibarı zedeleyen hallerde işleme eser sahibinin de eserin kamuya sunulmasını önleme yetkisi bulunmaktadır.

 

İşleme eser bakımından manevi haklar, eser üzerindeki manevi haklar ile paralel olup; burada da işleme eser sahibi işlediği eserin halka arz edilip edilmeyeceğinin kararını münhasıran kendisi verecektir. Bu noktada işleyenin yetkisi, işleme eserini adlandırarak yahut takdirine bağlı olarak isimsiz şekilde halka tanıtmak yahut eserin içeriği hususunda bilgi vermektir. Burada işleme eser için önemli olan nokta, isimsiz şekilde paylaşma serbestisinin, işleme eser olduğunun anlaşılması ve ilan edilmesinin şart olması gerekçesiyle kısıtlanması gerektiğidir. Bu kısıtlama FSEK m. 15’in ikinci fıkrasında, “Bir güzel sanat eserinden çoğaltma ile elde edilen kopyelerle bir işlenmenin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerinde asıl eser sahibinin ad veya alametinin, kararlaştırılan veya adet olan şekilde belirtilmesi ve vücuda getirilen eserin bir kopye veya işlenme olduğunun açıkça gösterilmesi şarttır.” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre, işleme eser sahibi asıl eserden esinlendiğini ve buna bağlı olarak onun üzerinde tasarruf ettiğini, asıl eserin ismini ve işlenmiş olduğunu belirterek ilan etmekle yükümlüdür. Aksi halde eser sahibinin manevi hakları ihlal edilmiş sayılacaktır.

 

Adının ve işlendiğinin ilan edilmesi haricinde, işleme eser sahibinin şeref ve itibarını korumak adına; işleme eserde işleyenin isminde kısaltma, ekleme yahut değiştirme gibi işlemler için işleme eser sahibinin izni gerekmektedir. Aksi halde işlemlerin yapılması mümkün olmayacaktır. FSEK madde 16’da bu kısıtlama, “Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz.” Şeklinde ifade edilmiştir. Bu kısıtlamanın sebebi, şerefin ve itibarın zedelenmesini önlemenin yanında işleme eserin niteliğine zarar vermemektir.

 

İşleme eseri meydana getirmiş olan işleyen, işleyeceği zaman asıl eser sahibinden izin aldığı için, maddi haklar hariç olmak üzere, artık işleme eser üzerindeki manevi tasarruflarda asıl eser sahibinin yetkisi olmayacaktır. Bu serbesti FSEK madde 16’nın ikinci fıkrasında, “Kanunun veya eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işleyen, umuma arz eden, çoğaltan, yayımlayan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir.” şeklinde açıklanmıştır.

 

SONUÇ

İşleme eser, FSEK kapsamında asıl eserin üzerine bir başkası tarafından emek ve yetenek koyularak oluşturulmuş yeni bir eser anlamına gelmektedir. Güzel sanat, ilim ve edebiyat, sinema ve musiki eserleri, kendi içlerinde veya birbirleri arasında dönüştürülmek ve/ veya uyarlanmak suretiyle işleme esere konu olabilmektedir. Örneğin bir romanın tercümesi ya da sinema eserine dönüştürülmesi, FSEK kapsamında işleme eser olarak korunur.

 

İşleme hakkı, asıl eser sahibine ait mali haklardan biri olduğundan, asıl eser üzerinde gerçekleştirilecek her türlü uyarlama ve dönüştürme işlemi eser sahibinin izin ve rızasına tabidir. Bununla birlikte işleme eser üzerinde de işleyenin özgün katkısı oranında koruma doğar; bu sebeple hem asıl eser sahibi hem de işleme eser sahibi, eserin şeref ve itibarını zedeleyen veya ihlal teşkil eden kullanımlara karşı koruma talep edebilir.


Sanat Hukuku Enstitüsü

Yönetim Kurulu Üyesi

Av. Ece Arat



KAYNAKÇA:

Atar, Eray Aksın, “İşlenme ve Derlemelerin FSEK Kapsamında Eser Olarak Korunabilmesi İçin Gereken Şartlar”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 33, S. 3, 2025, s. 1881-1919.

Eliri, İsa, Sanat-Tasarım Dergisi, C. 1, S. 2, 2010.

Erdil, Engin, Fikir ve Sanat Eserleri Hakkında İşleme Eserler, İstanbul, Beta Yayıncılık, 2003.

Sarıdağ, Orhan Gazi, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, C. 0, S. 40, 2019.

Suluk, Cahit, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul, Seçkin Yayıncılık, 2020.

Yünlü, Levent, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, C. 23, S. 1-2, 2002.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page